Soykırım kahramanları

  • GİRİŞ10.04.2026 09:03
  • GÜNCELLEME10.04.2026 09:03

Tarihin hiçbir döneminde görülmemiş bir vahşet ve katliamın aktörü olan Trump ve Netenyahu Gazze’de taş üstünde taş bırakmayacak şekilde bombalayıp yakıp yıkıp şehri terkedilmiş antik bir kalıntıya dönüştürdüler. Lübnan ve İran’ a, Suriye ve Yemen’e bomba sağnaklarıyla büyük zararlar verdiler.

Ne uluslararası hukuk, ne insan hakları yasaları, ne insanlık ve hoşgörü kuralları, ne de ahlak ve vicdanları onları durduramadı. Destekçileri ve şakşakçılarıyla birlikte insanlığın yüzkarası bir katliam gerçekleştirdiler.

Yüzbinlerce çocuk, kadın, yaşlı ve suçsuz insan katledildi. Gazze’nin yerleşim yerleri şehirleri 9 şiddetinde bir depremden daha korkunç bir yıkımla yerle bir edildi. Bu durum çağdaş medeniyetin ne kadar acımasız, vicdansız ve sorumsuz insanları bağrında beslediğine şahit olduk.  

Dünyada milyonlarca insan bu zulme dur demek için ellerinden gelen protestolar yaparak bu katliamları lanetledi. Dünya kamuoyunu ve devlet yöneticilerinin dikkatini çekmeye, haksız ve hukuksuz saldırılar, işgal ve istilalarına karşı eylemler tertiplendiler. Mazlum ve ezilmiş insanların yanında olduklarını göstererek adaletin, hukukun, barışın ve insanlığın sesi olmaya çalıştılar.

Bunlardan daha fazla milyonlarca insan da yapılan bu katliam ve soykırımlar karşısında kılları bile kıpırdamadı. Hatta işgalci, zalim ve katillere yardım ve yataklık yaparak bu vahşet ve barbarlığı destekledi ve alkışladı.  

İnsanlık 2. Dünya savaşında görülen Hitler faşizmini tekrar tekrar Gazze’de fazlasıyla yaşadı. Hem de, Holokoslarda katledilen Yahudilerin evlatları ve torunları tarafından... Yapılanlar bir soykırımdan öte, Hitlerin ataları ve dedelerine yaptığı zulümlere karşı yapılan bir öç ve intikam alma ritüeli idi.

Gazze soykırımından sonra insanlar, neden bu beni İsrail asırlardır o ülkeden bu ülkeye, oradan diğerine sürgün edildiğinin sebep ve nedenini şimdi daha iyi anlıyor.

Tarih boyu onlarca ülkede katliam ve soykırıma, sürgün ve kovulmaya maruz kalan bu lanetli kavmin hiç mi suçu yoktu, sorusunu artık insanlık kendi kendisine sormaya başladı. İsrail’in barbarlığını ölçü, sınır ve hukuk tanımazlığını gören dünya atalarının neden ve niçin sürgünleri hak ettiklerini şimdi daha iyi anlıyor.

Bunların bugün iddia ettikleri ‘’Tanrının seçtiği en yüce kavmin kendilerinin olduğu, öteki insanların onların kölesi ve hizmetçisi olarak yaratıldığı’’  inancı ve buna göre de bulundukları her ülkede fitne çıkarmaları, insanlığın huzurunu kaçırmaları sürgün ve lanetlenmelerinin gerekçesi imiş meğer.

İsrail bugün işgal ettiği Filistin topraklarında sadece Filistinlilerin, Lübnanlıların, Suriyelilerin değil, tüm Ortadoğu ülkelerinin, dolayısıyla tüm dünyanın başına bela olmuş durumda. Bu hal, hareket, davranış ve şirretlikleriyle mutlaka ama mutlaka yeni bir sürgünü hak ediyor. Tarih birgün elbette tekrar edecek…

Batı Medeniyetinin kurucuları olan ABD, İsrail ve Avrupalı yandaşları batı medeniyeti ve insanlık anlayışlarının son iki yılda Taş Devrindeki insanlardan daha ilkel bir bir durumda olduklarını gösterdiler.  Her hal ve hareketleriyle, her eylem ve söylemleriyle Kabil soylu Firavunun katil çocukları olduklarını ispat ettiler.

Dünyanın en stratejik boğazları, küresel enerji akışını ve deniz ticaretinin kontrol edildiği, jeopolitik öneme sahip dar suyollarıdır.  Bunlar; petrol ve gaz sevkiyatının kalbi Hürmüz, Asya-Avrupa arası ana rotası Malakka, Akdeniz'e açılan Cebelitarık ve Babülmendep ile Karadeniz'i dünyaya bağlayan İstanbul ve Çanakkale boğazları olduğu malum.

Bu boğazların hepsi de Müslüman ülkelerin coğrafyalarına ait olmasına rağmen, hâkimiyeti, yönetimi ve denetimi neden İslam ülkelerinin elinde ve iradesinde değil de batılı emperyalistlerin elinde olduğunu, Müslümanlar olarak kendimize sormamız ve kendimizi sorgulamamız gereken kördüğüm olmuş, cevaplanması gereken bir soru. 

İslam ülkeleri ve toplumları olarak İslami bir şuur ve idrake sahip olmadığımız sürece, batının ellerimizdeki zincirlerini ve ayaklarımızdaki prangalarını kırmamız, kendi özgürlük ve bağımsızlığımıza kavuşmamızın bu gidişle asla mümkün olmadığını artık anlamak ve gereğini yapmak zorundayız. Yoksa bu savaşlar, işgaller, istila ve katliamların sonu gelmeyecek...

Arif Altunbaş / Haber7

Yorumlar1

  • Kasım 6 saat önce Şikayet Et
    Çok doğru söylersin kardeşim. Tecrübeler ve tehklikeler ortada..
    Cevapla Toplam 2 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat