Bir put daha kırıldı

  • GİRİŞ01.11.2013 09:28
  • GÜNCELLEME01.11.2013 09:28

Mustafa Sarıgül balonunu şişirerek yükseklerden uçacaklarını ve sürüngenlikten kurtulacaklarını sanıyorlar. 'Gandi balonu'nda olduğu gibi bunda da külliyen yanılıyorlar.

Başbakan Erdoğan'ın Dolmabahçe'deki çalışma ofisinde dünya liderlerini ağırlaması, her gün yeni bir gündem oluşturması en çok Kılıçdaroğlunu rahatsız ediyor.

Kılıçdaroğlu ve ekibi ciddi, tutarlı, dürüst bir muhalefet ortaya koyamadığından zıvanadan çıkıp hakaret, küfür, iftira ve karalamalarını sürdürürken kendisini de partisini de iyice ayağa düşürüyor.

Bir parti liderine yakışmayacak dille Erdoğan'ı 'Dolma bahçeden vapurlarla gelip geçen kadınları dikizlemekle' suçlayarak Türkiye siyasi tarihinde görülmemiş bir bayağılık ve seviyesizliğe indirerek mide bulandırmaya devam ediyor.

Her gün yeni bir gaf, her gün yeni bir ayak oyunu, her gün yeni bir iftira, her gün yeni bir rezalet çıkartan bir parti liderinden bu ülkeye başbakan olabilir mi? Bu parti bu düşük profilli lider ile seçim kazanabilir mi?

11 yıldır AK Parti'nin ABD kaynaklı bir güç tarafından kumanda edildiğini söyleyen ulusalcılar, yurtseverler, sosyalistler, solcular, Koministler, Stalinci faşistler de bu kişiye inadına alkış tutmaya devam ediyor.

"Atatürk'ün askerleriyiz" diye caddeleri, sokakları bir birine katarak kışkırtma yapan gençlik yıllardır bir türlü gerçekleştiremedikleri Marksist devrimlerinin rüyasıyla yatıp hayaliyle avunmaya, gaz ve jop yeme yarışına devam ediyor.

Milli güçler, aydınlıkçılar, ulusalcılar, halkçılar, Mustafa Kemal'in askerleri (!) AK Parti hükümetlerinin başarıları karşısında hasetliklerinden çatlıyor. Çünkü Türkiye'nin her gün biraz daha ekonomik, askeri, siyasi, ticari ve her alanda özgürleşmesi bağımsızlaşması onların bütün tezlerini çürütüyor, her türlü iddia ve yalanlarını da boşa çıkartıyor.

Abdullah Gül cumhurbaşkanı olacak diye gözlerine uyku girmeyenler nasıl Çankaya'ya çıktığında kahırlarından bitip tükenmişlerse,

Anayasa referandumunda karış karış Türkiye'yi dolaşıp yalan, iftira ve dedikodu üretenler nasıl referandum sonrası tuş olmuşlarsa,

'Cumhuriyet elden gidiyor' diye 'Cumhuriyet Mitingleri'yle vatandaşı sokaklara dökenler nasıl bir daha milletin karşısına çıkamayacak hale geldiler ise,

Türkiyeyi gericiler istila etti diye yırtınan kara cübbeli aydınlar nasıl üniversitelerde şimdileri suspus oldularsa Türkiye normalleştikçe olmaz denilen her şey oluyor.

Tabular, putlar, ehramlar inkârcıların başları üzerine yıkılıyor. Ezberler, oyunlar, hileler bozuluyor ve yepyeni bir Türkiye kuruluyor.

Köprüyü de, Havaalanını da, İstanbul Kanalı da, yolları da yaptırmayız diye sokaklarda anarşi çıkaranlar şimdi de ‘'Boğazı yüzerek geçerim Marmaray tünelinden geçmem'' diye tepinip duruyorlar.

Karanlığın bekçisi olan kara cübbeli aydınlar, gericilikte direnen ilerici beyaz Türkler, yobazlığı kimseye kaptırmayan entelektüeller, çağ dışılıkta direnen statükocular Temel'e benziyorlar.

"Temel ve Dursun kavga ederler. Dursun'un elindeki bıçağı gören Temel çareyi kaçmakta bulur. Dursun Temel'e seslenir; ‘'Seni yakalarsam derini yüzüp davul yapacağım'' der.

Nihayet Dursun, Temel'i bir uçurumun başında sıkıştırır. Kaçacak bir yer bulamayan Temel cebinden bıçağı çıkararak kendi vücuduna saplamaya başlar. Bir yandan da Dursun'a dönerek 'Ha bu deriden sana davul yaptırmayacağım' der.

14 yıl önce başörtüyle Meclis'e yemin için gelen Merve Kavakçı'yı 45 dakika protesto edip, ‘'Çıkarın bu kadını buradan'' diyerek tarihin çöplüğüne gömülen bir zihniyet dün mecliste sadece ‘'AK Parti'ye seçim malzemesi vermemek'' için başörtülü milletvekillerine karşı çıkamadıklarını kuzu kuzu ilan ettiler.

Peki, 80 yıldır devrimler adında sürdürülen bu zulümler, işkenceler, baskılar niçindi? Bu millet bu CHP ‘nin derisinden davul olmayacağına bir daha şahit oldu.

Bir ezber daha bozuldu. Bir tabu daha yıkıldı. Bir put daha kırıldı.

Tüm milletimize hayırlı olsun.

 

Arif Altunbaş - Haber 7

arfltnbs@hotmail.com 

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat