Demokratik yalanlar
- GİRİŞ27.03.2026 09:09
- GÜNCELLEME27.03.2026 09:12
Yalan, hakikate ve adalete başkaldıranların tükenmez hazinesidir. Onların, işgal ettikleri topraklarda kurdukları devletler ve medeniyetler; ruhu çökmüş, içten içe çürüyen çağdaş harabelerdir.
Bize özgürlükler ülkesi diye yüceltilen ülkeler, aslında köle tüccarlarının kan ve kelle üzerine yükselttikleri imparatorlukların mayası kanla, kinle ve nefretle yoğrulmuştur. Bunlar aç kaldıklarında birbirlerini yiyen vahşi hayvanlara benzerler; doyduklarında ise azgınlaşır, şirretleşir, insani ve ahlaki hiçbir ölçü ve değer tanımadan zayıf toplumları sömürerek semirirler. Dizginlerini koparıp sınır tanımaz bir tuğyanla insanlığın üzerine yürürler. Tüm ahlaki ve hukuki sınırları çiğnerler.
Kuruluşları zulüm, işkence, soykırım ve sömürüye dayananlar, atalarının izinde yürüyerek yeryüzünü fitnenin cehennemi haline getirirler. Zulüm ve sömürünün kara bayrakları altında, yandaşlarıyla birlikte dünyayı mazlumların zindanına, işkencenin yurduna çevirirler. Nemrut’un ve Firavun’ un çağdaş suretleridir bunlar.
Onların dostlukları, müttefiklikleri, sözleri ve anlaşmaları baştan sona yalanla ve haramla yoğrulmuştur. Vadettikleri, söyledikleri, içtikleri ve yedikleri bile yalan ve haramdır. Ne siyasetine, ne ticaretine, ne diplomasisine güvenilir. Dostlukları menfaatten ibarettir; pazara kadar dost, mezara kadar düşmandırlar.
Sabah söylediklerini öğle vakti inkâr eder, akşam söylediklerini gece yalanlarlar. Yalan onlar için nefes almak ve vermek gibidir; onsuz uykuya dalamazlar. Böylece insan olma yolculuğunda sürekli tökezleyen, utanmazlığın ve yüzsüzlüğün timsali haline gelirler.
Kendine inanmayan insanın içi çelişkilerle doludur. Güven vermez, güvenilmez. Bu halleriyle kendilerini dünyanın jandarması, tek imparatoru sanırlar. Hukuku, adaleti, ahlakı ve manevi duyguları tanımazlar.
Yalan söylemek onlar için bir sanattır; bu sanat, yalancıları ve hakikati daha berrak görmemize vesile olur.
Hiçbir evrensel ölçü ve kural tanımadan Gazze’yi harabeye çeviren, binlerce çocuk kadın yaşlı çaresiz insanı katleden Faşist İsrail’e yardım ve yataklık yapan başta Amerika olmak üzere batılı ülkeler kendi iç yüzlerini ve gerçek kimliklerini de böylece ortaya koymuş oldular.
Acaba ülkemizde batı batı diye çırpınan kaç namuslu kalem, düşünce ve fikir insanı, siyaset ve politika adamı bu yalancıların yalanlarını bakarak nihayet bunların gerçek niyet ve yüzlerini görebildi.
Bugün İran’a dayatılan bu haksız ve hukuksuz savaş, batılı emperyalist yalancılarının eşkıyalığından başka bir şey değildir. İnsanlık vahyin pınarından kana kana susuzluğunu gidermedikten sonra, yalancıların cehenneminde yanmaya mahkûmdur.
Tarihin derinliklerine gitmemize gerek yok. Onların bugünkü adları Trump veya Netenyahu olması gerçeği değiştirmez. Firavun her çağda Firavun, Musa her çağda Musa’dır. Yalanın her çağda yalan, hakikatin her çağda hakikat olduğu gibi.
Dünyayı rahat bırakın ey Siyonist kudurmuş köpek İsrail ve emperyalist katil eşkıya Amerika! Sizin demokrasinize de, demokratik yalanlarınıza da ihtiyacımız yok.
Arif Altunbaş / Haber 7
Yorumlar2