Kemal Kışkırtıcıoğlu (KK)
- GİRİŞ06.08.2013 09:36
- GÜNCELLEME06.08.2013 11:28
Daha Gezi Parkı olayları başlamadan 11 gün önce İzmir ve çevre illerden devşirdiği binlerce araba ve 400 otobüsle meydana getirdikleri devşirme kalabalığın karşısında Kemal (KK) bey şöyle haykırıyordu; "Bu hükümete saldıracağız ve bu hükümeti düşüreceğiz. Halkın desteği ve halkın gücüyle bunu yapacağız."
Ne diyor KK; ‘'Hükümeti düşüreceğiz''.
Nasıl düşürecek; ‘'Hükümete saldırarak.''
Kiminle; ‘'Halkın desteği ve halkın gücüyle''
Nerede söylüyor; CHP'nin 18 Mayıs-15 Haziran 2013 tarihleri arasında Türkiye'nin dört farklı ilinde düzenleyeceği "Özgürlük ve Demokrasi" mitinglerinin ilki olan Aydın'da.
Saldırarak ‘'Özgürlük ve demokrasi'' istemek hangi demokratik rejimde, hangi medeni, çağdaş anlayışta var?
Sayın muhalefet lideri KK burada seçimden, demokrasiden, sandıktan mantıktan söz etmiyor. Kışkırtıcı bir üslupla direkt Hükümete saldırmaktan bahsediyor.
‘'Saldırma'' kelimesi CHP ‘nin genlerine işlemiş bir tümör gibidir adeta. CHP tarihi incelendiğinde baştan sona bu milletin dinine, kültürüne, tarihine, ahlaki ve medeniyet değerlerine saldırı görürsünüz.
AK Parti Hükümeti'ni demokratik alanlarda seçim meydanlarında deviremeyenler tek çareyi her zaman ki alışkanları olan baskı ile zorla, kanun dışı usullerle saldırarak Hükümeti düşürmek ve kısa yoldan iktidar olmak istiyor.
Halkın iradesini hiçe sayan darbeci bir anlayış, despot bir usul, Milletin iradesine rağmen millete karşı çıkmak klasik CHP ‘nin işgalci mantığı.
Siz milleti meşru hükümeti ‘'Saldırıp yıkacağız'' diye kışkırtırsanız, tabii bazı kendini ve haddini bilmez insanlar içlerindeki kinlerini sokakta askere, polise, devlet malına ve başörtülülere saldırarak kusacaklar.
Tabi gençler ağacı çiçeği, parkı bahçeyi bahane ederek polise, masum vatandaş ve esnafın malına mülküne, arabasına, belediyenin otobüslerine, otobüs duraklarına saldıracak, devlet ve milletin malını zarara uğratacaklar.
Vatandaşa, Polise, ülke ekonomisine, Türkiyenin içte ve dıştaki imajına zarar veren, bu gençlere ‘'Bu gençlerin hepsinin alnından öpüyorum. Onlar Türkiyeyi dünyaya tanıttılar'' gibi kışkırtıcı, gasa getirici söylem, onlara her türlü lojistik destek, hatta polise ana avrat söven, hakaret eden milletvekillerini ve gençlerinizi yardımcı kuvvet olarak oraya gönderirseniz bunun adı demokrasi, özgürlük, çevrecilik falan değil resmen kışkırtıcılık ve fiili saldırıya/saldırganlığa teşvik olur.
CHP lideri saldırı edebiyatı ve kışkırtıcılığıın taşeronluğu yapacağına doğru dürüst bir muhalefet yapmalıdır. Milletin CHP ‘den beklediği bu. Saldıran, yakan, yıkan, tahrip eden, zarar veren, ortalıkta terör estiren legal veya illegal örgütlerin arkasında durmak, sırtını sıvazlamak değil.
Siyaset meydanına ilk çıktığında ‘'Gandi Kemal'' diye anılan Kılıçdaroğlu Kışkırtıcı Kemal olarak milletin gözünden iyice düşmeye devam ediyor.
Deniz Baykal Ergenekoncuların avukatlığına soyunmuştu. Kılıçdaroğlu ‘'Nerede bu Ergenekon söyleyin bende onun üye olacağım'' diyordu. Silivri de CHP ‘li, İP'li ve Ergenekoncular, Suriye sınırında BDP ‘lilerin Türkiyede huzursuzluk çıkarmaya devam ediyor. Gören görmeyen Türkiyede savaş vcar zannedecek Onların da hedefleri tam bu zaten.
Silivride yargı Ergenekoncu çete için son kararını verdi. Ergenekona üye olmak isteyen Kılıçdaroğlunda eğer yüz varsa şimdi oranın yeri, adresi ve üyeleri belli oda üye olabilir. Şimdi Yargının 39 bin sahife iddiadan oluşan kararını meşru görmeyerek kışkırtıcılığa devam ediyor.
Kemal Kılıçdaroğlu klasiği ne yaparsa yapsın, artık onun kışkırtıcılığı da klasiğine eklendiği için kimse ciddiye almıyor sadece gülüp geçiyor. Birkaç marjinal gurubun ortalığı karıştırma eylemleri de artık Türkiyede sempati değil nefrete dönüşmüş durumda.
Şu Ergenekon savcıları bir de Türkiyeyi yıpratmak için Kılıçdaroğlı gibi özel bir gayret sarfeden medya guruplarının kirli çamaşırlarını meydana serse, ülkemizde işlenmekte olan bir ihanetin boyutlarını görmek ve bilmek açısından çok ibret verici bir şey olacak.
Hergün bir vesile ile askerle, polisle, halkla, esnafla karşı karşıya gelen bu laik, solcu, kemalist şirretlik ve bunları kışkırtan Kılıçdaroğlu ve yandaşlarının aklı acaba onlarda Silivriye gidince mi gelecek?
Kışkırtıcılık bir kemal işi değil, bir zeval işidir. Özgürlük, barış, adalet, evrensel değerler için verilen bir mücadele değil, iki yüzlü bir ihanetin tepe takla gidişidir.
Arif Altunbaş - Haber 7
Yorumlar1