İnkar ve red cephesi
- GİRİŞ26.04.2011 07:45
- GÜNCELLEME26.04.2011 07:45
Ömrünü Hak’ka karşı savaşarak Ebu Cehl’in cephesinde geçirmiş bir insan, bir toplum başarının zirvesine ulaşmak için Hak’kı taklit ederek hedefine ulaşabilir mi?
Hedeflerine ulaşmak için hakikatin kılığına bürünerek batılın kalesinde Hak suretinde görünerek inkârı hâkim kılabilir mi? Yalan ve iftiranın efendisi iyinin, güzelin, doğrunun, mükemmelin kahramanı olabilir mi?
Ülkemizdeki ve Ortadoğudaki inkâr ve ret cephesinin savaşçıları halkların güçlü iradesi ve onurlu duruşları karşısında yıllardır verdikleri savaşta yenilgi yenilgi büyüyen bir hezimetin altında ezilmeye, ezildikçe erimeye, eridikçe yok olduklarını görmeye ve hızla kuzu postuna bürünen kurt rolünü oynamaya başladılar.
Ülkemizdeki inkâr ve red cephesinin sağdaki ve soldaki temsilcileri bir sürü ataklar ve arayışlar peşinde ha bire çılgınca, şuursuzca hamleler yapıyorlar. Yalan ve iftira üretmek yerine hayali projeler, dindar muhafazalar görünme rolleri, söylemleri, halkçı olmalarını hatırlamaları, işçi babası havalarına girmeleri, vatan millet Sakarya, kuru milliyetçilik ve vatan kurtaran aslan rolleri vs. hepsi kendi başına ayrı ayrı bir deve kuşu taklidinden ibaret kepazelik.
Kafalarını kuma gömüp gövdeleri dışarıda kalınca tehlikeyi savuşturacağını zanneden deve kuşlarını bile hayrete düşürecek acaip rol kesmeler durgun suyu bulandırıyor.
Özleri ve sözleri kendi içlerinde bile sessiz bir gerilim rüzgârı estiren, seçim belasına bu iki yüzlülüğe sandıklarda oylara tahvil edinceye kadar tilki kurnazlığına devam.
Bir asra yakın bir zamandır inkar ve red cephesinin saldırı ve müdafasını yapan bu yorgun savaşçılar nasıl oluverdi de bir haftada topluca iman tazelediler(!), yıllardır yok etmeye çalıştıkları İslami değerleri sahipleniverdiler?
Seçim arefesinde savundukları statükonun kalıpları dışına çıkmaya çalıştılar, yenilikler, açılımlar, projeler, yeni demokratik ataklarla meydanlara atıldılar.
Başta kendi taraftarlarına soğuk su şoku yapan bu gayretler, inşallah umut tacirliği, palavra bezirgânlığı, oy tüccarlığı hesabından ve seçim kaygısından kaynaklanan bir tiyatroya dönüşmez.
Sözleriyle birlikte özleri de aynı frekansta, aynı çizgide, aynı duyarlılık ve hassasiyette olsa milletimiz tarihinde güzel, örnek bir seçime, şahitlik etmiş olur.
Öfke ve nefretin cephesi bundan sonra merhamet ve rahmetin yoluna girebilir mi?
Halkın sessiz çoğunluğuna kulak vermeyenler, inatçı ve inkârcı tutumlarından aklın ve mantık yoluna nasıl evrilebilir? Halkın değerlerine ve mukaddeslerine saygılı olamayan, iktidar dahi olsalar Türkiyeye nasıl yön verebilir?
Hakla, halkla, medeniyet ve kültürümüzle savaşmak yerine ona sempatiyle bakamayanları milletimiz batılıların taşeronluğundan nasıl vazgeçirip bağırlarına basacaklar?
Halkı ve onun değerlerini dışlayan hangi parti ve ideoloji olursa olsun, mutlaka dışlanır. Halkı ve değerlerini hor gören her düşünce ve görüş de hoş görülmez.
Hakka karşı savaşan her hareket ve ideoloji iflah olmaz, hakikatin ışığına kavuşamadan karanlığın balçıklarında debelene debelene telef olur.
Ortadoğudaki bütün diktatörler ve onların uyduruk ideolojileri müslümanların yurtlarında belki darbeyle, zulümle, baskıyla geçici olarak iktidar olabilirler, ancak ilelebet bu topraklarda iktidar olamazlar ve olamayacaklardır.
Zamanla inkârın esarete, reddin inkâra dönüştüğü bir toplumda küfrün imana üstün gelmesi eşyanın tabiatına, ülkenin tarih ve kültürel gerçeklerine, dinin akaidine taban tabana zıt bir olgudur. Bunun farkında olanlar zamanında akıllarını başına alırlar ve yola gelirler, yola gelmekte direnenler de yola getirilirler.
Kemalistler, Baascılar, Cemahiriyeciler, diktatörler ve benzerleri gibi. Şimdiye kadar yola getirildiği ve bundan sonra da getirilecekleri gibi...
Arif Altunbaş - Haber 7
arifaltunbas@hotmail.com
Yorumlar2