Ankara Zirvesi: Türkiye’nin NATO’daki ağırlığı

  • GİRİŞ03.07.2026 08:59
  • GÜNCELLEME03.07.2026 08:59

NATO, Temmuz ayında Ankara’da toplanıyor. Gündem yoğun, başlıklar kritik. Savunma harcamalarının artırılması, Ukrayna’ya destek, Orta Doğu’daki güvenlik dengeleri ve Arktik bölgesindeki yeni stratejik açılımlar… Hepsi masada. Ancak bu zirvenin asıl önemi, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşiyor olması.
 
2014’te kabul edilen %2 GSYH savunma harcaması hedefi, 2025’te %5’e çıkarıldı. Şimdi soru şu: Üye ülkeler bu yükümlülüğü nasıl yerine getirecek? İspanya, Kanada ve İngiltere gibi ülkeler hedefleri tutturmakta zorlanırken, ABD ve bazı Avrupa ülkeleri baskıyı artırıyor. Ankara’daki zirve, bu tartışmanın yeni bir sahnesi olacak.
 
Bir gün boyunca savunma sanayii forumuna ayrılması tesadüf değil. Ortak tedarik, teknoloji paylaşımı ve entegrasyon, NATO’nun geleceğini şekillendirecek. Türkiye’nin son yıllarda geliştirdiği yerli savunma sanayii, bu noktada ayrı bir önem taşıyor. Artık sadece tüketen değil, üreten ve ihraç eden bir aktör konumundayız.
 
Rusya ile süren savaş bağlamında Ukrayna’ya verilecek destek, NATO’nun birlik mesajı açısından kritik. İran’a yönelik operasyonlarda Avrupa’nın isteksizliği ise ABD ile AB arasındaki gerilimi artırıyor. Ankara Zirvesi, bu konuda bir uzlaşı arayışına sahne olabilir.
 
Türkiye’nin rolü ise tartışmasız. NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olmak, Karadeniz’e erişimi kontrol etmek ve Orta Doğu ile Avrupa arasında köprü konumunda bulunmak… Bunlar sadece jeopolitik avantaj değil, aynı zamanda stratejik zorunluluk. İncirlik, İzmir, Kürecik ve Kosova’daki katkılar, Türkiye’nin İttifak içindeki ağırlığını gösteriyor.
 
Montreux Sözleşmesi sayesinde Boğazlar üzerindeki kontrolümüz, Rusya-Ukrayna savaşında NATO’ya stratejik avantaj sağlıyor. Bu durum, Türkiye’nin vazgeçilmezliğini bir kez daha ortaya koyuyor.
 
Ancak şu soruyu sormadan geçemeyiz: NATO ülkelerine ne kadar güvenebiliriz? Geçmişte yaşanan tecrübeler, müttefiklerin ikiyüzlülüklerini hatırlatıyor. Zor zamanda sırtımızı kime dayayacağız? Ankara Zirvesi, bu sorunun cevabını vermeyecek belki ama tartışmayı yeniden alevlendirecek.
 
Sonuçta, “ ABD, AB ve Rusya’dan dost olmayacağını” bilerek Türkiye, bölgesel ve küresel oyunda kendi rolünü oynamak zorunda. Ankara’daki zirve, yalnızca NATO’nun geleceğini değil, Türkiye’nin İttifak içindeki yerini de yeniden tanımlayacak.

Bu toplantıdaki her türlü olumlu senaryo ve beklentiye rağmen ikiyüzlü ve güven vermeyen müttefiklere asla umut bağlanmamalı, kendi ayaklarımız üstünde durmak için kardeş ve dost ülkelerle birlikte kendi savunma birliğimizi ve silah sanayimizi oluşturmak için ne gerekiyorsa onu yapmaktan bir adım geri kalmamalıdır.

Kurda kuzu emanet edilmez. Ayıdan dost, domuzdan post olmaz. Dost ve düşman kim belli. Gidilecek yol ve hedefte belli. O zaman ne yapacağımız, kimlerle nasıl yapacağımız da bellidir. Yol Onun, varlık Onun gerisi hep angarya…
 
Arif Altunbaş, Haber 7

 

Yorumlar1

  • AĞACAN 47 dakika önce Şikayet Et
    Akıl en büyük nimettir sayın Hocam, Elhamdülillah Bizim Kadim Türk Devlet Aklımız hiçbir zaman arkasını kimseye dayamadı bundan sonra da dayamayacak. Yazı içeriğinde belirtilen dost ve kardeş ülkeler görünse de görünmese de Çok Farklı Platformda gereken her türlü iş ve işlemleri yapmaktalar. Nato içerisinde ki üyeler kendileri düşünsün bundan sonrasını.... Kaleminize sağılık.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat