Yalan ve iftira ile belediye gemisi yürür mü?
- GİRİŞ22.11.2013 09:41
- GÜNCELLEME22.11.2013 09:41
Hangi partiden olursa olsun İslami ve insani bir olgunluk içinde bu yarışı sürdüren adayların sayısı yok denecek kadar az olması toplumsal yapımızdaki ahlaki, hoşgörü ve kardeşlik bağlarının hangi seviye olduğunu gösteriyor.
Birçok aday adayı kendi partisinden kendisine rakip olan adayları bir punduna düşürüp alt etmenin, bu yarışta ipi tek başına göğüslemenin hesabıyla aynı partide mücadele ettikleri, aynı dava peşinde birlikte koştukları arkadaşlarının ayağını kaydırma yarışını acımasızca sürdürüyor.
Hırs ve makam sevdasına yenik düşmüş bu insanlar yalan, iftira ve dedikodu bataklığında hem kendisini, hem arkadaşlarını, hem de mensubu olduğu partiye ve ülkesine zarar verdiklerinin farkında bile değiller. Hırs o kadar gözlerini bürümüş ki...
Bu gözü dönmüş aday adayları başkan seçilirlerse halka ne vaat ediyorlar? Tabii ki, temiz, rüşvetsiz, yalansız, iftirasız, şeffaf, herkese aynı mesafede olan adil bir yönetim değil mi?
Daha aday adayı iken yalan makinesi, iftira fabrikası, dedikodu çöplüğü haline gelen bu şahsiyetler başkan olunca nasıl dürüst bir yönetim gerçekleştirebilecekler? Nasıl insanlara adil davranacaklar, nasıl şeffaf bir belediyecilik ortaya kayabilecekler acaba?
Daha yolun başında tüm İslami, ahlaki, insani sınırları çiğneyerek halkımıza hangi doğru icraatları yapıp hizmet edebilecekler?
Tüm aday adayları ve parti mensupları bu sözlerimin muhatabıdır. O partiden, bu partiden bahsetmiyorum.
Daha aday adayı yarışında iken havaya kapılıp makam sarhoşu olan, gaza gelip ağzına geleni saydıran, utanmadan, sıkılmadan yalan ve iftira bezirgânlığı yapan Allahtan korkmaz, kuldan utanmazlardan bahsediyorum.
Onların yaptığı densizlik ve dengesizlikler, ağız dalaşları ve kavgalar insanımız arasında sosyal bir tsunami, ahlaki bir hortum, kültürel bir sel baskını tahribatı yapıyor. Kardeşle kardeşin, komşu ile komşunun, hatta baba ile oğlun arası açıyor.
Hizmete talip bu insanlar bütün seçmenleri kucaklaması, kuşatması, onlara kol ve kanat germesi gerekirken ülkemizde adeta adı konmamış bir meydan savaşı veriliyor. Bu savaşı yapanlar aynı mahallenin çocukları, aynı sokağın komşuları, aynı okulun öğrencileri, aynı şehrin insanları, hepsi de bu ülkenin evlatları.
Seçim zamanı gelince ülkemiz her zaman nefret kusan, düşmanlık üreten bir dil ile şiddetli bir gerilim girdabına sokuluyor, guruplaşma ve düşman cephelere bölünme sarmalına itiliyor.
Toplumumuzun bağrında büyük bir sosyal ve ahlaki yaralar açan bu yıkımlar, düşmanlık ve kamplaşmalar millet olarak hep birlikte göstereceğimiz sağduyu ile durdurulabilir iken bunlara seyirci kalmak bu suçlara ortak olmak demektir.
Halka hizmeti Hakka hizmet olarak gören insanlar da bu karalama kampanyalarının içinde debeleniyorlarsa, peki onlar bu kafa ile hangi Hak ve hakikatin mücadelesini verecekler?
Bütün makamlar, mevkiler, şanlar, şöhretler, rütbeler ve zenginliklerin tümü Alla'ha dost doğru bir kul olmanın yanında hiçbir mana ifade edemez. Öyleyse bu hırs, bu cehalet, bu azgınlık, bu şirretlik niye?
Allah'tan korkmadan, Hakkı referans almadan Müslüman kardeşinin etini yiyen, birbirlerini kötüleyen insanlarla birlikte yol alan başkan adayları direkt veya dolaylı olarak bu pisliklere bulaşarak hangi temiz ve hayırlı hizmetten bahsediyorlar?
Yerin üstü gibi altı da var. Bu dünyadan sonra kesin hesap ve kitabımızın görüleceği öteki dünyanın olduğu gibi…
Doğru dürüst davrananlar ancak doğru dürüst bir hizmet verebilirler. Doğrular her zaman hem Hakkın, hem de halkın yanında kazanırlar.
Her şeyden önce önemli olan hakikatin ölçüleri ve Hak'tır. Doğru ve dürüstlüğün yanında makamların hepsi teferruattır.
arfltnbs@hotmail.com
Yorumlar1