Çağdaş paganlar ve yarasalar

  • GİRİŞ27.02.2026 09:25
  • GÜNCELLEME27.02.2026 09:25

Koskoca bir devlet düşünün ki düşman güçler ve onların müttefikleri yerli münafıklar tarafından en barbar yöntemlerle yakılmış yıkılmış, işgal edilip ortadan kaldırılmış. Yıktıkları bu devin yerine tarihi ve geçmişiyle bağları ve bağlantıları koparılan, çağdaş ve modern sömürgeciliğin uzantısı yeni bir devlet kurulmuş.

Devletin temel ilkelerinden ideolojisine, yönetim tarzından sistemine kadar her şeyi düşmanların istek ve arzularına göre şekillendirilmiş, ‘’Demokrasi, özgürlük, çağdaşlık, modernlik, gelişmiş devletler seviyesine ulaşmak, laiklik’’ diye bir ütopya çürük bir sakız gibi yıllarca şom ağızlarından düşmemiş. 

Sloganlar üzerine kurulan batı patentli bu devletin ilk işi, milletin diniyle, tarihiyle, geçmişiyle kültür ve medeniyetiyle savaşmak olmuş. Milletin benlik ve kimliğine ait ne varsa yok sayılmış; halkı kendine ait olandan nefret ettirmek ve Haçlılara benzetmek için renkten renge, kılıktan kılığa girilmiş.

Batı başkentlerinde bu devleti kurgulayan üst akıllar, devletin başına geçecek kişileri ve kadroları da bir şekilde kendileri atamış. Onları kolonyal valileri gibi çalıştırmış. Bu atanmışlar her zaman teknik, taktik ve siyasi olarak sahiplenilmiş. O ülkenin babaları, ataları ve kahramanları diye halka tanıtılıp okullarda genç beyinlerine kazınmış. 
Devletin eğitim kurumlarında milletin evlatlarına yalan, iftira, türlü hile ve oyunlarla kendi öz baba ve ataları unutturulup düşman edilmiş. Toplumun dini, tarihi, kültürü, medeniyeti unutturulmuş. 

Batıdan ithal edilen turfanda kafalara dev olarak gösterilip ölümsüz kahramanlar olarak öykündürülüp taptırılmış. Bunun için çağdaş pagan tapınaklar, putlar ve piramitler yapılmış. Caddeler, sokaklar, meydanlar put galerisi haline getirilmiş. 

Çağlar öncesi pagan toplumlarda görülen puta tapıcılık ve ölülere öykünme seansları modern büyücüler ve niyet okuyucu şamanlarca devlet töreni olarak kutlanmış. Dini ve milli bayramlar ve değerlerimizle yarıştırmak için suni bayramlar ve yas günleri icat edilmiş.

Dinin devleti olmaz deseler de, devletin dinini dinsizlik olarak halka dayatılmış. Vatandaşlar Müslüman olsalar bile Allah’ın değil devletin kulu haline getirilmiş. Ezanlar okunsa, camiler dolup taşsa da, asıl olan milletin inanıp iman ettiği din, din değil, despotların dayattığı, adına dinsizlik dini denilen bir din ortaya konulmuş.

Camilerde ve dini törenlerde dinsizlik dininin ikonları, putları ve ölüleri kâfirlere cennete gitmeleri için dua edilmiş. Kimse, ‘’ Adam Müslüman değil siz onu zorla cennete sokmak istiyorsunuz’’ diyen çıkmamış.  ‘’Sen olmasaydın biz olmazdık’’, diye yaratanla yaratılan karıştırılmış ve yarıştırılmış. 

İsyan ve tuğyan eden bazı mürtetlerin Müslüman olduklarına dair şahitlik eden olmasa da bunlar İslam düşmanı olmalarına rağmen Hacı, hoca, hafız veya İmamoğlu diye allem kallem edilip kahraman ilan edilmiş.

Şahit oluyoruz ki, Paleolitik Çağ (Yontma Taş Devri) ve antik çağlardaki Mısırlıların Firavunları, Yunanlılar ve Romalıların abur cubur tanrıları gibi soytarı tanrılar ve tanrıçaları ilan edilmiş.

Putunu kendi yapıp kendi putuna tapan, put ustası çağdaş Azerlerin kendi eserlerine taptığı insanlık adına insanın zıvanadan çıktığı günlere gelmişiz. Mevcut sistemler, düzenler ve ideolojiler sapık inanışların ev sahipliğini ve pazarlamasını yapan, insanı insana ve eşyaya kulluğa zorlayan Nemrut ve Firavun düzenleriyle burun buruna gelmişiz. 

Aklı her şeyin üstünde tutan Batı Aydınlanmacılığı, Tanrıyı ve Hıristiyanlığı Kiliselere mahkûm eden modern insanı, Halkı Müslüman ülkelerde pazarladıkları Allahsız kitapsız düzenler ve yöneticilerle Allah’ı camiye hapsetmek, cami görevlilerini de bu hapishanelerin gardiyanları yapmak istedikleri bir zamanın kapılarına gelmiş ve dayanmışız.  

İslam coğrafyasındaki İslami uyanışlar, hareketler ve dirilişler batının din ve devlet anlayışına göre; ‘’ Çok tehlikeli teröristler, organizeler ve milletler’’ olarak algı operasyonlarında malzeme olarak kullanıldığı bir zamanda yaşıyoruz

İslam toplumlarını kontrol altında tutmak için bu ülkelerin başlarına şövalye Abdullahların, Mustafaların, Süleymanların ülkenin lideri ve kurtarıcısı diye pazarlandığı bitpazarlarını görmüşüz. Bu kartondan devlerin, suni liderlerin,  duruşlarına bakarak onların zavallı cüceler olduğunu anlamış ve tarih uykusundan uyanmışız.

İslam ümmeti, kendi başlarına atanmış sahte devlerin, yularlarını eşeklerin çektiği develerin, yollarının üstünde dikilen Hindu’nun mukaddes ineklerinin kimler olduklarını anladı.  Doğudan batıya, Kuzeyden Güneye ‘’Allah Allah Allah’’ diye uyandı.

Nemrut ve Firavun soylu yarasalarla yerli münafıkların, dönme ve batı kuklası Pinokyoların okullarda çocukların ağızlarından ‘’Allah’’ lafzını duyup ürkmesi ve korkması emperyalizmin üzerimizdeki kara bulutlarının kalkmasının işaretidir.

Bunlar sabahın işaret fişekleridir. Daha çok yıldırımlar çakacak, gökler gürleyecek, dağlar inleyecek, yalancı şafakların üzerine tan ağaracak, kuşluk atacak ve sabah olacaktır Allah’ın izniyle. 

‘’Allah Ekber’’ sesinden rahatsız olan Siz Nemrut ve Firavun soylu mahlûklar, gecenin bekçisi yarasalar, bırakın ağlamayı zırlamayı hangi mağaraya kaçıp sığınacaksanız onun hesabını yapın. Geliyor gelmekte olan, geliyor gelecek olan…

Arif Altunbaş, Haber 7

Yorumlar1

  • Selim 1 saat önce Şikayet Et
    Yüreğine kalemine saglık...
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat