Bir dokun bin ah işit...
- GİRİŞ23.12.2011 09:44
- GÜNCELLEME23.12.2011 09:44
Bir Mardin yolculuğu ile başladı herşey ama günler öncesinden yapılanlardan haberdar olarak oralara, yıllar sonra gitmek oldukça keyifliydi.
En önemlisi ise tarihi sessiz gölgesinden kurtaran canlı hikâyelere, samimi insanların öykülerine tanıklık etmek muazzam bir deneyimdi.
"Bir dokun bin ah işit"...
Bu yıl ilkkez Mardin'de yapılan Dünya Kadınlar Takım Satranç Şampiyonası ve hafızalarda kalan önemli notlar.
İlk spor organizasyonu ve ilk dünya şampiyonası olma özelliğini taşıyan şampiyonaya 4 kıta şampiyonu, 2010 dünya klasmanında ilk 5’e giren ülkeler ve ev sahibi ülke olmak üzere toplam 10 ülkenin şampiyon sporcuları katılması Mardin'e ayrı bir bakış açısı kazandırdı.
Mardin için önemli bir organizasyondu. Çünkü bu gibi organizasyonların artık marka şehir adaylarına katkısı gözardı edilemez.
Çok okuyan ve çok gezen arasındaki farklar da belki bu anlamda ortaya çıkacaktır.
Mardin'de sokağa çıktığınızda ya da insanlarına selam verdiğinizde siz vermeden size gülümsemeleri, siz istemeden bulunduğunuz yerde ısmarladıkları bir çayla içinizi ısıtırsınız. İnsanlığa tanıklık etmek, mutlu eder sizi. Vesselam üzerinde kara bulutlar olmamasına rağmen terörün faturasının bazen kesilip üzerilerinden bu olumsuz rüzgarı kaldırmak için ellerinden geleni yapmaya gayret ediyor Mardin insanı. Ve kızıyorlar çıkan haberlere. O kadar haklılar ki. Yine de çok sabırlılar.
Bu iftira yiyen bir insan psikolojisine benziyor adeta. Oysa Mardin'de yaşam yıllardan beri çizgisi değişmeden, atalardan, dedelerden gelme ritüellerle devam ediyor. Herkes hangi inanıştan olursa olsun saygılı. Yansıttıkları sevgi ise gözlerini ışıl ışıl kılar. Aslını koruyan ve sıcak kanlılığı, dürüstlüğü ile kapısını sonuna kadar açıp epey yol aldığının da kanıtı aslında. Mardin gerçekten özel bir il.
***
Bize göre yaşadığımız büyük şehirde sanki herşey yolunda. Biz hergün sanki bildiğimiz tarihin anıları ile hareket ediyoruz. Yok öyle birşey. Hala İstanbul'da
denizi, tarihi mekanları görmemiş insanlarımız var. Sadece robotlaşıp hayatlarını akşam ekmek kaygısı ile sabah akşam evden çıkmayarak geçiren
insanlarımız var. Bu hayat mücadelesinde nerede o denizi görmek ve yaşadığı şehrin tarihine sahip çıkmak. Üstelik bunu hergün yapma şansı hiç olmayanlarımız var. Elbette bencillik yapacak. Ne yapsın. Ya da kazandığı çorba parasına oturup bugünde kurtulduk, yarına bakalım diyerek belki de çok şükür diyecek. Kim bilebilir?
İşte Mardin'in ev sahipliği yaptığı Dünya Kadınlar Takım Satranç Şampiyonası gerçekten güzel başladı ve devam ediyor 27 Aralık son gün. Özellikle bizim millilerimiz ve satranca gönül veren insanların aynı çatı altında böylesine bir organizasyonda buluşması gerçekten takdire şayandı. Ben ülkemin bu güzel insanları ile gurur duydum. Yani her yerden gelen satranca gönül vermiş sporcuların Mardin'de güzel anılar bırakarak ayrılması ve anlatması.
Mardin'de bu organizayona emeği geçen herkesi kutlamak lazım. Alkışı çoktan hak ettiler.
Şimdi gelelim satranç neden yeterince ilgi görmez. Haberleri küçük küçük yer alır sorusuna. Eskiden oynadığımız dama, beş taş, topaç mı kaldı? Yerini neler neler aldı, başta bilgisayar oyunlarından unutulanlara sıra bile gelmedi. Ne gazoz kapakları ne de başka şeyler...Oysa beyin sporuna hepimizin ihtiyacı var. Satraçta bileğinizin hakkı ile alırken hile yapma şansınız da sıfır. Çocuklarımızı ve geleceğimizi ancak sosyal etkinliklerle kurtarabilir ve hayata katma değer sunmalarını sağlayabiliriz. Yalan mı?
Herşey büyük şehirlerde biraz daha kolay, imkan var ama zaman problemi yaşıyoruz. O zaman bunu aşmak gerekiyor, hep beraber.
Çocuklarımızı ve gençlerimizi olumsuz alışkanlıklarından sıyırmak isteyen tüm anne ve babalar santracı bu konuda size özellikle tavsiye ediyorum.
Artık seçmeli ders olarak eski Milli Eğitim bakanımız Hüseyin Çelik zamanında müfredata giren seçmeli ders satrancı seçmelerini sağlayın.
Yönlendirirseniz değişimi göreceksiniz.
Şimdi bir düşünün doğu, güneydoğu ile İstanbul'u mukayese edebilir miyiz? Ederiz ama farklı yönleri ile ve farklı başarıları ile. Artık yüzleşme zamanı!
Bizde tüm imkanlar var işimize gelmeyen çok şey, başta muhabbet ve birbirimizle konuşmaktan kaçıyoruz acaba bu benimle konuşursa bugün benden ne isteyecek derdinde içimizde fesat düşünceler yerleştirip belki de kalbimizi bozuyoruz. Oysa bir Mardin insanı. Gittiğim bugünlerde en yakın yerden örnek vermek gerekirse, acaba nasıl ağırlarım, mutlu ederimin derdine düşmüş. Acaba ne yapsak, nasıl yapsak diyerek ellerindekini paylaşmanın derdinde, kalplerine en ufak bir önyargı koymadan. Ekmeğini bölüşerek, karşılık da beklemeden. Yol almamız için hatta tarafsız olup, önyargıları kaldırarak bakmak için sahada gözlem yapmanız herşeyden evvel de dinlemeniz gerekiyor. Dinleyin, dinleyelim o zaman.
Aynur Ayaz - Haber 7
ayazaynur1@gmail.com
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol