Bir asrın karanlığından sonra

  • GİRİŞ14.08.2026 09:00
  • GÜNCELLEME14.08.2026 09:00

Türkiye, bir asrı aşkın zamandır körlerin sağırları ağırladığı bir sofrada, batının uşağı yöneticilerin ve emperyalizmin uzantısı boğaz baronlarının gölgesinde yönetildi. Devşirme ideolojilerin eğreti tahtında, millet açlıkla, yoklukla ve acıyla sınandı; ebedi şeflerin gölgesinde bir kış mevsimi gibi uzun ve soğuk yıllar yaşandı.

Sonra, demokrasi adına vesayet zincirleriyle gelen darbeler, eli sopalı yönetimlerin karanlık geceleriyle ülkenin ufkunu örttü. Bin yıl sürecek denilen ceberut dönem, okyanus ötesinden tayin edilen sipariş başbakanların ve bakanların kukla oyununa dönüştü. Bir asırlık en kıymetli zamanlarımız, darbeler ve terör belalarıyla çarçur edildi; milletin alın teri emperyalistlerin sofrasına meze yapıldı.

Kur’an’a “gökten indiği sanılan doğmalar” gözüyle bakan kör ve şaşıların elinde, millet gazel döken yapraklar gibi kendi benliği ve kimliğinden uzaklara savruldu. Ezan Türkçe okutuldu, camiler kapatıldı, İslami eğitim kurumları susturuldu. Devrimcilik ve ilericilik hayaliyle tek tip, ateist inançsız bir gençlik yetiştirilmeye çalışıldı. Boynumuza laiklik halkası kölelik sembolü gibi geçirildi; din, tarih, ahlak ve maneviyatımız bir kültür katliamının kurbanı oldu.

Hz. İbrahim’in çağındaki gibi putlar ve put mabetleri çoğaldı. “Allahu Ekber” demek yasaklandı. Darağaçlarında nice canlar can verdi, toplumun nice çınarları devrildi. Bin yıllık İslam alfabesi, Latin harflerinin gölgesinde tarihten silinmek istendi. Kardeş milletler arasında fitne tohumları ekildi; Türk, Arap, Kürt birbirine yabancı yapılmaya ve çatıştırılmaya çalışıldı.

Ulus devlet adı altında milletin kimliği preslendi, diller susturuldu, sanat, edebiyat ve kültür baskı altında çürütüldü. Kuklacılar ipleri çekti, kuklalar oynatıldı. Dünya aya ve Merih’e giderken biz bu ülkeden kendi yaptığımız uçakları toprağa gömdük. Devlet ile millet kavga ettirildi, İslam ile laiklik çatıştırıldı, peygamber ile liderler yarıştırıldı.

Yeni nesiller, ülküsüz ve idealsiz mankurt sürülerine dönüştürülmek istendi. İmam Hatipte okuyan çocuk yobaz ilan edildi, diskoda şanzıman dağıtan genç çağdaş sayıldı. Şeriatın Allah’ın hukuku olduğu unutuldu; yerine Roma’nın ateist putperest yasaları konuldu.

Bütün bunlar, milletin din, tarih ve kültürüne yapılan ihanetin ve cinayetin bir özetiydi. Ama şimdi vakit, özümüze dönme vaktidir. Müslüman kimliğimize sarılma, medeniyetimizi kuşanma, onu insanlığın huzurunda bir anıt gibi yükseltme vakti.

Terörsüz Türkiye, Mekke Anlaşması, Kalkınma yolu ve daha birçok cesur ileriye dönük atılımlarla inkârın ve tuğyanın zifiri karanlığını inanç ve imanımızın aydınlığında geride bırakıyoruz.

Şimdi kuşluk vakti… Yeryüzünü İslam’ın nuruyla yeniden ağartma zamanı. İslam güneşinin zulmün ve karanlığın üzerine doğması için hep birlikte el ele, gönül gönüle, kol kola yürüyelim arkadaşlar rüyalarını gördüğümüz aydınlıklılar ülkesine…

Büyük doğu, Kızılelma, Diriliş Yurdu, Başkentler başkenti, Yeniden Büyük Türkiye bütün ihtişamı ve görkemiyle sizi bekliyor. Tarihimizin yeniden ayağa kalkıp dirilmesi ve insanlığın huzurunda bir kutsal anıt gibi dikilmesini…

İçimizde ve coğrafyamızda barış ve kardeşlik, özgürlük ve bağımsızlık için durmak yok, yola devam, tek yol İslam arkadaşlar…

Arif Altunbaş, HABER 7

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat