Çin Setti'nden Atlas Okyanusu'na
- GİRİŞ17.03.2013 09:45
- GÜNCELLEME17.03.2013 09:45
Daha on yıl önce dış dünyada itibarsızlıkta gerilerde kuyruğun en sonunda zurnanın son deliği bile olmayan Türkiye'yi bugün dünyanın on saygın ülkesi arasına katabilmek öyle kolay bir iş olmasa gerek.
Tabi burada AK Parti hükümetlerinin ve Başbakan Erdoğan'ın da Davutoğlu'na sağladığı imkânları, fırsatları ve desteği unutmamak lazım. Arkasında güçlü bir hükümet, saygın bir Başbakan olmasaydı belki bu başarıyı yakalaması imkânsızdı.
Asya, Avrupa, Afrika, Amerika ve Türkiye arasında dur durak bilmeyerek mekik dokuyan, dış diplomasiye ve dünya politikasına hâkim böyle bir Dışişleri Bakanı daha bu ülkeye gelmedi.
Daha düne kadar endişe tüccarlığı yapmaktan başka bir marifeti olmayan içe kapalı dış politikamız bu gün atılgan, girişken bölge ve dünya meseleleriyle yakından ilgilenir ve bazılarına vaziyet eder hale geldi.
Özellikle Balkanlar'da, Kuzey Afrika'da, Kafkaslarda, Orta Asya ve Ortadoğu'da Türkiye'yi hesap etmeden bir iş görmek, bir operasyon gerçekleştirmek adeta imkânsız. Türkiye imkansızı başardı.
Bu bölgeler daha önceleri astığım astık kestiğim kestik politikaları sürdüren dış güçlerin istedikleri gibi hareket ettiği yerler olmaktan çıkmakta, Türkiye güçlenip kuvvetlendikçe, kendi ayakları üstünde daha sağlam durabildiği sürece kısa zaman süresinde bu ülkelerde değişecek ve farklılaşacaklar.
Avrupa Birliği, ABD, Rusya, Çin'in elinde bilardo topu gibi oynana dünyanın bu bölgelerin uyanması, ayağa kalması ve bir birlik haline gelip güç olmasıyla mutlaka mevcut dengelerde bozulup değişecek.
Davutoğlu yalnız Türkiye'nin Dışişleri Bakanı gibi değil, tüm bu bölgeleri kucaklayan, kuşatan dış politikasıyla onlarında hak ve hukuklarını savunan bir Türkiye'nin Dışişleri Bakanı olarak davranması tüm bu dost ve kardeş ülke hükümetlerine ve halklarına derin bir güven veriyor.
Türkiye kendi kabuğuna çekilmiş, ulusalcı dış politikalarının yerine daha atılgan, daha sorumluluk taşıyan, daha adil, daha ahlaki ve insancıl politikalar üreterek hem bölgemizin, hem dün bir ve beraber olduğumuz halkların ve hem de dost ve kardeş milletlerin gözünde lider bir konuma yükseliyor.
Bu yükseliş bu bölgelerde hesapları olan devletleri ve şer güçleri olağanüstü rahatsız ediyor. Türkiye'nin başına sarılan PKK ve Suriye sorunu da içteki ve dıştaki şer güçlerin doğurduğu, beslediği, koruyup kolladığı Türkiye'nin önünü kesme operasyonu olduğu artık herkesin malumu.
Kürt sorununun halliyle inşallah PKK sorunu da ortadan kalkarsa, önümüzde bir Suriye sorunu kalıyor. Eğer, Türküyle Kürdüyle bütün Türkiye el ele verir, omuz omuza dayanışma içinde olduğunda Türkiye'nin önünde kimse duramaz. İnşallah o zaman en kısa zamanda Suriye sorunu da çözülebilir.
Türkiye'yi durdurma, önüne geçme, çelme takma, fitne çıkarma hareketleri duracak mı? Elbette hayır. Bir yandan İsrail ve ABD, bir yandan bazı dost bildiğimiz komşularımız yine bildikleri usullerle kendi bildik ayak oyunlarını oynayacaklar.
Bazıları Maliki Irak'ını, bazıları Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan'ı başımıza saracaklar. Bunlar tabii ki, moralimizi bozacak, canımızı sıkacaklar ve hızımızı kesmeye çalışacaklar.
Feleğin kaç çemberinden geçen güçlü bir Türkiye önce en yakın komşuları ve kardeş ülkeleriyle kuracağı birlik ve beraberliklerle, daha sonra daha güçlü topluluklarla bu zorlukları da aşacaktır.
Ülkelerin sınırları herkesin kendi sınırlarıdır. Ama aramızdaki tüm suni sınırlar kalkacak, gümrük kapıları kalkacak sınırsız ve sınıfsız bir selam yurdu, hepimizin hasretle beklediği kardeşlik yurdu olacaktır.
Türkiye dış politikasının diktiği fidanlar meyve vermeye başladığında Karadeniz, Marmara, Egedenizi, Akdeniz, Kızıldeniz, Hazar Denizi, Basra Körfezi, Umman denizi yeniden kardeşlik ve barışın suları olacaktır.
Yeni Türkiye'nin mimarı Başbakan Erdoğan, Davutoğlu ve AK parti kadroları hem ülkemizde hem bölgemizde sessizce bir devrim gerçekleştiriyor.
Ülkemizdeki ve bölgemizdeki bazı hipermetropların avazlarının çıktığı kadar bağırıp çağırmalarına, ortalığı velveleye vermelerinin tek sebebi Türkiye'nin kabuğunu kırıp kendi kimlik ve eksenine geri dönmesidir.
Herkes inancının, imanının ve yüklendiği misyonun gereğini yapıyor. Allah bir şeyi murat etmişse onun önüne geçilmez. Köpeklerin havlaması bulutlara zarar vermez.
arfltnbs@hotmail.com
Yorumlar6
-
Abdullah
12 yıl önce
Şikayet Et
Dalkavuk !.... Yazar nerede, nasıl yanlış ve asılsız yazmış onu eleştiriniz bey efendi. Esas dalkavukluk hiçbir fikir ve görüş ortaya koymadan kuru kuruya itiraz etmek ve birilerini karalamak, kötülemek ve ona hakaret etmektir.
Erdoğan ve Davutoğlunun başarısını dünya biliyor, konuşuyor ve söylüyor. Sen de kabul etmeyebilirsin ama, hakaret etmekle de bu başarıyı engellemiş olamazsın. Ancak gözlerini hakikate kapatmakla dünyayı kendine zindan edersin. O kadar.
yazıda söz konusu olan Türkiye'nin başarısı ve geleceği... Bunu göremeyecek kadar basiretin kapalı ise Allah yardımcın olsun derim.
Yazarın bir umudu, hayali, ufku, düşünce ve gelecek tasavvuru var. Peki, senin hakaret ve itirazdan başka neyin var.Kocaman bir HİÇ.
Doğruyu, doğru sözü savunmak dalkavukluk ise sizin yaptığınız nedir?
Negatif enerji ve nefret üreten bir taraf olduğunuz belli...
Umutvar olanlar, bir davası olanlar kazanır dostum nefret üretenler değil.
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
mustafa akgül
12 yıl önce
Şikayet Et
ufkunu sevsinler senin.bu senin yaptığının adı. halk dilinde dalkavukluktur.sanamı kaldı yazarı savunmak?
Beğen
Cevapla
-
Abdullah
12 yıl önce
Şikayet Et
Ufuksuzlara Allahtan Akıl fikir diliyorum. Ufku Çin Settinden Adriyatik değil, Atlas Okyanusuna kadar uzanan herkese selamlar. Ufuksuzlara da Allah basiret versin.
Ortada evet Kanuni yok ama kanuninin torunları var.Osman bey de bir Oba ile başladı Osmanlıyı kurmaya
Altunbaşın fikir ve düşüncelerine aynen katılıyorum.
Bazı yorumcu arkadaşlar acaba neden gocunuyorlar. yazar kimsenin tavuğuna kiş demiyor.
Allah dilerse her şey olur. Kanuni olmasa da olur. Engel olmak isteyenler, it gibi havlasalar da olur. Ama bulutlar rüzgarın estiği yöne doğru gider.
Beğen
Cevapla
Toplam 2 beğeni
-
mustafa akgül
12 yıl önce
Şikayet Et
hocam aşmışsınız gene,bu yazıyı okuyan kanuni sultan süleymandan. bahsettiğinizi sanır.o son cümlede hiç yakışmamış,ozaman adama derlerki,sahibine güvenerek havlayan köpeğin sahibi öldüğünde hali ne olur.gerçi o tür köpekler hemen yeni bir sahip edinirlerya neyse.
Beğen
Cevapla
-
asil çığlık
12 yıl önce
Şikayet Et
haklısınız. çok doğru ve güzel yazmışsınız kaleminize sağlık yazınıza aynen katılıyorum
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle