Atatürkçü Dernekler ve Misyonerlik faaliyetleri
- GİRİŞ22.03.2013 09:05
- GÜNCELLEME22.03.2013 09:05
Nerede katakülle bir iş yapılıyorsa onun adı orada alet ediliyor, nerede bir rezalet çıkarılıyorsa onun adı oraya bulaştırılıyor.
Devrimciler, Banka soyguncuları, ulusalcılar, kerhaneciler, meyhaneciler, sahtekârlar, dolandırıcılar, darbecileri, derin devletçiler, başörtü karşıtları, ezan, cami düşmanları… say sayabildiğin kadar bitmez. Hep onun adına, o öne çıkarılarak, onun arkasına saklanılarak, onu kalkan olarak kullanılarak her türlü melanet işlenmeye çalışılıyor.
Birilerinin dini, ticari, siyasi, ideolojik çıkarları için Atatürk adı birçok yerde ve zamanda kalkan olarak kullanılıyor. Çünkü Atatürk aleyhine konuşmak, kaş çatmak, dudak bükmek, surat asmak, güpe gündüz tavana bakıp yıldızları saymak, eleştirmek yasak.
Bu yüzden bu ülkede hukuksuz, gayri meşru bir iş yapmak isterseniz başında Atatürk ismi bulunan kıytırık bir dernek kurar dokunulmazlar kervanına sizde katılırsınız. Sonra, dokunulmazlık zırhının arkasına sığınarak her istediğiniz oyunu oynayabilir, her fırıldağı çevirebilirsiniz. Çünkü siz de o zaman ‘'Çısss dokunulmaz'' sınıfına girip tabular listesindesiniz.
Atatürk de, meseleyle ilgisi olmayan birçok Atatürkçü bu arada bazı kalpazanlarca kullanılmış ve yaptıkları birçok kirli işte de böylece onlar alet edilmiş oluyor. Birçok radikal, Ortodoks, ılımlı Atatürkçü bu oynanan oyunlardan -Cumhuriyet mitinglerinde dolmuşa bindirildikleri gibi-gayet memnunlar.
Cumhuriyet Mitinglerinde, Abdullah Gül'ü Cumhurbaşkanını seçtirmeyiz yürüyüşlerinde, Referanduma karşı yapılan protestolarda, orduyu göreve çağırma ayinlerinde, başörtü düşmanlığı seremonilerinde, üniversitelere kurulan sorgu (ikna) odalarında, faili meçhul cinayetleri protesto yürüyüşlerinde, Ezan okunurken Ezanı yuhalayanlara önderlik etmede, laiklik, devrimcilik, çağdaşlık yürüyüşlerinde Atatürkçü taslaklarını, çakma Atatürkçüleri en ön safta kışkırtıcı olarak gördük ve tanıdık.
Misyonerliğini Seylan'ın yaptığı ADD ve buna benzer derneklerin faaliyetleri içinde PKK'lı ve Marksist solcu militanlara burs verdiğine, bu militanların sözde Atatürkçü örgütler tarafından korunup kollandığına basından, yayından öğrendik ve bu kutsal (!) görevlerini nasıl yerine getirmek için çırpındıklarına şahit olduk.
Cumhurbaşkanı Sezer döneminde affedilerek hapisten çıkarılan onlarca militan DHKP-C üyesi ve birçok solcunun serbest bırakıldıktan sonra yine birçok terör olayına katıldıklarını da unutmadık.
Atatürkçülük maskesinin arkasında bu ülkede kaç derneğin illegal terör örgütlerini finanse ettiğini, Hıristiyanlık ve İslam düşmanlığının misyonerliğini üslendiğini, binlerce kitap bastırıp parasız dağıttıklarını, internet, radyo ve basın aracılığı ile illegal faaliyetler yürüttüklerini biliniyor.
Yoksul Anadolu çocuklarına burs vermek suretiyle onları amaçları doğrultusunda kullandıkları, canlı bomba yaptıklarını, barınmak için iki erkek iki kız aynı dairede kalmak şartıyla ev tutuklarını, onlarcasının Hıristiyan yapıldığı, yurt dışına gönderilerek Kiliselerin desteği ile okutulduklarını, Kilisenin kanatları altında batı ülkelerinde misyoner olarak yetiştirilip tekrar eleman olarak kullanılmak üzere Türkiye'ye geri gönderildikleri de biliyoruz.
Bütün bunlar Atatürk, laiklik, çağdaşlık, devrimcilik, ilericilik arkasına sığınılarak şimdiye kadar kurulan paravan dernekler aracılığı ile yapıldığını ve hala yapılmaya devam edildiği de biliniyor.
İnsanların birçoğu Atatürk aleyhine laf söyledi, yazı yazdı diye suçlanmaktan çekinerek bildiği halde ülkemizde işlenen birçok ihanete, yanlışlığa bile bile göz yumuyor, bazıları da 'İtle dalaşacağıma çalıyı dolaşırım'' mantığıyla olanları görmemezlikten geliyor.
Mesele, onlara dokunursan Atatürk düşmanı olarak damgalanırsın, kara listeye alınırsın, irticacı diye damgalanırsın, birilerine hedef olursun, takibata uğrarsın başının belaya girme endişesi yani.
Tabuların kalktığı, totemlerin yıkıldığı bir ülkede büyücülerin işsiz kalacağı, ikiyüzlü sahtekârlara da itibar edilmeyeceği gün gibi aşikâr.
Hak ve hakikatin meydana çıkacağı aydınlık bir Türkiye için çağdaşlık, laiklik, Atatürkçülük, devrimcilik, ilericilik adına işlenen cinayetlere son verebilmek için daha çok çalışmak, daha çok halkımızı aydınlatmak zorundayız.
Zira ‘'Hak gelince batıl (zail) yok olur.'' Güneş doğduğunda karanlıklar yarasalarla birlikte mağaralara çekilir. Şeytanın Hz. Ömer'i görünce sokak değiştirdiği gibi.
Arif Altunbaş - Haber7
arfltnbs@hotmail.com
Yorumlar2