Otur oturduğun yerde hocam kaşınma!
- GİRİŞ19.03.2013 09:12
- GÜNCELLEME19.03.2013 09:12
Güpegündüz insanları düşünmeye davet ederken insanları dümdüz ettiğinin, "Düşünün" diyerek damarlara isyan bastığının farkındamısın? Bu ne cüret, bu ne isyan, bu ne haddi aşma böyle. Yapma Cavit, uslan biraz. Yoksa, şimdi haykıracağım haa. Sonra sağır sultan duyacak, dağlar isyan çiçeklerine durup öfkemle uyanacak.
Sokakta Molotofların, silahların, bombaların konuştuğu, gençlerin dağlara heveslendiği, şehirlerde canlı bombaların turladığı, adına da savaş denildiği bu kirli alemde sen bizi tertemiz düşünmeye davet ederek ne kadar refüze ettiğinin farkında mısın?
Mücahitlerimizin mütahit, hatiplerimizin demegog, en ideal gençlerimizin tüccar olup babasının eşeğini yine babasına sattığı bir pazarda, helal süte haram lokma katıldığı bir zamanda amortiden çıkmış gibi sana ne oluyor öyle insanları düşünmeye filan çağırıyorsun? Durduk yerde yanardağları ateşleme, mağmaları mayalama, yüreklerimizi ateşle dağlama, keyfimiz kaçırma be birader.
Şu üç günlük dünyada herkes gibi bizim çocuklar da yatlar, katlar, Jeepler, jaguarlar alıp ta bazılarının karizmalarını çizmiş, cakalarını bozmuşsa, kimilerini ta ortalarından çatlatmış yarmışsa ne var bunda yani?
Dünyevileşmek, sekülerleşmek, köşe dönmek, deveyi amuduyla birlikte götürmek diye üstümüze üstümüze gelme Ya Hu. Millet dünyayı yürütüyor bir hamle de, bizim gençler de bir deveciği yutmuşlar çok mu yani?
Bakarsın günahlarını affettirmek için yaşlanınca tövbe ederler, umreye falan gidip, yeniden namaza da başlayabilirler. Ve yılda bir de en güzel hafızlara mevlüt okuttular mı vallahi hiç beklemediğin biranda şapşal ederler adamı. Her gün tıraş olma zahmetinden de kurtulmak için yengelerin dırdırına bakmadan sakal bile bırakabilirler. Sen onları leight adam mı zannetin be hocam. Hala damarındaki asil kanda az da olsa eski günlerden kalma bir taş fırın erkeklik bulaşığı vardır.
Gencecik yaştaki ihtiyar delikanlılara "Düşünün gençler" demekle mermiyi namluya sürdüğününü, baltayı taşa vurduğunu biliyormusunuz? Artık bu "Düşünün" modundan kurtul! Sallabaşı, al maaşı, karıştırma işi…
Toros dağlarında keçi kılından yapılmış kara çadırının altında, sazdan bir hasırın üstüne şöyle bağdaş kurup Torosların cennet manzaralarını seyretmek varken sana mı düştü milleti düşüncelere sevk etmek, dert sahibi etmek?
Allah Allah, Allah Allah, Allah Allaaah bu ne ya! Düş şu yakamızdan artık. Senin gençler dediğin çocuklar torun sahibi oldular. Sen hala Ashab-ı Keyf uykularından ne zaman uyanacaksın? Ne zaman anlayacaksın cebindeki bozuk paraların tedavülden kalkıp antikacılarda altından kıymetli olduğunu?
Senin o civcivlerinin her birisi kart horoz ve tavuk oldular. Sen o gençleri avuçlarında tutayım derken onlar kendi avuçlarındaki yavrularını bile yuvadan uçurdular, her birisi bir dağda şimdi.
Haa! Şu Facebook'ta falan derli dertli dolaşıp durma! Vallahi kaparlar adamı bak.
"Düşün! Neyi bekliyorsun? Yıllarca beklediğin, mücadelesini verdiğin düzenin ne olduğunu düşün! Gençlik ideallerine ne olduğunu düşün! Gençlik ideallerine ne kadar ihanet ettiğini düşün! Bu savrulma niye onu düşün! Yoksa buraya kadar mı diyorsun? BU PES ETME NİYE ONU DÜŞÜN !.. İyi haftalar''.
Bunca fırçadan sonra insanda düşünecek bir hal mi kaldı be Hocam. Bir de tuz biber niyetine iyi haftalar ekiyorsun yaralarımızın üstüne.
İçimizdeki dava adamını kaybettiğimiz günden beri düşünmeyi, düşünün demeyi, "Düşünün" çağrısına cevap vermeyi de, adam gibi dik durmayı da unuttuk.
Dünyayı suni bir cennete çeviren bir anlayışın peşine takıldık, yuvarlanıp gidiyoruz işte. Kendimizi kurtarmadan başkalarını kurtarmanın gayretiyle ülkemizi, Ortadoğu'yu, hatta dünyayı kurtarmanın uğraşıyoruz.
İşlerimiz iyi, keyfimiz gıcır, dünyamızı da cennete çevirmeye çalıştığımız şu günlerde "Düşünün'' diye ürpertme bizi! Sen ve ben bitpazarında bile alınıp satılmayan 3. el, kırık dökük, kelepir eşyalara döndük.
Bulut gibi doluyum, barut fıçısı gibiyim valla. Düşünmekle uğraşmam. Düşünce sancıları filan çekemem. Sen de şu dinozorluğu bırak, keyfine bak!
İnkâr kulvarında yarışan, isyan bahçelerinde dolaşan, Beni İsrailleşmeye çalışan insanlara neyi düşündürmek istiyorsun sen? Kızıldeniz'i mi, bıldırcın etini mi, kudret helvasını mı, Yedi Beyza'yı mı, Tur Dağını mı, Harun'u mu, Karun'u mu, Firavunu mu, Samiriye mi, Bella'mı mı, Haman'ı mı, sihirbazları mı?
Bu mantıktaki insanlar Musa'yı, İsa'yı, Hz. Muhammed s.a.v'i dinlemeyen insanlar seni ve beni mi dinleyecekler yani?
Düşünmek, ateşten bir gömlektir. Hangi akıllı giyecek o gömleği?
Düşünmek, dert sahibi olmaktır. Kim durduk yere dert sahibi olmak isteyecektir?
Düşünmek, var olmak, var olma savaşına katılmak demektir. Aramızda mücadele edecek kaç yiğit kaldı?
Etme Hocam! Uykularımızı kaçırma! Başımızı belaya sokma şu ahir ömrümüzde!
Sen git kiminle düşünürsen düşün, kiminle savaşırsan savaş. Bizim keyfimiz yerinde. Valla biz yalı kazığı gibi asla yerimizden oynama niyetimiz yok.
Not; Tüm okuyucuların 18 Mart Şehitler Günü ve Çanakkale Zaferinin 98. yıl dönümünü kutluyorum.
arfltnbs@hotmail.com
Yorumlar4