Mekke'den Medine'ye(Gerçek Kutlu Doğum...)
- GİRİŞ29.04.2013 07:48
- GÜNCELLEME29.04.2013 07:48
Allahtan umudunuzu kesmeyiniz kısmı çok mühimdi. Yep yeni bir sayfa ile başlıyor insanoğlu o ihrama girdiği dakikalarda ve her evveli söylenenleri de dinlemiş olarak uyanıyor yeni bir güne. Arkasında işiymiş gücüymüş pek önemli olmuyor ya da ne bıraktığı hayatında hatta o kutsal topraklarda aklınıza bile gelmiyor geldiğini iddea edeniniz varsa o zaman aklı hala dünyada kalmış ve nefsini törpüleyememiş diyor size liderlik eden hocanız. Hatta arkanızdan iş mi güç mü ne çevriliyor açıkçası oda umrunuzda olmuyor yani!
Diyanet İşleri Başkanlığını tebrik etmek gerekiyor.Tebrik ediyorum, Mekke ve Medine'de gurur duydum. Umre; küçük hac'dı lakin milyonlarla ifade edilen Hac için Diyanet İşlerinin sorumluluğu çok daha fazla ve her seferinde muvaffak olması bizi heyecanlandırıyor. Bizlerle tek tek yani özü insan olanla uğraşmak ve insan yönetimi her zaman bilinen kadarıyla çok zor oluyor. Onca insanı idare etmek ve programlara uydurmak. Ayrılıp gittiğiniz dünyada herşeyi biz insanoğlu zorlaştırıyorken. Zor olan bu sanatı iyi yönetmek ve memnuniyet kısmı. Bu da cabası.
Mekke insanı içine alan zaman enerjisi ve yüzleşme mekanı. Bana bu ilk gidişim, bunu öğretti. Peygamberimizin yaşadıkları, karşılaştıkları ve günümüze uzananlar. Film karesi gibi tek tek geliyor gözümün önüne. Aramızda farklı meslek grupları bir sürü insan varken sadece "sade insan" kısmının hatırlanması! Yardıma koşma, merhamet, bol bol sınav tabloları herşey çok açık ve çok net. Orada görme şansınız var bir de yakalar ve içiniz coşmaya başlarsa o dakikalarda bilin Allah size daha çok mesaj veriyor.
Hiçbirşey bilmediğimizi ama öğrenmek için inanmanın ne kadar kolay olduğunu gösterdi bu yolculuk. Hafızamı güçlendirdi ve hatırlattı. Döneceğinizi bile bile oralarda son günmüş gibi hareket etmek. Muazzam. Hele bizim vatandaşlarımızı orada görmek, yanınıza yanaşıp bir yardım talep etmeleri, teyzelerin kaybolma öyküleri ve her saniye birilerine olan davranışlarınız. Herşeyden yaptığımız mesul olma durumu. Asıl gerçek belkide. Gerçeğe en yakın ve layıkıyla yaşamaya çalışmak. Bizimkisi çabalamak olsun diyerek Allah'tan sürekli af ve mağfiret dilemek. Karşılaşacağınız o kadar açık imtihanları yaşadığımız mekanlarda algılamamız ile Mekke, Medine'de algılamak inanın çok farklıymış.
Allah'la bu kadar yakın olduğunu bir başka nerede hissedebilir ki insan?
Mekke varlığını anlamaya gayret ettiğin ve cayır cayır yandığın bir şehir. Büyüsü kokusu ile. Her bastığın toprak parçası ya da temas ettiğin Kâbe seni öylesine o hızına alıyor ki büyüsünden başın dönmüyor bile. Sürekli ona bakmak ve Allah'tan istediklerini sıralamak. Zem zem ile yıkanmak. Allah'tan isterken bencil olamıyorsun ki hazinesi çok yüceler yücesinden sadece iste ve kendiliğinden boşalan gözyaşların bırak sel olsun diyorsun. Bugüne kadar Umre ve Hac yapmış insanları çok dinlememe rağmen herkesin karşılaştığı farklı, lezzetli yaşanmışlıklar bir başka etkiliyor beni.
İnsan bir kere mi terlemez, insan bir kere mi ter kokmaz. Yok ne ter ne de bir koku. Binlerce, yüzbinlerce insan ayrı diller, ayrı renklerde lakin titreyen eller ve yürekleri hop hop eden coşan bedenler. Gözün kimseyi görmüyor. Kimseleri süzmüyor. Cebelinurâ çıkıyoruz ve sanki cennet kokusu sizi kokan taşlar karşılıyor. Aynı koku ve aynı hisler Sevr Dağında da sizi bekliyor. Buralara tırmanmaya başladığınızda o koku en tepedesiniz, ne yorgunluk ne de başka bir durum. Sadece şaşkınlığı gizleyememe anları. Çıkışta kolay iniş de. Oraya varıldığında 360 derece Mekke ayağınızın altında ve eller göğe açılarak hep dua hep dua. Birlikte dua etmenin ne kadar keyifli olduğunu görmek ve toplu namazlar. Dağdaki koku üstünüze siniyor o kokuyu içinize çekmek ve sizde uyandırdıkları. O kokuyu sevdiklerinizinde almasını istiyorsunuz.
Efendimizi birden fazla anmak. Dilden düşmeyen salavatlar. O dağda yaşanılmışlıklar ve gelen vahiyler. Orada olduğum için şanslıydım, şanslıydık. Kutlu doğum anı ve yolculuk Mekke'den Medine'ye olacaktı. Mekke'den ayrılık zordu. Herkes yaşadığını, Mekke öncesi ve sonrasını birkez daha düşünsün ve hatırlasın isterim. Benim miladım gibiydi çünkü.
Arkamda yarım yamalak şeyler bırakıp gitmiş olmanın endişesi bile yoktu. Daha doğrusu itiraf etmek gerekirse "keşke" kelimesi yoktu. Yetmez mi?
Lakin insan hep yaşlıları görünce ya da orta yaş olma adayıyken birden seneler önce diyiveriyor. Erken yaşlarda hızla bu kutsal topraklarda yaşananlar çok daha farklı olabilir. Öncesinde bir önyargı oluşuyor neden insanlarımız birden fazla umre yapar diye. Ama bu lezzeti yaşayınca ve yaradan da seni huzuruna çağırınca dilin bağlanarak, gel de birden fazla gitme. Defalarca gidesin var. Şimdiden tütüyor burnumda, ıslak gözyaşları içinde. Dünyanın her yerini gezenlerin söylediği bile bu. Mekke'den ayrılış benim için çok zordu. Açıkçası yorumsuz kalmayı tercih ettiğim Kâbe'nin dibine kadar olan oteller hem olmalı hem de olmamalıydı. Çok daha fazla insanın gelmesi, görmesi için bir takım prosedürler olabiliyor. Kâbe'deki hızla yetişmesi gereken inşaatları da Allah size duyurmuyor. Makinalar dibinizde ama siz sadece daha fazla nasıl ibadet yapabilirimin derdinde oluyorsunuz.
Ve Medine! Huzur abidesi, başı dik şehir. Bizi selamladı ve selamlarken daha yolun başında ağlattı. Mucizeleri bol şehir Medine. Yaşam ile ölüm arası, gizemli şehir. Tarif istemez. Kendie hemen alıştıran bu şehirde son günlerin gelip evinize dönüş yolculuğunuzun bile gelmemesi için zamanın durmasını bekliyorsunuz. Ötesi var mı? Yeşil Kubbe, sırlar dolu yaşanan anlar ve her birini açıklamak da güçlük çekiyorsunuz, susuzluk akla gelmiyor, ne yesem de karnımı doyururum düşüncesi yok. Medine'nin koca sokaklarında kaybolsanız da size muhakkak Allah rızası için yardım eden bir kul oluyor. Bu arada da bolca ziyaretler yapıyor ve bir saniye boş kalmıyorsunuz. Her saniye nefes alış verişler huzurla karşı karşıya. Ve ölüm anı, sadece başına iki çapraz konan taştan ibaret. Yarım ve üstü açık tahta tabutun içine önce beyaz kefene sonra farklı renkte bir beze sizi sarıyorlar baş ve ayak ucundan bağlanmış halde olan meftayı herkes gözle görüyor, önce cenaze arabasına sonrada yolculuğu Cennetül Bâki. Medine'de herkes buraya gömülüyor. İnsanların naaşları, tüm bedenin üç ay içinde eridiği söyleniyor ve iki sene sonra başka bir cenazeyi gömebiliyorlar yalnız cesedi erimeyenler ise şehit olarak kabul ediliyor ve etrafı taşlarla belirginleştiriliyor.Peygamberimiz Medine'de ölmenin hayırlı olduğunu tebliğ etmiş.
Birgününüz eğer dilerseniz on yıl gibi geçebilir. Şahsen yaşadıklarımdan kendi payıma dersi alıp, Allah'ın özel misafirleri arasına girmek için didinmek çok heyecan vericiydi. Bugüne kadar böyle mutluluk yaşadım mı diye sordum kendime. Sonrada aklıma tam kutlu doğumda Efendimizin huzurunda saygı ile sessiz bir şekilde selâmlaşmak unutulmazdı. Dileyen ve isteyen herkes inşallah gider ve biran önce o mübarek toprakları görme şerefine erişir.
Günümüzde en ağır olan nefsi terbiye kısmıdır. Ne duygularınıza ne de kendinize, elinize, dilinize hakim olmayı becermekte zorluk çektiğimiz bu başka alem olan dünya bir o kadar sıradan ve basit. Gözümüzde amma büyütüyoruz. İnsan gençken ölümü zor düşünüyor lakin ömründen bir sene bir sene daha geçip ihtiyarlayınca ancak bir ayağının, bir gözünün de toprağa baktığını dile getiriyor. Her şey boşuna denmiyor vakti zamanında diye. İnşallah cennet bahçesini görüp alınlar bu bahçede namazla buluşur.
Vakit nakit ama burada tam tersi nakittir vaktiniz. Hayatımızdan çalınan her saniyenin hesabını bize soracak ve bedelini de ödetecek olan büyük bir kudret ve yaradan var. Hiç şüphesiz kim kime ne yapıyorsa da bunun da bu dünyada elbet bir karşılığı var. O sebeple eğer vicdanlarımız rahatsa sorun yok, vicdanla ilgili huzursuzluğu olanlara ise Allah gerçekten yardım etsin. Bu dünyanın vicdan muhasebesi, denge terazisi, haksızlıklara uğrayanlara gerçeği mutlak gösteriyor. Bana Allah'ın evine misafirliğe giderken orada ne işin var diyenler ve kendinde yorum yapma hakkı bulanlarda oldu. Abartıp, çok acı ama yakıştıramayanlar da. Güzel imtihanlarımdı. şükürler olsun. Eminim sizde gidenleriniz de çok imtihan süzgecinden geçtiniz. Nihayetinde o mübarek yerlerde nefes almak, mutluluğun çemberinde koşturmak, gerçek kardeşlerimle tanışmak da varmış. Umarım hepiniz muvaffak olursunuz, muvaffak oluruz.
Yorumlar5