Amerika ve İsrail Korsanları
- GİRİŞ17.04.2026 09:42
- GÜNCELLEME17.04.2026 09:42
Tarih boyunca hem korku hem de hayranlık uyandıran deniz korsanları, Antik çağlardan modern zamanlara kadar, deniz ticaretini ve uluslararası ilişkileri derinden etkilemiştir.
M.Ö. 14. yüzyıldan itibaren Akdeniz’de görülmeye başlayan korsanlık özellikle Fenikeliler ve Yunanlılar döneminde ticaret gemilerine saldırarak denizlere hâkimiyet, korsanlıkla ucuz ve kısa yoldan zengin olmanın sınırlarını zorlamışlardır.
Roma İmparatorluğu, korsanlığı bastırmak için büyük deniz seferleri düzenlemiştir. Batı dillerinde yaygın olarak Pompey olarak bilinen son dönem Roma devlet adamı, M.Ö. 67’ deki operasyonları korsanlığı belirli oranda azaltmıştır.
Korsanlığın en aktif ve meşhur olduğu yıllar, MS. 16.–18. Yüzyıllara rastlar. Amerika kıtasının keşfi, Kolonyalizmin ve sömürgeciliğin başlayıp gelişmesinde korsanlık kişisel haydutluktan devlet haydutluğa evrilir. Devletlerin desteklediği korsanlık, deniz eşkıyalığının yeniden yükselmesine sebep olmuştur. Amerika’nın keşfi de bu döneme rastalar. Karayipler denizi, korsanların en aktif olduğu bölge haline gelir.
İngiltere, Fransa ve İspanya gibi devletler, “resmi korsanlık” anlamına gelen mürettebat mektupları ile korsanları açıkça desteklemişler ve finansa etmişlerdir.
Blackbeard (Edward Teach), Anne Bonny (yaklaşık 1700–1782) ve Mary Read (1685–1721), 18. yüzyılın başlarında, "Korsanlığın Altın Çağı’nda Karayibler’de dehşet saçan en ünlü korsanlar olarak tarihe geçer.
Barbaros Hayreddin Paşa Akdeniz’de ünlü bir korsan iken, Osmanlı donanmasının önemli bir kaptanı olmuş, Akdeniz’de korsanlara karşı savaşarak Osmanlı devletinin resmi amirali olarak Akdeniz’i Osmanlı gölü haline getirmiştir.
Hatta ABD ticaret gemileri, Akdeniz'de seyretme ve ticaret yapma izni karşılığında 1796'da imzalanan Trablus Antlaşması ile 18. yüzyılın sonu ile 19. yüzyılın başlarında (özellikle 1795-1815 yılları arasında) Osmanlı İmparatorluğu'na (Cezayir, Tunus, Trablusgarp eyaletleri aracılığıyla) vergi/haraca bağlanmıştır.
20. yüzyılın sonlarına doğru ateşli güçlü donanmalar ve uluslararası işbirlikleri korsanlığın etkisini azaltmış, korsanların saklandığı limanlar kapatılmış, yakalanan korsanlara da ağır cezalar verilmiştir.
21. Yüzyılda Somali açıklarında ve Güneydoğu Asya’da ticaret gemilerine yapılan saldırılarla küçük çapta da olsa hâlâ kişisel korsanlıklara rastlanır.
Deniz korsanları, tarihin farklı dönemlerinde ekonomik, siyasi ve askeri açıdan önemli roller oynamışlardır. Bugün romantize edilen korsan figürleri, aslında deniz ticaretine ve uluslararası güvenliğe büyük zararlar vermiş haydutlardır. Devlet destekli korsanlık, geçmişte olduğu gibi günümüzde de küresel düzene ve ekonomiye büyük bir tehdit ve tehlike oluşturmaktadır
Süper güçlerin denizlerdeki hâkimiyet mücadelesi, Jeopolitik güç rekabeti ve deniz güvenliği stratejileri, özellikle enerji ve ticaret yollarını kontrol altına alma çabaları korsanlığı “modern bir haydutluk” haline getirmiştir.
Gelişmiş silahlar ve teknolojilerle devlet gücü veya desteği ile yürütülen bu haydutluk uluslararası deniz ticareti ve güvenliği için ciddi bir tehdit haline gelmiştir. Sabah; Kanada’yı, öğle; Grönland’ı, Akşam; Venezüella’ yı, gece yarısı; Küba’yı, ertesi günü; İran’ı ve tüm Ortadoğu’yu aşağılayıp tehdit eden ABD başkanı Trump’ın saçma sapan kararları ve bu yöndeki adımları gelmiş geçmiş korsanların haydutluklarından daha yıkıcı ve zarar verir hale gelmiştir.
İsrail’ in Doğu Akdeniz’de, Gazze soykırımını protesto eden sivil toplum örgütlerine ait uluslarasın sulardaki seyreden Mavi Marmara baskını ve katliamı, Sumut aksiyonerlerinin gemilerine yapılan haksız hukuksuz baskınları, saldırıları ve insan hakları ihlalleri, Amerika’nın dünya genelindeki deniz hâkimiyeti baskıları ve son olarak haksız ve hukuksuz olarak Hürmüz Boğazı ablukası bütün dünyayı mağdur eden bir deniz korsanlığı ve eşkıyalığıdır.
Dünya bugün Trump ve Netenyahu haydutlarının vahşi ve barbarca saldırılarından kaynaklanan birçok ekonomik, siyasi ve askeri katliam ve baskılarının büyük mağduriyetlerinin ağır bedelini ödemektedir.
Dünyada ve bölgemizdeki ABD ve İsrail haydutluğu küresel Siyonist emperyalizmin ve Kapitalist sömürünün satranç oyunu haline gelmiştir. Bu bölgemiz ve coğrafyamız, hatta dünya için büyük bir arz güvenliği sorunu haline gelmiştir.
Sıkılmış yumruklar, küfür hakaret ve tehditlerle barıştan bahseden Amerikan siyaseti ve İsrail’in saldırgan, işgalci, yayılmacı tavrı yalancı çobanın hikâyesinden daha komik, daha utanç verici bir hale gelmiş, diplomasi ve uluslararası ilişkiler yalanın ve sahtekârlığın satranç tahtası olmuştur.
İran’ın dize getirilme oyunları son bulunca sıranın Türkiye’ye geleceğini ima eden faşist İsrail yöneticileri ve Siyonist politikacıların Ortadoğu’da devlet terörü estirmeleri milletimiz ve devletimizin çetin bir mücadeleye hazır olması gerçeğini ortaya koyuyor.
İsrail boş durmuyor. Devleti ve iktidarı zayıflatmak için ülkemizdeki sağcı, solcu, ayrılıkçı, terörist ve muhalefeti Türkiye’nin birlik, dirlik ve düzenliğine karşı ‘’Atatürkçülük’’, ‘’laiklik’’, ‘’çağdaşlık’’ maskesi altında istediği gibi tepe tepe kullanıyor.
Bu maskenin arkasındaki güçlerin batı emperyalistleri ve Siyonist yayılmacılar olduğunu artık açık açık milletimize ve genç kuşaklara söylemekte, öğretmekte geç kalmayalım.
Unutmayalım ki, düşman radyo, TV, Gazete, sinema gibi birçok basın yayın organlarında zehirli yılan gibi çöreklenmiş, bazı politikacılar, aydın taslakları Siyonist İsrail’ in eli kolu, gözü ve kulağı olmuş durumda. Eğitim sistemimiz de tepeden tırnağa batı emperyalizmine ve Siyonizm’e eleman ve asker yetiştirmekle meşgul.
Hala üzerimize üzerimize gelmekte olan tehlikeleri göz ardı edecek, görmezlikten, bilmezlikten mi geleceğiz.
Kimse kusura bakmasın! Bu tehlike aile yapımızın bozulmasından, eğitim sistemi ve M. Eğitimin yanlış politikalarından kaynaklanıyor.
Yeter artık yeter! Bu yanlış düzene ve sisteme düşman kapımıza dayanınca, özgürlük ve bağımsızlığımıza el koyunca mı dur diyeceğiz.
Arif Altunbaş, Haber 7
Yorumlar1