Trafik dil reytingi üzerine

  • GİRİŞ15.12.2011 10:13
  • GÜNCELLEME15.12.2011 10:13

Ne zamandır söylüyoruz her şey değişiyor diye artık taşlar yerli yerine oturacak bam başka bir çağ içindeyiz sanki. Bam teline değen konular buyurun bizimle el ele. Büyüyen çocuklarımız sadece boyumuzu geçmemiş bir de düşünceler ve davranışlar yer değiştirmiş ayrı bir bilmişlik. Ap ayrı bir konuşma ve üslup. Şaşırıp kalmamanız için hiçbir neden de yok öyle değil mi? Benim doğurduğum evlat bana bunu nasıl konuşuyor diyorsunuz?

Sokaklarda konuşuyor insanlarımız yüksek sesle. “Dün gece gördün mü, izledin mi kardeş, telefonda anlattılar mı, neymiş o, nasıl yani ?” diye günün en etkili yapılan kritikleri ve soruları. Bir mahpus odası belki, bir köy kıraathanesi, bir pastane ya da cami avlusundaki bir amca, dede! Ama herkesin evinde şu canlı “televizyon”… Zaman zaman olay içeren çok renkli tablolar görsek de bu yıl eminim hepimizi şaşırtan, bayıltan ve çokça yanıltan olaylarla karşı karşıya kaldık. Sizce kalmadık mı? Tarihe yazılacak çok konu birikmedi mi? Eller yazmaya çalışmadı ama söylemler ve dil siyaseti bazen kirletti ağır ve hastalıklı düşüncelerimizi sergiledi. Kısacası her şeyin bir reytingi tutmuş gidiyordu.

Hangi işe el atsanız trafiğiniz açıkçası popülariteniz ile alakalıydı? Sizin sokak reytinginiz kaç, baktırdınız mı? Sizin takipçileriniz yok mu? Bir yerdesiniz insanlar bana ne kadar bakıyor ya da benimle ne kadar ilgili diyorsunuz? İlgiyi odak noktası olarak üzerinize çekmek gibi bir girişiminiz bile olabilir. Hiç yok mu? O zaman bravo. Saçma sapan sonuçlar mı doğuyor kimin umrundaki? Umrunda olsaydı yapılanlar gözümüze sokulur muydu acaba? Herkes yazıp, çizecek ve alın çok tartışılacak bir konu olarak bugünlerde soframıza gelecek. Tepside yemek adı reyting. Ötesinde savaş bile dediler. Aslında tüm bunlar midemizi bulandırıyor. Bize ekstra dert ekstra keder. Sırtında terler boşalmadan haksız kazançların elde edildiği olayların izlenebilirlik oranı olur mu? Bizim insanımız dünyadaki insanlardan daha uyanık. Sanki yep yeni bir konuymuş. Oysa 1989’lardan beri yok mu şu reyting denilen adı bile itici illet. Yeryüzünde konuşulmamış acaba konu kaldı mı ki? Bunun cevabı çok basit değil mi? Ee yani. Biz bizden öncekiler ve bizden sonrakiler sanki olmayacak gibiyiz! Sanki onlar bu konuları tartışıp konuşmayacak gibi havalı havalı geziyoruz ya çok komik. Hay Allahım. Aslında birileri de bizim adımıza kurban oluyor. Vah o ellerle sabit kumanda tutan kişilere o zaman.

Ömür törpüsü şu reyting kelimesinden oldum olası sempati kurmadığım kesin. Çoluğu çocuğu etkileme sanatı sanki toplum önünde konuşamayıp utanan sıkınan bir ton insan varken hayatımızda var olan ve bildiğimiz kesitleri bu kadar abartılı anlatmanın ne faydası olmuş. Kime yararı dokunmuş görelim?  Cebimize bu reytinglerden ne kadar girmiş ve kim ne kadar kazanmış biz halk olarak bunu da bilelim? Her şeyi öğrendik bu eksik kalmasın bu sefer.  

Çağın buluşu da olsa internet, seni de sevmemizin bir nedeni var elbet. Nedensiz değil tüm bunlar herkes ucuza reklam peşinde değil mi? İtiraf edelim hadi. Herkes bana en çok neler getiririn derdinde değil mi? Bu yalan mı yoksa?  İnternet dünya uçlarını bütünleştirdi. Lakin kutuplaşmaları hatta kaynaştırmaları biraz geciktirdi. Bir ses binlere, yüz binlere ulaşırken nereye varacağını kestiremediği için çokça toslamalar yaşandı, gelin bunu da kabul edelim yani.

Sanal çöküntüler, sanal üzüntü ve sanal sevinçler yaşadık toplam bir onbeşyıl. Bu onbeşyılın bize dejenerasyon faturasını kim ödeyecek? Bizden aldığını bize ne zaman verecek? Çocuklar büyüdü bu reyting kelimesinin himayesinde, torunlarımız bir kuşak mı kaybetti? Saçı beyazlamış amcalar ve teyzeler sizde mi suçlusunuz?

Orada bir köy var uzakta diye diye mi bizi hipnoz ettiler yoksa? 

Elini iki şakak arasına alıp düşünen insan modun da, açılan her beyaz sayfanın birileri tarafından hanenize kara liste olarak geçmesi söz konusu oluyorken banane demeden tüm mesele. Banane diyerek hayatlarımıza leke olarak beklide soframıza haram lokma olarak gelen onca şeyin vebalini nasıl ödeyeceğiz? Hadi bu dünyada yüküyle sırtladık diyelim, ya öldükten sonra! Oranın reytingi kaç olacak? Ölümün reytingini bile konuşamadığımız şu günlerde altından tonlarca ayıklanması gereken pirinç taşlarından bize ne? Şuna benzetmeyelim bunu; “adam olsaydınız da dayak yemeseydiniz”…

Mutlak gerçekleri inkâr edecek bir kültürden gelmiyoruz. Nice ruhi depremler yaşadık belki kimimiz akıllandı belki kimimiz halen banane diyerek elini salladı. İşte, birbirimizden neden sorumluyuzu ne zaman soracağız kendimize? Ne zaman adam oluruzu soruyoruz da sorumluyuzu mu soramayacağız?

Düşünmeden uzaklaştırılan bir millet olduğumuzu varsaymıyorum ben. Bu zor süreçlerin bize Allahın bir lütfu olduğunu düşünerek, kendi payıma çıkardığım dersle meşgulüm şu sıralar. Herkesin dersi ve imtihanı ayrı ise, herkese Allah kolaylık versin. Dilimizin ölçülmediği reyting kelimesinin de hayatımızdan def edildiği günleri görmek umuduyla.

Aynur Ayaz - Haber 7
ayazaynur1@gmail.com

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat