Nefretin dili
- GİRİŞ09.08.2013 09:26
- GÜNCELLEME09.08.2013 09:26
Yurt içinde ve dışında Türkiye'nin itibarını zedeleyenler, ülkeyi kötü göstermeye çalışan bir avuç devrimci bozuntusu mu, yoksa Türkiye'yi bölgenin lider ve dünyanın sayılı ülkeleri arasına katmak için kelle koltukta çalışanla mı yurtsever?
Özgürlük, barış, bağımsızlık diye meydanlara dökülen ortalığı yakıp yıkan, askerimize polisimize, saldıran, küfür ve hakaret eden, ülkemizi anarşi ve terör bataklığına sürüklemeye çalışan şarlatanlar mı, yoksa bu ülkeyi askeri vesayetin, darbelerin, gerici Ortodoks Kemalistlerin esaretinden kurtarıp, ülkeye adalet, özgürlük, barış, esenlik ve kardeşlik getirmek isteyenler mi gerçek vatanseverler?
Osmanlının son döneminden bu yana Kabakçı isyanı çıkaranlar ve onların etrafında da toplanan bir avuç şakulden kaymış, ne istiyorlarsa onlara karşı olan şaşkın adamlar vardı. Ne istediğini bilmeyen, istediğine de karşı olan cahil, çapulcu ve sokak takımı kalabalıklar ‘'
Bu anadan doğma isyancıların gerçekten çoğu serseri takımıydı. Gerçekten kafayı sıyırmışlar, gerçekten şanzıman dağıtmışlar, insani ve vicdani ayarlarını da kaybetmişlerdi. Bunların durumu, ‘'O mahiler ki derya içindedirler deryayı bilmezler'' (O balıklar ki, denizin içinde yüzerler ama denizi bilmezler.) durumunda olanlar sazanlara benziyordu.
Bu gün de orada burada bas bas bağırarak bu milletin iradesine, seçilmiş hükümetine, yargının verdiği kararlara karşı toplumu demokrasi (!) adına isyana çağıranlar var. Bunların içlerinden kafası yerinde olan biri de çıkıp o haddini aşan şaşkınlara nedense, ‘'Abi Kantarın topuzunu kaçırdın'' demiyor. Hurra hep birlikte alkışlıyor göğe çıkarıyorlar, ayaklarını yerden kesiyorlar adamın. Garibim o da kendini bir halt zannediyor iyice azıyor. Mangalda kül bırakmıyor.
Kim bu adama ve bunu alkışlayanlara güven duyabilir? Adam resmen insanları devletin üç büyük erkinden biri olan Yargıya karşı insanları isyana, anarşiye ve teröre teşvik ediyor.
Bak şunun işine, ayaklanacaklarmış! Şimdiye kadar yaptığınız darbelerle, askeri vesayet hükümetleriyle, diktatör sevicilikle milleti ayaklanmaya çağırdınız da ne oldu? Ne oldu Cumhuriyet mitinglerinizle, Gezi ayaklanmalarınızla, Taksim işgalleriyle başkaldırdınız da ne oldu? Bu ülkeye zarar vermekten başka ne yaptınız?
Bu son kullanma tarihi geçmiş adamın ya aklı veya şuuru yerinde değil. Adam o kötürüm halinde ağzından köpükler saçarak ayaklanacağız diyor. Ayağın kırılsın be adam! Ayıl da kendine gel.
Devlet bu adamı gerçekten gözetim altına almalı. Bunun yarın bir sürü çılgınlıklar yapacağına kimse garanti veremez. Hem çalıştığı TV 'yi, kendini, etrafındaki çömezleri de yakar bu adam. Suçu da O. Samas gibi bir garibanın üzerine yıkar giderler.
Beter est ez keşi ki, ez Hoda nemi terset. (Kork Allahtan korkmayandan) diye boşuna dememiş atalarımız. Korkmak lazım böyle ayarı kaçmış ahmaklardan.
Bu kişi küfrünün baskısı altında ne yapacağını bilemiyor. Bir çılgınlık psikolojisi içinde kendisine de kıyabilir. Ya terapi için Silivri'ye dostlarının yanına, veya tedavi için Mazhar Osman'a yatırılması lazım bunun. Olacak o kadar…
Kalkışmaymış ! Şu komediye bak! Adam tiyatrocu olduğu için kalkışmayı basit bir tiyatro oyun zannediyor. Tezgahlanan bir oyunun figüranı olarak oynatıldıklarının hala farkında bile değiller. Oynadıkları komediden trajedi oluşturmaya çalışıyorlar.
Onların bu çılgınlık halleri artık millete kabak tadı veriyor. Yemezler bunu ihtiyar yemezler. Koktu leş gibi bu düşük profilli, sünepe devrimci ayaklarınız koktu.
Bunlar hala seyircileri koyun sürüsü sanana sözüm ona akıllılar. Figüranlar ayaklanırsa, zannediyorlar ki salondaki milyonlarca seyirci de peşlerinden gelip ayaklanacaklar. Çağdaş patronu Halil'in çocukları hamamcı tellakları.
Bu oyunlar seyretmekten bıkan millet bir gün ayağa kalkar da; ''Yettiniz be! Şımarık haddini ve kendini bilmez çapulcular'' diye ayaklanırsa, o zaman ayaklanmanın ne anlama geldiğini anlarsınız. O vakit ne sipariş alacağınız bir oyun, ne oyun oynayacağınız bir sahne ve ne de sizleri seyredecek bir seyirci kitlesi bulabilirsiniz arkanızda.
Eğer bu şaşkın ördekler politika ile uğraşacaklar ise bu ülke için faydalı projeler üretmeliler, işler yapmalılar. Terör, anarşi ve ayaklanma numaraları ile milleti huzurunu kaçırmaya hakları yok!
Eğer, ideoljik çizgilerini mücadelelerini vermek istiyorlarsa başkalarının görüş, düşünce ve hayat tarzına, hak ve hukukuna saygılı olmalılar.
Yoksa kendisinden başkasına saygı göstermeyen haddini bilmez saygısızların başkalarından da saygı beklemeye hakları yoktur. Çünkü, saygı karşı saygıyı, nefret de karşı nefreti doğurur.
Kendilerini sahnede tiyatro oyunu oynuyorum sanan bu provakatörlere acaba neden DUR ! demiyor. Milleti ayaklanmaya, anarşiye, teröre çağırmakta mı basın özgürlüğü içine giriyor?
Bu günlerde L. Kırca gibi nefretin cephesinde savaşanlar, nefretin oyunlarını oynayanlar, nefretin dilini konuşanlar tehlikeli bir tiyatro oynadıklarının galiba farkında değiller.
Arif Altunbaş - Haber 7
NOT: Bütün okuyucu, dostların ve kardeşlerimin Mübarek Ramazan Bayramlarını en içten dileklerimle kutlar, herkese hayırlı bayramlar ve esenlikler dilerim
Selam, dua ve hürmetlerimle.
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol