Kuşluk vakti akıncıları

.

  • GİRİŞ23.07.2021 09:35
  • GÜNCELLEME24.07.2021 08:57

İnsanlık tarihiyle birlikte Hak ve hakikatin tarafında olan, vahyin izinde yürüyen bir Habil cephesi ile Hakka ve hakikate isyan eden, peygamber izine başkaldıran bir de Kabil cephesi vardır.  Tarih böylece Hakkın ve batılın, doğrunun ve yanlışın, güzelliğin ve çirkinliğin, aydınlığın ve karanlığın mücadelesinin özü ve özetidir.

Her hakikatin karşısına yalanla, her doğrunun karşısına eğriyle çıkan Kabil cephesinin varoluş gayesi peygamber izinde yürüyen Habil cephesini ortadan kaldırmak ve şeytanın kara bayrağını yeryüzüne hakim kılmaktır.

Allah’ın emaneti olan aleme nizam ve intizam vermek, onu imar, ihya ve inşa etmek isteyenlere vahiy savaşçılarına karşı duran inkar ve tuğyanın Kabil soylu temsilcileri kafirlerin ve münafıkların ta kendileridir. Bütün bunların her türlü eylem ve söylemlerinin karşısına dikilen, milletimizi, ülkemizi ve coğrafyamızı ateş medeniyetinin saldırıları ve düşmanlıklarından korumaya ve müdafa etmeye çalışan Allah yolunun erlerinin adıdır akıncılar. Bu iki zıt cephe insanlık tarihi kadar eskidir. Gelecekte de her daim var olacaktır. Değişik tarih ve zamanlarda bu cephenin adı; Emevi veya Abbasidir, Selçuklu veya Osmanlıdır, Gazneli veya Timuri’ler olabilir. Ama hepsinin ortak adı; Allah’ın askerleri, Allah’ın ordusu ve peygamberin savaşçılarıdırlar.  Onları; kimi zaman Kılıçaslan, Nureddin Zengi, kimi zaman Selahaddin, Fatih, Kanuni, Yavuz ve Abdulhamid Han olarak görebilirsiniz tarihimizde.

Çağımızda halk adına halka zulmeden, halkın milli ve manevi değerlerini çağdışı gören, Hak ve hakikat düşmanlığı yapan kirli ve karanlık politikacılara, aydın taslaklarına, leşkargaları ve akbabalarına karşı çağlar boyu mücadele eden yüzü Hakka dönen, yönü Hakka yönelen aydınlık savaşçılarının adıdır akıncılar.

Fikir, düşünce ve yaşantıları ile can çekişen, eylem ve söylemleriyle yerlerde sürünen, yalan ve cehalet abidesi firavun sistem ve düzenlerinin kara bayrağını taşıyan karanlığın savaşçılarına karşı onlar; geceyi ‘’Durmak yok, yola devam…’’ bilinciyle uyanık geçiren güneş çağının askerleridir onlar. Onlar mukaddes emaneti omuzlarında taşımak için sabırsızlanan, dizginlerini zorlayan küheylanlar gibidir. Aydınlık çağını imar ve ihya edecek emekçiler, ustalar, mimarlar, siyasetçiler, bilim ve teknoloji, ahlak ve maneviyat öncüleriyle birlikte delerler gecenin çelik kabuğunu. Kırarlar inkar kalelerinin kapılarını, kulelerinde dikerler hakikatin sancağını…

Duruşlarında kaypaklık , oturuşlarında yamukluk, yönelişlerinde bir sapıklık ve sapkınlık yoktur onların. Sümüklü böcek gibi insanlar arasında salya bırakarak dolaşan iki ayaklı insan kılıklı omurgasız mahlukların ütopyaları, fantezi dünyaları, akıncıları asla kendi yolundan ve çizgisinden koparamaz. Kabil soylular dünyası aydınlık sevdalısı akıncıların çiğneyip geçtikleri karanlıklar perdesi, tükenmekte firavun gecesi, küfür ve inkar dalgalarının kıyılarımıza vuran en son S.O.S (İmdat!) sesidir.

Milletimizin kuruluş felsefesi ve kurtuluş ipi olan Kur’an ve Sünnete, Hak ve hakikate dönük değildir Kabil soyluların çehresi. Bazen Paris, Londra, Washington, bazen de; Moskova ve Pekindir onların tapındıkları kabeleri.  Her çağda ve zamanda nemrut ateşinin ve putlarının, sistem ve ideolojilerinin, hayat tarzı ve yaşam felsefelerinin izinde yürümektir görevleri.

Akıncılar her yerde din ve vatan, kan ve can düşmanlarına karşı millet, vatan, namus ve şerefi yolunda mücadele etmeyi bir yaşam biçimi olarak görür ve bilir. Vatan, millet, İslam ve Kur’an yolunda tüm inkar ve ihanet kelepçelerini, sömürge zincirlerini kırmak için yola çıkan Muhammedin askeri ve ordusudur onlar.

Zulmün, ihanetin, ikiyüzlülüğün ve emperyalizmin bitpazarlarında Aladdin’ in sihirli lambası gibi pazarlanan çürümüş Kapitalizm’ in, kokuşmuş Marksiz’min, lanetlenmiş Faşizm’ in fikir ve düşünce dünyasındaki masal kahramanlarına asla itibar etmez akıncılar. İnsanı kula kulluk eden düşünce ve teorilere asla kulak asmazlar. Batıdaki ve İslam ülkelerindeki emperyalizmin maşası sahte kahramanlardan ve kurtarıcılardan kurtularak, gerçek kurtuluşu Allaha sığınmakta bulurlar onlar.

Batı medeniyetinin İslam medeniyeti karşısındaki durumu altın suyuna batırılmış antika değeri bile olmayan hurda bir tenekeden ibarettir. İnkar ve isyan çağının temsilcileri nemrutlar ve firavunlar gibi şehirlerin caddelerinde meydanlarında yükselen putları ve modern piramitleri kendi kıblegahları ve tapınakları olarak görmez akıncılar.

Nerede İbrahim ve Musa’nın, nerede İsa ve Hz. Muhammed’in, yani; vahyin kutlu izini sürenler varsa; akıncıların akın yolları ve rotası orasıdır. İnsanlığın kurtuluş yoludur bu yol, bu çizgi, bu hedef, bu amaç… Allaha adanmışların ve kurban olanların yoludur bu yol. Ruhumuzu olgunlaştırmak, içimizde ve dışımızda ahlakı yürürlüğe koyma gayretinin ustalarıdır akıncılar.

Herkes Hayırlı Bayramlar ve Kurban olma (Allaha yaklaşma) ritimleri dileklerimle…

Arif Altunbaş, Haber 7

 

Yorumlar3

  • Asım Yıldırım 4 ay önce Şikayet Et
    Akıncı Allah'a en yakın olan insandır.
    Cevapla Toplam 9 beğeni
  • Bahri Kayakıran 4 ay önce Şikayet Et
    Akıncılar akında.....
    Cevapla Toplam 11 beğeni
  • Selahaddin 4 ay önce Şikayet Et
    Akıncılara selam olsun
    Cevapla Toplam 11 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat