Kapatma davasına karşı B Planı

  • GİRİŞ22.02.2010 09:11
  • GÜNCELLEME22.02.2010 09:11

Tabii bunlar hükümet çevrelerinde konuşulanlar. Eğer gerçekten böyle bir hazırlık varsa, dosyanın içinde başta Başbakan Tayyip Erdoğan olmak üzere Hüseyin Çelik, Bülent Arınç, Egemen Bağış, hatta İçişleri Bakanı Beşir Atalay gibi isimlere siyasi yasak talebinin de olduğunu varsayabiliriz.
En azından hükümet bu varsayımla hareket ediyor.

Tabii hükümet cephesinde dillendirilen bu dedikodunun gerçek mi yoksa AK Parti Grup Başkan Vekili Mustafa Elitaş’ın bu hafta pek de ikna edici olmayan bir üslupla geçiştirmeye çalıştığı gibi “tevatür” mü olduğunu, önümüzdeki aylarda göreceğiz.

Ancak parti kurmayları ve hukukçular, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da kapatma davası olasılığına karşı B Planı’nı devreye sokmuş vaziyette. Böyle bir dava açılması halinde acilen erken seçime gitme eğilimi var. (Bülent Arınç ise dün “kapatma davasını beklemeden hemen gidelim” dedi) 2008’deki davada, AK Parti’nin kapatılması halinde halen tabela partisi durumunda olan küçük partilerden birine geçerek yeniden seçime gidilmesi düşüncesi vardı. AK Parti grubu hızla aynı stratejiye yöneliyor. 

Aslında olası bir kapatma davası, anti-demokratik olmanın yanı sıra, amacının da tam tersine hizmet edecektir. 

Zira AKP oyları, çeşitli nedenlerden dolayı 2002’den bu yana en düşük seviyelerinde seyrediyor. 7 yıldır iktidarda olmanın getirdiği bir metal yorgunluğu var; hükümet ilk kez bazı çevrelerde mağdur değil mağdur eden gibi algılanıyor; kamuoyu askerle sürekli gerilim atmosferinden rahatsız; ekonomik göstergeler istihdama yansımıyor; İç Anadolu ve Batı’da Kürt açılımına tepki dinmedi...
İşte bu yüzden, parti kurmaylarının ve Başbakan’ın masasına giden son anketlerde AK Parti oyları %35’lerde seyrediyor. CHP %23, MHP %19 civarı. Ancak burada önemli olan, CHP ve MHP oylarının toplamının AK Parti’nin üzerinde olduğu, anayasa değişikliği gibi konuların seçim sonrasında bile çetrefil gözüktüğü gerçeği. (En büyük sürpriz ise, henüz parti aşamasına bile gelmemiş olan Mustafa Sarıgül’ün oylarının % 4 civarında olması.)

Bu tabloda açılan bir kapatma davası, AK Parti için “can simidi” olacaktır. Tayyip Erdoğan yasaklı bile olsa, her kahvehaneye, her dükkâna, her eve “Hayırlı günler arkadaşlar, sizlere Tayyip Erdoğan’ın selamını getirdim” desturuyla giren AK Partililer, oylarına kafadan 5 puan ekleyecektir. Bu filmi daha önce görmüştük gibi bir his var bende...

Genelkurmay Başkanı’nı dinlemenin 7 yolu

İlker Başbuğ’un ocak sonundaki Brüksel gezisinde yaptığı konuşmanın bir internet sitesine düşmesi, Türkiye’deki siyasi kavganın ne kadar tehlikeli yerlere uzandığını gösteriyor. Kamuoyunda “Genelkurmay Başkanı bile dinlenirse ya biz..” kaygısı var; güvenlik bürokrasisinde ise “Ya mahrem bilgiler günün birinde yabancı güçlerin eline geçerse...” endişesi.

Ancak bu kez dinlemenin yabancı güçlerden ziyade Türkiye’deki siyasi mücadelenin bir uzantısı ve “hodri meydan” amaçlı olduğu ortada. Özetle güzel memleketimizde siyasi mücadele, artık tam bir casusluk savaşına dönüşmüş durumda.

Peki Genelkurmay Başkanı’nı dinlemek, koca koca generallerin ses kasetlerini yayınlamak için ciddi bir istihbarat organizasyonuna gerek yok mu? Yoksa Genelkurmay’da vahim bir güvenlik zaafı mı var?

Konunun uzmanlarıyla konuşunca, dehşete düştüm. Özetle kafaya taktığınız birini dinlemek hiç de zor değil. Yeter ki kötü niyetli olun!

Görüştüğüm güvenlik uzmanlarından  edindiğim bilgiler, yeni teknolojilerle Başbakan, Cumhurbaşkanı ya da Genelkurmay Başkanı’nı dinlemenin mümkün olduğunu gösteriyor. Hele de bu kişiler çalıştıkları kurum dışında bir faaliyete katılmışsa.  İşte telekulak dünyasının sırları:

1 Dinleme deyince ilk cep telefonu düşünülüyor, oysa internete bağlı her bilgisayar bir dinleme aracına dönüşebilir. Hacker’lar, bilgisayar sistemine girip cihazın hoparlörlerinden o odada dinleme yapabiliyor.

2 Yine de en tercih edilen metot, “böcek” isimli dinleme cihazları. Yeni nesil dinleme cihazları kibrit kutusunun yarısı büyüklükte ve bir milim incelikte. Birinin önceden gelip Başbuğ’un konuşma yaptığı odaya yerleştirmiş olması gerekiyor. Böcekler, sesi telsizle bir merkeze havale ediyor. Çankaya ya da Başbakanlık’ta kritik toplantılar öncesinde “böcek taraması” yapılıyor. Brüksel’deki toplantı öncesinde bu yapılmamış olabilir.

3 Asıl sorun telsizi olmayan kayıt cihazları. Bunlar böcek taramasında çıkmadığı için fark etmek neredeyse imkânsız. Çünkü dışarıyla bağlantılı herhangi bir vericisi yok. Çakmak ya da kol saatinin içine yerleştiriliyor. Böcek arama cihazları saniyede bir frekans taraması yapsa da bu cihazların dışarıyla bağlantısı olmadığı için bulmak zor. En sık rastlanan çakmaklardaki dinleme sistemleri. Hatta ayakkabı topuğuna bile monte edilen cinsleri var. Burada yapılan kayıt, daha sonra kolaylıkla bilgisayara aktarılıyor. Muhtemelen Brüksel toplantısında da bu tarz bir cihaz kullanıldı.

4 En basit metot, cep telefonunu kayıt aleti olarak kullanmak. Bu yüzden Genelkurmay girişinde cep telefonları ziyaretçilerden alınıyor.

5 Cep telefonları ayrıca mobil bir dinleme aracı sayesinde anında sesi aktaran bir verici olarak da kullanılıyor. Seyyar dinleme araçlarına takılan bu sistem, cep telefonunu “kandırarak” kendini baz istasyonu gibi tanıtıyor, böylece bütün görüşmeleri kayda alıyor. Bu Türkiye’de bir efsane. Varlığı resmen kabul edilmese de hem emniyet hem de jandarmanın envanterinde seyyar dinleme araçları olduğu sanılıyor. Bu dinlemeler TİB sistemi dışında kalıyor.

6 Düğme dahil birçok aksesuar, masaüstü çiçek, hediye, ses kayıt cihazına dönüşebiliyor. Özellikle ciddi bir üs araması olmazsa düğmeleri fark etmek imkânsız.

7 Görüntülü kayıt cihazları LCD televizyon sistemlerinin içine yerleştiriliyor. Böylece odadaki televizyon sürekli içerideki ses ve görüntüyü kaydediyor.

MUHARREM İNCE:

Yazının devamına bu linkten ulaşabilirsiniz

Aslı AYDINTAŞBAŞ / Milliyet

Yorumlar1

  • yasirzeyn 15 yıl önce Şikayet Et
    BENDE BİŞEY SANDIM. Maalesef hanımefendi bu yazıyı sipariş üzere kaleme almış görünnüyo. güya vatandaşın endişelerini dile getiriyo, Güya askerle yargıyla polemiğe girilmemesini bundan da iktidarın büyük oranda oy kaybettiğini vs. vs. Vatandaş derken genel anlamda halkı kasteddiğini sanmam çünkü bunların halktan ne kdar uzak olduğu herkesin malumu. Vatandaş derken kendi gibilerin düşünce ve fikirlerini masa başında yazarlar. Ayrıca İfade ettiği iktidarın oy kaybedeceği sandığı konulardan tam tersi karşı tarafın zarar göreceği
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat