Türkiye'nin tehdit analizi

  • GİRİŞ10.02.2017 08:17
  • GÜNCELLEME11.02.2017 09:45

Dünyanın en kritik ve stratejik bir coğrafyasında yaşıyoruz. Doğumuzda batımızda, güneyimizde kuzeyimizde dost diye sırtımızı döneceğimiz, müttefik olarak yaslanacağımız, kardeş ve komşu diye güvenebileceğimiz bir ülke yok.

Jeo stratejik ve jeo politik olarak doğu ile batı arasında çok hassas bir ara bölgede bulunuyoruz. Sürekli uyanık ve tetikte olmak gibi hayati bir sorumluluğumuz var. Bu zor şartlar altında ülkemizi, milletimizi, devlet ve bekamızı sürdürmek, geleceğe emin adımlarla yürümek için her alanda güçlü olmak zorundayız.

NATO’ ya yaslanarak, AB’ ni müttefik kabul ederek, Amarika’yı dost bilerek, Rusyaya güvenerek bu coğrafyada ayakta durmamızı bırakın hayatta kalmamız bile mümkün değil. Mutlaka kendi ayaklarımız üzerinde duracak bir ekonomik, askeri, siyasi ve güçlü bir devlet yapısına sahip olmak mecburiyetindeyiz.

Barışın garantisi bunlar değil güçlü olmaktır. Bunun için milet olarak birlik ve beraberlik içinde, dirlik ve düzenlik içinde olmak, düşmanlarımıza karşı her alanda, her türlü savunma ve korunma amaçlı araç ve gereçleri kendimiz üretmeliyiz. En kısa zamanda namerde, sözde dostlara ve dost görünen düşmanlara muhtaç olmadan ordumuzu en son teknoloji ve silahlar ile donatmak olmazsa olmazımız olmalıdır. Elden gelenin öğünü olmaz, o da vaktinde bulunmaz.. Üzüm sapı, armut’un çöpüyle uğraşarak boş zamanımız yok.

Millet ve coğrafyamız olarak el ele, kol kola verip üretken, girişken, atılgan olmak ve kendi ayaklarımız üzerinde kendi başımıza dik durmak için bütün siyasi, askeri, ekonomik, teknolojik donanıma sahip olmak, her an her şey olabilecekmiş gibi çevremizi saran tehlikelere karşı hazırlıklı ve tetikte olmalıyız. Türkiye için esas düşman PKK, İŞİD, El Kaide falan değil. Esas düşman bu güçleri doğuran, emziren, büyüten ve hala onları destekleyen Amerika, İngiltere, Almanya gibi NATO üyesi sözde dostlarımız ve Rusya ve İran gibi dost görünen komşularımızdır. Bunlar kendi içlerinde birbirlerinin düşmanları olsa da veya öyle görünseler de Türkiye söz konusu olunca hepsi birden bizim düşmanımız.

Kafkaslardan, Balkanlardan, Ortaasyadan, Kuzey Afrikadan ve Ortadoğudan bize ve coğrafyamıza karşı yönelen ve yönelecek olan tüm askeri, ticari tehdit, saldırı ve kuşatmalarla 1. Dünya savaşında olduğu gibi Türkiye eli ve kolu bağlanmak ve kırılmak isteniyor. Türkiye’nin, komşularının ve dostlarının haritaları değiştirilerek buraları düşman kardeşlerin yurdu haline getirilmek isteniyor. Batının bizimle imza attığı bütün uluslararası anlaşmalar, sözleşmeler, paktlar batıya hizmet ettiği sürece onlar için bir anlam taşıyor.

Batıya hizmet etmeyen anlaşmaların geçekte ve pratikte hiçbir hükmü ve anlamı yok. Batı ülkeleri Türkiye ve İslam ülkelerine karşı tarihte eşi benzeri görülmemiş dehşetli bir ikiyüzlülüğün ve çifte standartlığın temsilciliğini yapıyor. Bu işin başını çeken Amerika ve Avrupa ülkelerinin ne müttefikliğine, ne dostluğuna, ne de NATO gibi fitne yuvası olan bir pakta asla güvenilemez. Onlar kendi çıkarları uğruna her an bizi haraç mezat satabilirler. En kritik bir anımızda, dar zamanımızda bizi yüzüstü bırakmamaları için hiçbir sebep yok.

1. Dünya savaşında bizimle İngilizlere karşı savaşan Almanlar Osmanlıyı bölüp parçalamak ve yutmak için yine İngilizlerle birlikte hareket ettiler. Birçok cephede Osmanlı ordusunun başında Alman komutanlar olmasına rağmen 9 Aralık 1917 Kudüs düşünce Berlinde Almanların sokaklara dökülüp bayram yaptıkları hafızamızda hala diri ve canlı olarak yaşıyor. Kudüsü işgal eden İngiliz komutan General Allanby’nin, ‘’ Haçlı seferleri bugün bitmiştir’’; diyerek İslam’a ve Osmanlıya olan kinini o gün orada kustuğunu nasıl unuturuz.

Tarih, bütün milletler için bir ibret sahnesidir. Ondan gerekli dersi almayan milletleri bekleyen aynı kötü senaryolar, felaketler ve hezimetlerdir. Bugün Türkiye üzerinde oynanan oyunlar dün oynanan oyunların tekrarından ibarettir.

Arif Altunbaş / Haber 7

Yorumlar2

  • Ayhan Gökmen 9 yıl önce Şikayet Et
    Müslüman denen araplar uyuyorken,elin keferesine bel baglamakla olmuyor Arif abi,Insallah icimizdeki hainleri yok eder BÜYÜK TÜRKIYEMIZLE ISLAMIN Sancagini Yükseltiriz.
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • İbrahim 9 yıl önce Şikayet Et
    Benim anlamadığım mevzu şu ki: haçlı sürüleri 200 sene Kudüs'ü almak için seferlere girmişler o yolda çok telef olmuşlar lakin geçen asırda ellerine geçen Kudüs'ü kendileri İsrail Yahudilerine vermişler. Ve dahi halen de Kudüs'ü almak için ne bir talepleri, ne teşebbüsleri yok hatta onun mevzusu bile yok; en azından kamuda görünmüyor. Nedir, ne planları vardır, neyin peşindelerdir bilmeyiz..
    Cevapla Toplam 6 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat