Korkudan korkan parmak kaldırsın

  • GİRİŞ12.01.2012 09:41
  • GÜNCELLEME12.01.2012 09:41

Cesaret hemen her kültürde bir erdem sayılır. Peki, nedir cesaret? Korkusuzluk. Aristoteles'in dediği gibi, ölçülü korkusuzluk elbette. Düşüncesizce bir gözü peklik değil elbette. Cesaret, akıllı olmayı, bilgili olmayı gerektirmez mi? Korkunun bizi edilgin kılan gücünden kurtulmak değil midir? Öyleyse nedir korku? Neden korkuyorum? Korku neden var? Yiğitlik, gözü kapalı bir yiğitlik değilse biraz da korkunun ne olduğunu bilmekle başlamaz mı?
Nasıl anlayacağız korkuyu? Korkudan korkmayarak. Peki, nasıl korkmayacağız korkudan? Korkuyu anlayarak. Korkuyla başa çıkma döngüsü bu. Korkuyla başa çıkacağız ama korkuyu yok etmeyeceğiz. Korku bize lazım.
Korku, güzel Türkçemizde kor kökünden geliyor. Korumakla ilgili. Korku bizi korur, biz korkuyu koruyabilirsek. Hangi korkuyu korumalı? Korkular rengarenk. Bu renkleri öncelikle iki öbeğe ayırabiliriz: Habis korkular, selim korkular.  Bir başka deyişle kötücül, kötü huylu (Eski Yunanlılar kakoethes derlerdi, kakos ve ethos kötü ve huy sözcüklerinden!), iyicil, iyi huylu (evethes) korkular. İyi huylu korkulardan korkmayız, onlara karşı fobofobia (Korku korkusu!) geliştirmeyiz.
***
 Habis korkular, bizi ele geçiren, savuran, korkutan, zaman zaman dehşet veren, hasta eden korkulardır. Eski Yunan'ın Fobia'sı, kaçırtan, boğan korkudur. Korku tanrısı Fobos, kendisine tapanların düşmanlarına korku salar, onları bozguna uğratır. Savaş tanrısı Ares'le aşk tanrıçası Afrodite'nin oğludur. Demek ki, korkuda aşk ve savaş vardır. Sevdikleriniz uğruna savaş! Acaba öyle mi? Korkunu mito-analizini bir açıdan yapmaya kalktığımızda, korkudaki savaşı anlayabiliriz de korkunun anası neden aşktır? Aşktaki korkuyu anlayabiliriz de, korkudaki aşkı nasıl anlayacağız? Bu yazı bu soru odağında yürüyecek.

Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz


Ahmet İnam / Akşam

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat