Tablonun gizli yüzü
- GİRİŞ15.09.2009 06:36
- GÜNCELLEME15.09.2009 06:36
Son günlerde art arda gelen şehit haberleri, Kürt açılımı tartışmasını küllendirdi. Sanki açılımın ivmesi düştü, kamuoyunun heyecanı medyadaki itiş kakış nedeniyle azaldı gibi bir atmosfer var. Siyasiler, bazı bölgelerde seçmen tepkisinden rahatsız olmaya başladı. Genel Merkez'e 'frene basalım' mesajı geliyor.
DTP zaten Abdullah Öcalan'ın sürecin içinde olmamasından dolayı isyanlarda. Her fırsatta 'Dağ fare doğurdu' diyor, PKK'yla müzakere dışında demokratik açılımın her adımını 'kozmetik' diye es geçiyor.
Genelkurmay'ın 'Son terörist ölünceye kadar' açıklaması, PKK'lıları 'terörist' değil 'dağdaki akrabalarımız' olarak gören Güneydoğu halkının bir bölümünde hayal kırıklığı yarattı. Hasan Cemal geçen hafta Milliyet'te çok güzel aktardı bu ruh halini. Kendilerini kapıp koyvermek, kanmak, sonra da yüzüstü kalmak istemiyorlar.
PKK deseniz, çok başlı ve 'kimin eli kimin cebinde' durumu sergiliyor. Bir yandan güya tek taraflı ateşkes, diğer yandan artan saldırılar. Tepede Murat Karayılan var, ancak sağdan solda karışanlar, Karayılan'ın liderliğini zayıflatmak isteyenler çok. Örgütün demokratik açılım sonucunda gerçekten dağdan inmesi ihtimalini sabote etmek istiyorlar. Yalnız Cemil Bayık gibi sertlik yanlıları değil, örgütün Avrupa'daki bazı temsilcileri ve bazı yabancı güçler de her an bu projenin önünü tıkamaya hazır.
Kamuoyu deseniz henüz bir şey anlamış değil. Bir o habere bir bu habere bakıyor; bir yandan şehit cenazelerine lanet yağdırıyor, diğer yandan evlenip PKK'dan kaçan genç kadının hikayesiyle kederlenip 'Bitsin bu kardeş kavgası' diyor. Kafalar karışık.
Peki bu karman çorman tablo ne demek? Açılım iflas mı etti? Hayer etmedi.
Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol