Safavileşen İran!

  • GİRİŞ21.08.2015 09:40
  • GÜNCELLEME22.08.2015 10:28

Dün, diktatör Şaha karşı ALLAHU EKBER diye ayaklanan mazlum İran halkının evlatları ne yaman çelişkidir ki bugün, ALLAHU EKBER diye Esed diktatörüne karşı ayaklanan mazlum Suriye halkına karşı savaştırılıyor.

Devrimi özgürlük isteyen İran halkının iradesi yapmıştı. Şimdi bu irade kendileri gibi özgürlük isteyen Suriye halkının yanında değil bilakis en azından Şah kadar zalim bir diktatörün yanında yer alıyor.

Şimdiye kadar Esed ve faşist rejimi Suriye halkına zulümden başka ne yaptı da İran bunlara ısrarla sahip çıkıyor? Hala İran’ın İslami hassasiyetler üzerinde politika ürettiğini ve diplomasi yürüttüğünü savunanlar bu korkunç çelişkileri ne ile izah ederek vicdanlarını teskin edebiliyorlar acaba? Şahsen şaşıyorum.

Her fırsatta İran Türkiye’yi ABD’ nin dümen suyunda olmakla suçlarken, kendisinin Rusya ve Çin politikalarının Ortadoğudaki taşeronluğunu yaptığından hiç bahsetmiyor.

Direniş hattı gerekçelerine sığınarak yarım asırlık  Esad diktatörlüğüne sahip çıkmak zalim, bir despota karşı ayaklanan Müslüman halkı isyancı gibi görmek/göstermek hiçbir İslami ve ahlaki gerekçe ile izah edilemez.

Diktatör Esad ailesi mi mustazaf yoksa aç susuz yurtlarını terk etmek zorunda bırakılmış mazlum Suriye halkı mı?  Hani bu devrim mustaz’afların devrimi idi? Zalimi desteklemek, çağdaş Yezid Esed’in yanında savaşmak ne zamandan beri Ehlibeyt ve Hz. Hüseyinin yolu oldu?

‘’Dün diktatör Şaha karşı ayaklanmak ve onu devirmek farz’’ derken, bu gün Esad despotuna karşı ayaklanan Müslümanlar neden terörist oluyor? Bu çelişkiler yumağına hangi insaf, merhamat ve vicdan sahibi bir Müslüman ‘’Doğrudur’’ diyebilir.

Lübnandaki Hizbullahı korumak adına Suriyedeki milyonlarca Müslümanın katledilmesine göz yummak hangi akla, mantığa, islam’a sığar?

İslami İran Şah İsmail’in Şialığına evrilince İran da hızla İslami olma özelliğinden koparak Safevi İran olmaya başladı.

Özellikle son on yıldır Türkiye’nin uluslararası platformlarda İranı desteklemesi, ona sahiplenmesi ve arka çıkması İran ile iyi komşuluk ilişkileri sürdürmesine rağmen zaman zaman İranlı yöneticilerin Türkiye’ye karşı kışkırtıcı söylemlere yönelmesi, tehdit havalarına girmesi, Ortadoğu’yu bir mezhep çatışmasına doğru sürüklemesi, her fırsatta da PKK ve yandaşlarını desteklemesi, onları koruması ve kollaması bölgede ABD gibi İran’ın da bir fitne başı olduğunun açıkça göstergesidir.

İranın; başta Basra Körfezi, sonra Hürmüz Boğazı,  Yemen'de; Aden Körfezi, Doğu Akdeniz'de;  Suriye ve Lübnan kıyılarında yayılmacı bir rota izlemesi, bu bölgelerde askeri üstünlük sağlama çabaları ile Irak, Bahreyn, Körfez ülkeleri, Suudi Arabistan ve Yemen'de, Suriye ve Lübnan'da Şia yayılmacılığı politikaları Ortadoğu’daki çatışma ve savaş riskini iyiden iyiye arttırıyor.

Yakın zamanda Ortadoğu’yu bekleyen en büyük tehlike yıllardır İran’ın sessiz ve derinden devlet politikası haline getirdiği ve bölgemizde devreye soktuğu yayılmacı Safevi İran politikalarıdır.

Ortadoğu’da eskimiş filimler yeniden güncelleştirilerek vizyona sokulmak isteniyor. Dört tarafımızdaki cephelerde figüranlardan başka değişen hiçbir şey yok.

ABD’nin, İngiliz ve Fransızların Ortadoğu’daki Haçlı politikalarına, İran’ın yayılmacı Safavi politikaları karşı Türkiye NATO’ ve AB ‘tan bağımsız, her alanda süper bir güc haline gelmek zorundadır. Yoksa tarihte olduğu gibi başı her sıkıştığında sırtından paslı Safevi hançerini yiyecektir.

Dünyanın en stratejik, kritik bu coğrafyasında millet ve devlet olarak ayakta ve hayatta kalmanın sırrı en az düşmanlarımız kadar güçlü olmaktır. Başta Cumhurbaşkanı, Hükümet ve Türkiye’yi hedef tahtalarına yerleştiren iç ve dış şer güçlerin bütün amaçları Türkiye’yi ‘’BÜYÜK TÜRKİYE’’ yaptırmamaktır.

Türkiye büyük ve güçlü bir ülke olunca bölgedeki bütün dengeler alt üst olup lehimize döneceğini herkes biliyor. İçimizdeki particilik, cemaatçilik taassubunun balçığında, menfaatçilik ve çıkarcılık hesaplarının girdabında kaybolan ahmaklar hariç…

Arif Altunbaş - Haber7

Twitter @arfaltunbas

Yorumlar2

  • ZAFER 10 yıl önce Şikayet Et
    Sayın Erdem, Galiba yazar nasırınıza basmış gibi görünüyor. Yazının konusuyla ilgili bir eleştiri yapmak yerine farklı mevzu ve kulvarlara dikkat çekiyorsunuz. İran'ın Rusya, Çin ve aynı zamanda ABD ile aşık atmasına, gerdan kıvırmasına bir cevap verebilirseniz. Yazara sorduğunuz sorunun da bir cevabını vermiş olursunuz. Devlet yönetmek;uluslararası anlaşmalar, diplomasi ve stratejiler masasında akıllı, mantıklı bir şah oyunu oynamaktır. Meseleye bu gözle bakarsanız doğruyu, şer güçlerinin gözü ve mantığı ile bakarsanız farklı bir tablo görürsünüz. Suçladığınız insanların icraatına bakınız. Diplomatik, taktik, politik sözlenmiş sözlerine değil. Saygılar.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • arif erdem 10 yıl önce Şikayet Et
    sayın yazar , söyledikleriniz ne yaman çelişkiler içeriyor. Siz şu sözün yorumunu yapın bize "Ben büyüyük ortadoğu projesinin eş başkanıyım " Kendi kapısını süpürmeden başkasının kapısına laf söylemek ne kadar doğru olabilir. Sahi BOP nedir ,suriye,ırak ,pkk vs.... bu projenin neresindedir. Eğer kapsamlı bir bilgi ve birikiminiz varsa bizi aydınlatın bekliyoruz....
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat