İnsan Trafiği...(Gören göz...)

  • GİRİŞ05.04.2012 09:31
  • GÜNCELLEME05.04.2012 09:31

Ayaklarınızın kıymetini ne zaman bileceksiniz ya da bileceğiz?

Sokaklarda gün be gün kalabalık arttı. Acaba park edecek yer mi kalmadı araçları yoksa bu sefer toplu taşımaya olan ilgi mi arttı

Avrupa'da kullanılan araçlara göre pek bir lüks tüketimimiz fazla galiba. Son yıllarda arabalar su ile gitmediğine göre benzine zammı tartışmamak gerekir.

"Herkes memnun"... Soruyu sormak ya da sorarken yorulmak. Sadece araç konusu değil ki. Havalar güzel olmaya görsün herkes sokaklarda, hayat sokaklarda der gibiyiz.

Eskiden şirketlerin çalışanlara sunduğu araç ve bazı imkânlar şimdilerde an be an takip edilir vaziyette. Her yere yerleştirilen kamera sistemleri gibi. Takip için işe özel alımlar bile yapılıyor. Acaba elemanım ne kadar yol yaptı? Yaptı şirketin benzini ile hafta sonu kaçamağı mı yaptı yoks ailesi ile bir piknik keyfimi? Şimdi taraflar ise sonuçta birbirini suçluyor. Şirket filosuna araç takip sistemi bağlamış ve takipte olanlar için herhangi bir sıkıntı yok. İşe başlatırken bunları paylaşıyor iş veren ve çalışan ise ayağını ona göre ayarlıyor. Çalışan ile işveren arasında artık kilometre hesabı yapılabilicek seviyeye geldi. Kimse şirketin aracını kendi aracı gibi özgürce kullanmasın ve onca hakka girmesin.

Olması gereken bu. Ama ne zaman olması gibi yaşayabiliyoruz acaba? Sen o kadar kilometre gidecektin ben şu kadar yol gidecektim gibi bir kısa hikaye çıkabiliyor da.  Yürürken işe giderken ya da bir yerden bir yere hareket haline bakın koca şehirlerin şimdi. Günün kaç saati yolda geçiyor, bir yerden bir yere yetişmek için saatler önceden çıkıp kestirme yolları kullanmadan gidilen ve trafiğe takılan mesafeler. Güzergâhlar her an değişebiliyor. Lâkin koca şehirde yaşıyorsan alternatif yolları bileceksin.

O yolların kendi içinde dağılmasını da. Her an her şey olan canlı bir şehirde yaşıyorsun ve şehrin getirdikleri de sana bazı bedeller ödetebiliyor.

"İnsan Trafiği", gözle görülür ve sürekli sirkülasyonu olan bu şehrin her yıl artan nüfusu ile halen bizi taşıması galiba büyük mucize. Ne kadar yollar yapılsa, ne kadar dikkat edilse şehir kendinden ödün vermeden büyüyebilir mi? Şehir plancıların daha çok konuşması gerekmez mi? Bilinçli kentli olmak ve ülkenin değişen anayasası gibi, kent anayasası oluşsa...

Kent anayasasını halkın anlayacağı şekilde uygulasak ve çalışana alternatif, kısa bilgilendirmeler yapılsa. Otobüsle gideceği iki durak yerine sağlıkla yürüme alışkanlığı kazansa, adım başı alışveriş merkezi bulunan şehirde köşe başlarında trafiğin içinde sıkışıp kalmak yerine, hatta kendi aracını çıkarmak yerine yürüsek acaba rahatımız mı bozulur? Sağlı açısından da faydalı değil mi ki yürümek?

Halen kısa mesafe için taksi ya da araç kullanan insanları anlayabilmiş değilim. Hava şartları ya da vücudunun herhangi bir yeri açısından bir sorun yoksa araç bizim neden lüksümüz? Bizim başka lükslerimiz olsun da şu araç trafiği yerine artan insan trafiğini gerçekten tercih edebilirim gibi. En azından birbirine söven insanlar yok tebessüm edebilecek ve yürürken yol verebilme nezaketini en azından deneyebiliyoruz. Araç içindeki hırçınlıkları, oksijeni alıp o temiz denebilecek havayı solurken kendimizi daha iyi hissedebiliriz. Sadece insan trafiğinin en sıkıntılı anı sanıyorum yağmurlu ve yağışlı havalar. O zaman yaya olarak kaldırımda şemsiye ile yürümesini de beceremiyoruz.

Yürümeyi başarı ile gerçekleştiren dostlara lafımız yok. Ama göze göze giren şemsiyelerden illallah ettiğimiz oluyordur. 

Şu insan trafiği ve çocuklarımızın geleceği açısından sağlıklı zihinler ve sağlıklı toğlumlar için sahada bu atmosferi herkesin görmesi gerektiğini biliyoruz.

Gerçekten sokaklar araç içlerinden farklı, herkes herkesi görüyor ve en azından ister istemez gözlem yapabiliyor. İnsan trafiği iletişimi dikkatlerden kaçmıyor efendim ve

yollarda sayısı artan insanları özellikle bahar aylarında görmek bir yandan da toplu taşımaya olan ilginin artması gayet sevindirici. Bu sene özellikle büyükşehir belediye başkanımız açıklamarını dinleyen İstanbulluları kutlamak gerekiyor. Söz dinleyen insanımızı da, insanlarımızıda alkışlıyoruz. Şimdi bende insan trafiği içerisinde, daha sosyal insanlarımızı alkışlıyorum.

Aynur Ayaz - Haber 7
ayazaynur1@gmail.com

Yorumlar1

  • backbone 13 yıl önce Şikayet Et
    çok güzel noktalar... Aynur hanm gerçekten güzel tespitlerde bulunmuşsunuz.. yürümek hem bedene hem de zihne iyi gelir.. arabanın içinde sıkışıp kalmaktansa,içinde uyuyan şurdan kaçayım, burdan gireyim trafik canavarını uyandırmaktansa bu güzel bahar ayında yolların keyfini yaya olarak çıkarmak okurken çok cazip.. ama icraatte araba otopartka yatacagına bana hizmet etsin içgüdüsüde çalişmıyor değil hani :).. yazdıklarınızı dikkate alacak bir okuyucu olarak tabi yaya trafiğininde handikapları yok değil.. bahsini geçtiğiniz şemsiyeli facia yayaların yanında birde yolsa sigara içen bir yayanın arkasından yürümek ne büyük işkence.. onun dumanını solumak.. ama ne olursa olsun kısa vadeli yollarda yaya olmanın avantajları şöför olmanın dezavantajları ile kıyaslanamaz bile...
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat