Aklın yolu bir... (Renkli Meclis)

  • GİRİŞ17.11.2011 07:20
  • GÜNCELLEME17.11.2011 07:20

Meclis açıldığından beri kimimizin gözleri o sıralardan alamıyor kendini. Gündemi takip etmek için ele alınan bir köşeden gazete, yolda kulakta radyoda dinlenen bir haber ya da evde internetten farklı haber portalından takip edilen bir haber programı, ana haber bültenleri, ihtiyarlarımızın, “hadi evladım bugün neler olmuş, ne var ne yok” demeleri vs...

Bir günü kaçırmışsanız, bir sonrakini anlamak arada bağlantı kurmak da zor! Eee, artık yeni dünya düzeni ve yeni medya adı üstünde. Alışmak lazım.

Biz istikrarla ilerken ülke adına, bakın Avrupa'da borç içinde bir ülke ve üstelik de bakanlığını kendi üstlenen yeni bir başbakan. Skandal eski başbakana elveda diyen bir halk da gerisinde. Çok net gördük. Avrupa’da en çok bilinen bu ülke, İtalya.

Evet, takip edip haberdar olmaya çalışıyoruz ki bir sonraki güne adapte olalım. Ve bir öncekinden olumsuzları en aza indirgemiş olarak başlayabilelim bir sonrakine. Oldukça meşgul bir haber atmosferi içinde olduğumuzu kabul ediyoruz. Ve buna can mı dayanır, diyebiliyoruz hafif tebessüm ederek. Bu kadar haber içerisinde kaç tanesi acaba bizim psikolojimizi değiştiriyor? Ya da bırakın değiştirmesini acaba bizim pozitif bakabilme umudumuzu da mı kırıyor diye düşünebiliyor insan?

Kaldı ki milletin temsil edildiği o koltuklarda oturan değerli vekillerimize oldukça çok iş düşüyor. Eğer haberlerde açıldığı günden bugüne gözümle net, yalın görüyorsak ayrı mesele. Şimdi renklilik var mı derseniz var. Sokaktan geçen bir teyzeyi de çevirsek ya da evde ilköğretim sıralarına giden bir çocuk da bu farkı elbet fark edecektir. Önemli şeyler oluyor Mecliste. Anlaşılan o ki olmaya da devam edecek hızla...

Aklın yolu bir! Anayasamıza tartışma kültürü başlığı eklense ya! Ne kadar mutlu oluruz. Biz tartışmasını bilenlerden değil miyiz acaba? Yoksa vekillerimiz de o tartışma kültürü başlığını hiçe sayıyor olamaz öyle değil mi?

Gördüklerimiz önce el, kol hareketleri, sesler ara ara kısılıyor ve sözcükler. Kimi zaman duyulmasını hiç istemediğimiz. Şimdi her bir partinin grup başkan vekilleri ve örmek şahsiyetler. Bunları bizlerden iyi bilecekler.

Daha çok taze. Hatta sansürü meclis televizyonunda da kullanır olmuşlar. Kadına şiddet konusunun kamuoyunu meşgul ettiği ve hepimizin de görmek istemediği üçüncü sayfa haberlerinde yer alınanların nasıl hepsi gerçekse, inanıyorum meclisteki manzaralar da oralara meyilli gibi.

Yanılıyor olmayı o kadar isterim ki! Meclisin hanımefendi başkanı iki taraf için özür dileyin diyerek defalarca sesleniyor, meclis de sesler yükseliyor. Nasıl bir tahammülsüzlük?

Acaba orada nereler oluyor demek lazım? Sonuç ısrar etmesine rağmen özür dilemeyen iki taraf ve hanım milletvekillerimizde devrede.

Eskiden yumruk görüntüleri ile haberlerin içi meşgulken şimdi ağır ithamların! Allah, Allah! Bir yanlışlık olmasın? Biz kulaklarımızla yanlış duyuyor olmayalım!

Üzücü tabi. İlköğretim sıralarında bir çocuk ailesinden de meraklı olsa ve o evde dizi yerine Meclis TV açık olsa vay haline! Anne neden yüksek sesle bağırıyorlar, baba neden tek tek konuşmuyorlar diye sorar. Çocuğun hakkı, hadi gelin açıklayın.

Tartışma kültürü; beyler, hanımlar çok önemli, çok! Dinleme, sabır gösterme ve tahammül etme. Önce dinlemiyorsun, sonra yanlış anlama, sonra da gelsin kavgalar. Ağız, burun kırmalar. Haklı olan ve çoğunluğu kendinden emin, özgüveni oturmuş bir insanın temsil ettiği her konum veya sıfatta dikkat edip otokontrolü kendine uygulaması gerekmez mi? Yani bende şimdi haberlerin içlerindeki bu noktayı ele almak istemezdim.

Ama ben ele almayayım, o ele almasın kim alsın. Bunu içinden çıkartıp yeniden keşif değil amaç. Lakin özür dilemenin, tonlu ve vurgulu konuşmanın, hitapkâr konuşmanın en etkili, en yüksek mercii orası yani meclis olduğu için bu kadar dertleniyoruz. Dikkatimiz de buraya kesildi işte. 

Yine söyleyeceğim bir göz görmesin, bir kulak duymasın olmuyor. Düşünsenize örnek olması gereken bir kurumu merak eden çocuklarımız ve gençlerimiz, gelecekte oralara gelirken neyi, nerden örnek alarak gelecek. Ele sıkıştırılmış bir kâğıt parçası, not alınmış bir defter olmadan konuşan vekillerimiz daha sık konuşmalı. Ve biz onların gözlemlerinden bence daha fazla faydalanmalıyız. Aksi takdirde herkes böyle ters empati yapmaya kalksa yandık.

Diyoruz ya çocuklar yalan söylemez. En doğru anketi de bence çocuklar üzerinden yapsak. Bir gün anneler, babalar, büyükler ya da etrafında ilköğretim öğrencisi tanıyanlar iki soru sorsun. Çocuklara meclis televizyonu hiç anlatmadan izletsinler sonra onların neler gördüklerini ve kendilerine ne ifade ettiklerini yazdırıp meclise fakslasınlar? Belki meclisin kurumsal iletişim departmanı böylelikle "meclis disiplinini" hatırlayabilirler. İkincisi ise meclise ziyarete giden çocuk ve genç sayısı artsın. İmkânı olan, yolu düşen meclise açık ve uygun olan saat dilimlerinde gidip bir teneffüs etsin. Bakalım onlar için nasıl bir izlenim olacak?

Aynur Ayaz - Haber 7
ayazaynur1@gmail.com

Yorumlar1

  • mete bilge 14 yıl önce Şikayet Et
    SORMAZ ?. Çocuk birşey sormaz. Türk aile yapısı neyse, meclisi de aynen öyle. Toplum olarak, hangi saldırgan özelliklerimiz varsa, meclisteki vekiller de aynı. İçinde şiddet olmayan, kadın dövülmeyen, silah göstermeyen bir tane yerli dizi var mı? Sormaz, çünkü, okullarda 7-8. sınıf öğrencilerinin kadın hocaları taciz ettiği bir ülke burası. Hocalar bahsetmekten utanıyor, aileler çocuklarını savunmaktan utanmıyorlar.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat