Yeni Bir Dünya Kurmak

  • GİRİŞ04.09.2026 08:54
  • GÜNCELLEME04.09.2026 08:54

Bugün insanlık, sınırsız refahın ve teknolojik ihtişamın sarhoşluğunda, neon ışıkların ve dijital ekranların parıltısı altında kendi içindeki insanı ve vicdani değerleri kaybetmiştir. Hakikatin yerini güç ve gösteriş, erdemin yerini zevk ve eğlence, imanın yerini inkâr ve tuğyan, dayanışmanın yerini çıkar ve menfaat almıştır. Şehir, beton yapılar halinde ruhunu kaybetmiş bir iskeletle ayakta durmaktadır. Çağdaş medeniyet ruhunu yitirmiş bir vücut halindedir.

Yeni bir peygamber gelmeyeceğine göre, vahyin aydınlığından kopan insanlık, bu vahşi ve acımasız dünyanın yerine yeni bir dünya kurmak zorundadır. Aksi halde, hakikat çizgisinden ayrılan toplumları bekleyen son bellidir: o da çeşitli şekillerde ve zamanda bir şekilde yok oluştur. Tarih, her biri insanlığa ibret vesikası olan, Hak ve hakikat yolundan sapan helak olmuş sapkın toplumların çöplüğüyle doludur.

Yeni bir dünya kurmanın ilk adımı, şahsiyetli insan ve şehirler oluşturmaktır.  Hakka gönül veren erdemli insan, kayaların arasından fışkıran su, çöldeki vaha gibi şehri besler ve onu yeniden inşa ve imar ederek insanın hizmetine sunar. Böyle bir medeniyet ve kültürü yeniden insanlığın onur belgesi gibi abideleştirecek olanlar ahlak ve adalet sahibi olan bilge yöneticilerdir.  Onlar peygamber izi ve çizgisinde hayata bakacak; halkı Hakk’a yönlendirecek önderler ve liderdir.

Erdemsiz şehir, ruhsuz bir beden gibi soğuk ve donuktur.

Yeni bir dünya dinamik bir ruhla kurulur. Bunun da ilk adımı, kardeşlik ve yardımlaşma ruhudur. Toplumlar, kardeşlik ve dayanışma ruhuyla ayakta durur.  Bu anlayış komşuluk ve toplum arasındaki kopmaz bağı oluşturur.  Bu bağı koparsa aile, komşu, mahalle yıkılır ve şehir bedenen ve ruhen çöker. Kardeşlik ve dayanışma, medeniyetin omurgasıdır. Şehir ancak bu bağ ile ayakta durur ve omurgalı bir duruş sergiler.

Yeni bir dünya, imanın gücü ile nefes alır. İmansız olan yürek bedende yüktür. İnançsızlık, güvensizlik, kaygı ve umutsuzluk uçurumunun kenarında ne yapacağına şaşıran insan, Allah’a mutlak güvenle iman eder, bağlanırsa, ruhu yeniden o ruhsuz bedene döner. Aile, komşu, toplum ve şehrin ruhu da şehrin temel taşları olarak yerine oturur.

Yeni bir dünya, inançlı, şahsiyetli, adil, merhametli insan ve toplumla yükselecektir. Tanrı’yı öldürdüğünü sanan çağdaş batılı insan, aslında O’nun önünde eğilerek yeniden can bulup dirilecektir. Sürü mantığını aşan, Allah’a bağlanarak özgürleşen bir ruh, böylece dünyayı ve evreni yeniden anlamlandıracaktır.

İnsan, ancak Allah’a bağlanırsa özgür olur. Yaratıcıdan uzaklaştıkça nefsinin ve güç odaklarının kölesi olur. Medeniyeti yeniden inşa edecek olan, vahyin kaynağından beslenen özgür insandır.

Yeni bir dünya, yalnızca taş ve tuğla ve betonla değil; ahlak ve kardeşlik, adalet ve dayanışma, iman ve özgürlük ile kurulacaktır. Ahlak bireyin ruhunu koruyacak, kardeşlik toplumun bağlarını güçlendirecek, adalet insanı umutsuzluktan kurtaracak, kardeşlik ve dayanışma ruhu yeni bir dünya ve insan tipi ortaya çıkaracaktır. Allaha itaat eden, Tağut’ u inkâr eder. İnsan, insanlığını yeniden kuşanır.

İnsan, kendi içindeki insanı yeniden uyarmak, uyandırmak ve diriltmek için vahyin sesine kulak vermek ve insanlığın kimsesi olmak zorundadır. Medeniyetin ruhu böyle canlanır, ölü şehrin ruhu böyle nefes alır ve ayağa kalkar. Vahyin temelleri üzerinde yükselecek bir dünya, tarihin derinliklerinden bugüne kadar uzanan insanlık serüveninin diriliş destanı olur böylece.

Yeni bir dünya kurmak, vahiyle donanan yeni bir insan yetiştirmekle olacaktır.

 

Arif Altunbaş, Haber 7

Yorumlar2

  • Şefik 1 saat önce Şikayet Et
    ''Yeni bir dünya kurmanın ilk adımı, şahsiyetli insan ve şehirler oluşturmaktır.'' İşte bütün mesele buradan başlıyor. Şahsiyetimizi kaybedince her şeyimizi kaybettik maalesef...
    Cevapla
  • beyelli 5 saat önce Şikayet Et
    Allah razı olsun. Rabbim bizi inanç ahlak adalet iyilik ile kuşatsın.
    Cevapla Toplam 2 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat