Komşunun açlığından kime ne...

  • GİRİŞ04.08.2011 07:30
  • GÜNCELLEME04.08.2011 07:30

Bazen biz insanoğlunun aklı ermez ve bazı soruların cevabını bile veremeyiz. Yine çok beklenen ve kavuşulan hatta dünyanın tüm inançlarının da saygı duyduğu bir Ramazan-ı şerife “hoş geldin” demek ve kucaklamak. Kucaklamak denilince etrafındaki insanların heyecanlarını nasıl görmezden geliriz ki!

Gelebilir miyiz?

Hayatımızın içindeki ayrı ayrı Ramazan sofrasını çat kapı gerçekleştireceğimiz yürekler ne kadar sevinirler. Kaçımız apartmanındaki, bildiği tanığı akrabasını ya da sokağındaki hizasında komşusunu evinde ağırlayabiliyor ki?

Herkesin doyduğu bir kap yemek değil mi?

Hadisi şeriflerimizin bile belirttiği "Komşusu açken tok yatan bizden değildir". Neden hatırlamak istemeyiz? Hatırlayanlarımız acaba kaç kişi?

Git gide bir vurdumduymazlık değil toplumdaki ölçüler, kıvrak düşünceler yakalıyor her yaştan saygı görmek isteyenleri: Biraz daha özgür düşünce sistemi içinde her inanıştan insanın Müslüman âlemine verdiği mesajın samimiyet derecesini irdelemeden teşekkürü bir borç bilmek. Ramazan ayının ilk başlangıcı olmasına karşı artık Ramazan çadırlarının değişiklik göstermesi dikkat çekiyor. Çadırlara sefer tası ile gelenler bir yanda! Adı kaynaştırma! Gerçekten hoş bir düşünce ve uygulama. Evet, evet yanlış duymadınız tamamen kaynaştırma ve kendiliğinden…

Artık yerel yönetimler de bazı şehirlerimiz de kendilerine görev addetmişler. Tanımadığınız sadece yüzlerine hafif bir tebessüm kondurduğunuz kişilerle aynı sofrayı paylaşabiliyorsunuz tüm Ramazan boyunca.

Ne güzel! 

Tabi şimdi tüm bunların yanında bir de hatırlamamız ve hiç unutmamamız gerekenler var.

Kapınıza sadaka için gelen eller ve boş çevrilmemesi gerekenler, evine bir sıcacık pide bile giremeyenler, cebindeki son kuruşunu ekmeğini ıslatıp yemeğe harcamaya çalışanlar, iftar saatini kaçırıp çalışmak zorunda kalanlar, fazla mesai ile evin geçimini sağlamaya çalışanlar, trafiğe takılanlar vs daha da sayabiliriz. Örnekleri çoğaltmak mümkün…

Şimdi yolunuz düşerse bir çadır sofrasını ziyaret edin, yolda kala mı kaldınız girin bir sıraya fark edin. İftar çadırlarını ziyaret etmek de kültürlerimizin bir parçası haline geldi.

Bir iftar mı vereceksiniz farklı bir bölge seçin. Orada hiç iftar organizasyonu yapılmamış olsun. Her zaman aynı yerde aynı kişilerle iftar yapmak yerine, başka başka kişi ve kurumlar veya misafirlerle iftar yapmanın zevki de bir başka olsa gerek.

Gözlerimizin içinin heyecanının bile değiştiği, nefsi terbiye ile hareket edilmesi gereken bir otuz gün. Çabuk gelir ve geçer, nasıl geçtiği ise anlaşılmaz. Lakin içimizde ukte kalmadan yapılan iş ve işler.

Biraz daha düşünce sistemi, biraz daha yumuşak huy! Belki biraz daha uysallık adına ne derseniz diyin. Dünyanın beden gibi büyük bir emanet olduğu bir zamanda komşusunun açlığını düşünmeyen bir toplum olma hakkımız asla olamaz.

Kıssadan hisse diyerek payımıza düşen hikayeleri gözden geçirmek galiba hepimize yeniden yeterli gelecek.

Aynur Ayaz - Haber 7
ayazaynur1@gmail.com

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat