Zafer ve mücadelemiz Türkçe...
- GİRİŞ23.06.2011 06:45
- GÜNCELLEME23.06.2011 06:45
Etrafımıza bakıyoruz, bakmaya da çalışıyoruz. En son gördüğüm tablo gözlerden kaçmayan, hepimizin yüreklerini coşturan ve kalp atışları da hızlandıran türdendi. Bu yıl 9.su gerçekleştirilen Türkçe Olimpiyatlarından bahsediyorum. 130 ülke, direk olay. Binlerce finalist vs.
"Gelin tanış olalım". Ne kadar mühim mesele.
Önyargısı olmayan ve içinde ufacık bir art niyet bulunmayan bu tür organizasyonların özellikle ülkemize ve Türk toplulumuza sağladığı katma değeri hiç şüphesiz asla tartışmayız.
Mücadelemiz dünya Türkçe konuşsun diye. Dünyaya hakim olan uluslararası dil İngilizce'nin önüne geçse artık ve birinciliği kimselere kaptırmasa.
Asil bir dilimiz var, her yörenin lehçesi ayrı bir güzellik katıyor. Dünyanın neresine giderseniz gidin gururla, göğsümüz kabara kabara, yetişen yeni nesiller arasında hiç yabancılık çekmeden ve anında kazandığımız dostlarla dilimize olan yatırımın hazzını anlatamam.
Türk Cumhuriyetleri ve diğer gelen ülkeler.
Katılımcılar ve davetli misafirler, insanın o güzelim çocuklarla saatlerce sohbet edesi geliyor. Ama nasip oldu ki yedi kişi olan Ankara'lı finaslist çocuklarımızı canlı yayında televizyonda ağırlamak ve onlarla sıcak muhabbet beni ihya etmeye yetti.
Bazen bizden daha iyi konuşup, daha iyi birer dinleyici, okuyucu ve sanatkar oluyorlar hem de yıllarını vermeden birkaç ayda zor ve telaffuzu çalışmadıkça güç olan dilimizi en ince ayrıntısına kadar öğreniyorlar. Ne emek. Ne azim ve çalışma. Elleri öpülesi hocalarımız. Gerek yüzü görünen gerekse perdenin arkasındaki kahramanlar onlar.
Bir kelam öğretip, neler çıkarıyorlar. Ülkemdeki bu tür gelişme ve organizasyonların hem desteklenmesi hem de artmasını canı gönülden arzu etmekteyim. Bugünün yetişenleri yarının gelecekleri değiller mi? Özel çocuklar bunlar. Allah her birine ayrı güzellik ve özellik sunmuş.
Bakışları hepimizi etkiliyor ki hemencicik toparlanıp kendimize gelip, toplanıyoruz. Çoğu zaman bizim yapamadıklarımızı başkalarının özellikle de dünya evladlarının yapması bizi utandırıyor. Bize tercüman olma meselesi aslıda bu durum.
Yurtdışına çıkanlarınız muhakkak bilecek, ilk kez gidenler oraya ayak uydurmak için ilk önce ister istemez yabancılık çekerler ama sonra kendi vatandaşlarımız hemşeri olayına girerler. Misafirperverliğimizle biz elimizden geleni yaparız. Gerçek bu. Karşılıklı ağırlanma durumu.
Hergün dünyanın binbir yerinden gelen çatlak sesler ve iç savaşların, olumsuz etkilerin sürekli olduğu bir ortamda, dünyanın her yerinden katkı sağlayıp özellikle
Türk okullarında okuyan bu evladlarımızı, her daim yalnız bırakmamayı görev bilinci haline getirmeliyiz.
Bizim çocuklarımız ve kardeşlerimizle birlikte yarın, bir sonraki gün başımıza gelebilecek her türlü olayda devreye işte bu Türkçe olimpiyatlarının içinde olan ve ilgi duyan hiçkimse kayıtsız kalmayacak. İnşallah beşeri ilişkilerin yeniden önemsendiği günleri bir çırpıda görebiliriz. Bizim hala umudumuz var.
Aslında insana olan yatırımın bir de dile olan yatırım kısmını konuşmak gerekiyor. Sohbetler bunun üzerinde olmalı gibi geliyor. Herkes taşın altına elini koysa.
Var gücümüzle Türkçemize sahip çıkıyoruz ve 9.uluslararası Türkçe olimpiyatlarının finaline doğru şimdiden bu kardeşlerimiz bizlerin birincisi sayılıyor. Aradan seçim yapmak o kadar zor ki. Benim ülkeme benim dilime sahip çıkıp, Türkçe'ye sahip çıkarak ona en güzel özenin gösterilmesi bizi ancak mutlu eder.
Daha yolun çok başındayız. Umarım hak edilen noktaya tam manasıyla geliriz. Sanki çok az kalmış gibi...
Aynur Ayaz - Haber 7
ayazaynur1@gmail.com
Yorumlar1