İnsana mektup
- GİRİŞ27.11.2011 11:48
- GÜNCELLEME27.11.2011 11:48
İnsan, sana bu mektubu yazıyorum, kendime yazdığım mektuplardan biri olarak. Seni sana, beni bana, onu ona anlatıyorum:
Soluk alıyor. Tüketiyor havasını gezegenin. Toprağını deşiyor, suyunu içiyor pınarların. Yeri kazıyor, madenlerini karıştırıyor dehlizlerinde dünyanın. Düştüğünü düşünüyor şimdiki yaşam alanına. Göklerden geldiğini sanıyor. Yerden bitmiştir belki de. Emiyor, sömürüyor, büyüdükçe büyümek istiyor. Her şeye hakkı olduğunu sanıyor. Her şeyin sahibi olma hakkına da. Tutunmuş, bedenine, geçmişine, kültürüne, inancına, parasına; gelmiş ya dünyaya bir daha gitmek istemiyor. Gidici oysa. Baki kalan hoş bir seda. Böğürüyor. Koca bir gürültü geliyor, dünya denen fesat kazanından. Çıkar, ikiyüzlülük, gizli hesap, nefret kaynıyor.
Senden utandığım çok oluyor insan! Kendimden utandığım! Nasıl bu kadar saygısız, nasıl bu kadar vurdumduymaz, nasıl bu kadar hayata saygı duymaz olabiliyorum? Ben insan, beninin odağında, kendinden olmayana çamur sıçratan, dünyayı cehenneme çevirmek için gelmiş. Hala cennete benzer yerleri kaldı mı dünyanın. Dünyadaki bütün cennetler cehennemimiz için boş arsalardır, hepsi de cehenneme dönüştürülmelidir. Cehennemler yükseldikçe rahat ediyor insan. Sen cehennemsin ey insan teki! Ben de senin cehenneminim. İnsanın adı bundan sonra zeban” olsun. Zebanımızda zebanedir insan. Ateştir verdiği dünyaya: Herakleitos'un ateşi değil ama. Kokmuş, pörsümüş, hayatı yok eden bir ateş.
Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
Ahmet İnam / Akşam
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol