Yine aynı senaryo
- GİRİŞ18.05.2014 12:09
- GÜNCELLEME18.05.2014 12:09
Yine yakıp yıkmalar, yine molotofkokteylleri.. Güya ölümleri protesto ediyorlar.. "Koyun can derdinde, kasap et derdinde." O hesap, birileri Somali madencilerin kan ve gözyaşları üzerinden siyaset yapmaya çalışıyor.. Yine her zamanki gibi BBC, CNN erketede bekliyorlar.. Biz bu filmi daha önce görmüştük.. Maden işletmesinin sorumlularını kimse tartışmıyor.. Neden acaba.. Peki sözkonusu başbakanı istifaya çağırıyorsanız, sözkonusu maden ocağının patronu ile röportaj yapıp övgüler düzen medianın patronunun da istifa etmesi gerekmez mi! Hadi o röportajları yapan gazeteciler istifa etsin! Bunu istiyorlar mı? Onların dertleri başka, "üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek" asıl düşünceleri.. Bir kamu görevlisi ile bir provokatörün kavgası, iktidarın adamlarının Somali maden işçilerinin ailelerine saldırması şeklinde takdim ediliyor.. Halkı kışkırtıp sokağa dökmek istiyorlar.. Yine sosyal mediayı kullanıyorlar.. Bindirilmiş kıtalar, bir yandan meydanlara, üniversite kampuslarına ve olay yerine gönderiliyor.. Bilgi sahibi olmadan kanaat sahibiler.. Akıllarından daha büyük öfkeleri var.. Daha fazla kan, daha fazla gözyaşı istiyorlar.. * Bu olayların geri teptiğini görmek, anlamak istemiyorlar.. Evet, bu olayların, tam da çok önemli bazı" dış gezilerin öncesine denk gelmesi düşündürücü. Cumhurbaşkanı Çin'e gidecekti mesela.. Gezinin yıldönümü öncesinde bir yerlerde bir şeyler olması gerekiyordu. Paralel dinin kehanetçileri, aba altından sopa göstermeye başlamışlardı.. Paralel devletin kalemşorları mesaj veriyorlardı, yakında olacaklar hakkında.. Zaten 2030'a kadar olacak her şeyi biliyorlar.. Mavi Marmara'nın yıldönümü 31 Mayıs 2010. Taksim Gezi Parkı olayları 28 Mayıs 2013'de patladı.. Onlar 28 Mayıs'a hazırlanıyorlar, biz 31 Mayıs'a.. Bu Soma olayında bilinen bir çok gerçek yanlış. Muhsin Yazıcıoğlu suikastında da, "yaralı getiriliyor" haberleri yayılmıştı. Günlerce trafo yalanı ile oyalandık. Trafoda bir patlama filan yokmuş.. Hâlâ da sapasağlam yerinde duruyormuş. Bakan da trafo kuşkusunu dile getirdi günlerce. Peki bu yalanı kim niçin uydurdu.. Trafo değilse ne? Gerçekten yaşam odaları kullanılır durumda değil mi idi. Sabotaj ise, niçin Zonguldak değil de Soma mesela.. CHP'nin, meclis çalışmalarını engellemek için Soma ile ilgili araştırma önergesi vermesinin bu olayla bir ilişkisi var mı? Soma olayını istismar eden birileri nasıl bu kadar kolay organize oldular ve bölgeye intikal ettiler. Mediaya bu yalan haberleri sızdıranlar kimlerdi.. İlk günden itibaren devlet oradaydı.. Yardım ekipleri oradaydı., iyi bir dayanışma örneği sergilendi. Kuşkusuz bunların hiç biri gidenleri geri getirmeyecek.. Soma faciasının üzerinden neredeyse bir hafta geçti. Suçlu, sorumlu, kusurlu olan kim, kimler. Merkezi hükümet mi? Yerel bürokrasi mi, ocak yetkilileri mi, ocak işletmecisi mi? Ya da çalışanlardan biri mi? Her şey mümkün.. Bir otobüs kazası düşünün.. Otobüs kazası şoför hatası yüzünden olabilir.. Zincirleme bir kazada, onlarca araç birbirine girebilir. Farzedelim 40-50 ölüm olan bir kaza.. Ansızın yola çıkan biri de bu kazaya sebeb olabilir.. Şoför hatası da.. Arabada bomba da patlamış olabilir.. Otobüsü yapan firmanın kusuru ölüm ve yaralı sayısının artmasına sebeb olabilir mesela.. Kazadan sorumlu olmasa da kaza sonucu can kaybının artması otobüs üreticisi firmanın sorumluluğunda olabilir.. O otobüsü üreten firmanın yönetimini mi, Türkiye'deki distribütörünü mü, aracın trafiğe çıkmasına izin veren yetkiliyi mi sorumlu tutacaksınız.. Bu araçlarda bir hata varsa ve bakan bu araçların alınması için baskı yapmışsa, bakan da sorumlu olabilir. Başbakan ya da Cumhurbaşkanı niye suçlu olsun.. Şoför uykusuzsa işletme ya da denetim yetersizliğini konuşabiliriz. Bütün kusur şoförde de olabilir.. Karayolunda da hafa olabilir. Ya da karayolunda bir çökme de bu kazaya sebeb olabilir.. Yola ansızın çıkan bir vahşi hayvan da bu kazaya sebeb olabilir.. Arkadan gelen aracın ötekine çarpması sonucu oluşan ölüm vakasında ABS çalışmamış olabilir ya da kemer takmadığı için ya da yaşam balonu açılmadığı sebebiyle feci bir ölüm gerçekleşmiş olabilir. Yangını söndürmek için tüp çalışmamış da olabilir. Yangın tüpünün bakımını yaptırmadığı için araç sahibi de sorumlu olabilir.. Evet, bu ve buna benzer daha onlarca soru üretebiliriz. Maden kazası da öyle.. İşçi, usta, yönetici, müteahhit, yerel bürokratlar, politikacılar, herkes sorumlu olabilir.. Meslek odaları, STK'lar, üniversiteler ve basın olarak biz, bu olay öncesi ve sonrası görevimizi tam olarak yaptık mı! Haydi me' dia patronları da istifa etsinler o zaman! Sahi CNN patronu ya da Amanpour filan da istifa etmeleri gerekiyor mu idi. Gezi gerçekleri ortaya çıktıktan sonra.. Ve tabi sabotörler de.. Suret-i haktan gözükerek, halkı iktidara karşı kışkırtmaya çalışanların bizzat kendileri bu felaketin sorumlularının işbirlikçileri, yardım ve yatakçıları olabilir.. Başbakana küfretmek, saldırmak özgürlük, provokatöre saldırmak suç diye bir tanım olamaz. Kim kime saldırıyorsa, o suçludur.. Düşmüş bir adama, suçlu da olsa, tekme atma da kabul edilemez. Kişisel bir kavgayı, devletin Soma felaketzedelerinin ailelerine saldırı gibi göstermek de, aynı şekilde bir saldırıdır ve derin, paralel, malum media bu süreçte yine Gezidekine benzer bir rol üslenmişlerdir.. Fransa'da yaşayan bir iş adamı Zaman gazetesinin internetteki Fransa'da yayınlanan Fransızca bültenleri ile Türkçe bültenlerindeki Soma ile ilgili haberlerin arasındaki farkı tercüme edip göndermiş.. Gerçekleri çarpıtarak, nasıl kışkırtıcı bir dille, kendi ülkeleri aleyhinde dışarıda bir kampanya yürüttüklerini gösteren ilginç bir belge bu yayınlar.. Neyse toplum bu yalanlara karşı şerbetli.
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol