“Köpek annesi” Siyonist aklın eseri!
- GİRİŞ04.05.2026 08:58
- GÜNCELLEME04.05.2026 08:58
Bütün büyük imparatorluklar ve tarihe damgasını vuran uygarlıklar, “insan kalitesiyle” yükseldi.
Roma, Osmanlı, Britanya İmparatorluğu’nun en güçlü olduğu dönemlerde eğitimli, disiplinli, motive ve yeterli insan kaynağı vardı.
En büyük gücün “insan sermayesi” olduğunun farkında olan ve şu sıralar “imparatorluk” söylemine sarılan Amerika, 20 Kasım 1967’de ilginç bir törene imza attı.
Doğum, ölüm, göç gibi ortalamalara göre çalışan ABD Nüfus Sayım Bürosu’na ait “nüfus saati” o gün, Amerika’nın nüfusunun “200 milyona” ulaştığını gösteriyordu.
Ticaret Bakanlığı’nda düzenlenen bu mutlu törene katılan ve mekanik nüfus saatinde “200 milyon” rakamını gördükten sonra 10 dakikalık bir konuşma yapan dönemin ABD Başkan Lyndon B. Johnson, Amerika’nın önümüzdeki yüzyılda karşı karşıya kalacağı temel sorunun “Büyük bir ulus olacak mıyız?” olduğunu belirtiyordu…
Katılımcılar ise “mutlu bir kilometre taşı” olarak gördükleri bu anı şampanyalar eşliğinde kutluyordu.
İşin ilginç yanı ise…
Kendi nüfusu yükseliyor diye içkili kutlamalar düzenleyen Amerika, aynı dönemde devreye aldığı “nüfus planlaması” kampanyalarıyla başta Avrupa’dakiler olmak üzere ileride kendisine “rakip” olacağını düşündüğü ülkelerin “nüfus artış hızını” durdurmaya çalışıyordu.
Dünya nüfusunu azaltmak için başlatılan bu kirli kampanyanın başında ise o dönemde “ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı” olan “Yahudi” siyasetçi Henry Kissinger vardı.
Dünya nüfus artışının, ABD’nin ulusal güvenliği ve ekonomik çıkarları üzerindeki etkilerini araştıran Kissinger’in hazırladığı ve ABD Hükümeti'ne sunduğu “40 sayfalık” gizli rapor ise oldukça ilginçti.
Aralarında Türkiye, Pakistan, Bangladeş gibi “Müslüman ülkeler” ile Meksika gibi “ABD'ye sınır” ülkelerdeki "nüfus hareketleri"ni inceleyen Kissinger, dünya nüfusunu azaltmak için şu "tavsiyeler"de bulunuyordu:
1- Kadının eğitimine ağırlık verilmeli!
2- Kadının çalışması teşvik edilmeli!
3- Kadınlara, doğum kontrol yöntemleri öğretilmeli!
4- Çocuk ölümleri azaltılmalı!
5- Yaşlılara sosyal güvence sağlanmalı!..
“Eğitimli kadın az çocuk yapar” diye düşünerek “stratejisi”ni bunun üzerine geliştiren ve bebek ölümleri azaltılarak “çocuğum ölürse” kaygısının ortadan kalkacağını, insanların da 1-2 çocukla yetineceğini kestiren Siyonist Kissinger, “Yaşlılara sosyal güvence” sağlama çabasının gerekçesini ise şöyle açıklıyor:
“Özellikle geri kalmış ülkelerde, çok çocuk, anne-babalar için bir gelecek güvencesidir. Çocuklar büyüyünce, anne-babalarına bakarlar. Bu da, ‘nasıl olsa ileride bize bakarlar’ gerekçesiyle anne-babaları, çok çocuk yapmaya sevk eder. Eğer, hükümetler yaşlılara sosyal güvenceler sağlar ve onları gelecek endişesinden kurtarıcı tedbirler alırlarsa, bu durumda, anne-babalar da çok çocuk yapma düşüncesinden vazgeçer. Çünkü geleceğinin güvencesi, artık çocukları değil, devlettir!"
Evet!
1974 yılında Henry Kissinger tarafından hazırlanan ve ABD Başkan Gerald Ford tarafından 1975’te resmi ABD politikası haline getirilen “Ulusal Güvenlik Çalışma Muhtırası 200” (NSSM 200) adlı bu “gizli rapor” maalesef aradan yarım asır bile geçmeden amacına ulaştı.
Kadınlar “kucaklarında bebeklerle” değil, “kucaklarında köpeklerle” dolaşsınlar diye Siyonist zekâ ile hazırlanan ve “aile planlaması”, “doğum kontrolü” gibi uygulamalarla hayata geçirilen “nüfus azaltma stratejisi” neticelerini verdi.
Artık kızlarımız bir “iş” bulup çalışmaya başladıkları, yani “ekonomik özgürlükleri”ni kazanıp “kendi ayakları üstünde” durdukları için evliliğe pek sıcak bakmıyorlar!..
Ne yazık ki “genç delikanlılar” da özellikle “zinanın” ulaşılabilir olması nedeniyle eskisi gibi evliliğe yaşanmıyor.
Bu yüzden de “nüfus azalıyor!”
Uzmanlar, nüfus artışının durma noktasına geldiği Türkiye’de, 2040 yılından sonra artık “nüfus azalması görüleceği”nden endişe ediyor.
Önce Avrupa’yı bir “ihtiyarlar kıtası” haline getiren, şimdi de Türkiye’de alarm zillerinin çalmasına sebep olan bu Siyonist planı, henüz iktidara geldiği ilk yıllarda gören Başkan Recep Tayyip Erdoğan, 2007 yılından beri her platformda “en az 3 çocuk yapın” çağrılarını sürdürüyordu.
“Eğer Türkiye’yi seviyorsanız, bu milleti seviyorsanız, bu ülkenin nüfusunu diri tutarsınız, genç tutarsınız. Aksi takdirde Batı’nın şu anda ağladığı gibi, yarın biz de ağlamaya başlarız” diyerek, endişelerini dile getiriyordu.
2 Mayıs’ta, İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı”nda konuşan ve imzaladığı genelge ile 2026-2035 arasını “Aile ve Nüfus On Yılı” olarak ilan eden Başkan Erdoğan, nüfusun hızla azaldığını, evlilik yaşının yükseldiğini ve boşanmaların arttığını belirterek, bu tablonun “milletin geleceği adına endişe verici” olduğunu belirtti...
Ayrıca!..
Yıllar önce “3 çocuk” çağrılarına ideolojik körlükle bakanların bile bugün hakkı teslim etmek zorunda kaldığını söyledi.
Tabii bu arada ilginç bir gelişme yaşandı.
Başkan Erdoğan’ın “aileyi yeniden ayağa kaldırmak”, “milli güvenlik sorunu haline gelen nüfus hızını” yeniden yükseltmek ve “nesli korumak” için devreye soktuğu “Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Belgesi”ni gören Siyonist akıl, bir kez daha panikle devreye girdi.
Bosch Türkiye’nin sözde “Anneler Günü” için hazırladığı reklâmında köpekler “çocuk” olarak sunulurken, dinimizin cenneti ayaklar altına serdiği anneler ise “köpek annesi” olarak lanse edildi.
“Tam bi' anne hikâyesi” başlılığıyla yayınlanan zaman ayarlı rezil reklâm sonrası kamuoyunda infial oluşurken…
Tıpkı 50 yıl önce kadınların kucağından çocukları alıp yerine köpek vermeyi öğütleyen “NSSM 200” adlı raporun arkasından Yahudi Henry Kissinger’in yer alması gibi…
Çocuk doğurmak yerine “köpek annesi” olmak fikrini empoze etmeye yönelik Boch’un skandal reklâmını hazırlayan “Medina Turgul DDB Reklam Ajansı”nın CEO'su Jeff Medina da Sefarad Yahudisi bir ailenin çocuğu çıktı.
Hadi gelin de şimdi bu yaşananlara “tesadüf” deyin!..
Yorumlar2