Jack'e 'abi' diyebilmek...
- GİRİŞ17.10.2011 08:35
- GÜNCELLEME17.10.2011 08:35
Pasifica güzel bir isim.
'Aslında öyle bir kelime yok' diyor İngilizceyi iyi bilen gazeteci bir tanıdığım. Etimolojisine bakılabilir ama sonradan uydurulmuş gibi. Pasific okyanusunun kıyısındaki Kaliforniya eyaletinde olduğumuz için bu ad seçilmiş. Ve sonuna 'A' eklenmiş. Belki de Anadolu'nun 'A'sıdır diye düşünüyorum. Bilmiyorum, sormadım da. Ama Pasific ile birleşen, buluşan bir Anadolu düşüncesi güzel. Nasıl olmasın ki, düşünün korkular içinde, içine kapanmış bir ülkenin insanlarıyız. Dünyadan korkuyoruz, gurbet kelimesi en az Portekizce'deki 'sodade' kelimesi kadar ağır ve kederli. Uzak kıtalar, şarkılarımızda 'Yemen ve giden gelmiyor' ile yer etmiş. Ama gidenler dönüyor işte. İlişki kurmanın, konuşmanın akan ikliminde yaşanan bir dünya var önümüzde.
Edward Said'den bir alıntıyla daha önce de yazmıştım; 'Ülkesini seven insan henüz yolun başındadır.'
Yolun başını çoktan geçmiş, yol almış insanlarla tanıştık Los Angeles'ta. Anadolu Kültür ve Yemekleri Festivali'nin gönüllüleri dünyanın o uzak köşesinde Türkiye kültürünü tanıttılar. En eski uygarlıklardan başlayarak. Adına Anadolu diyerek. Etkileyiciydi. Özellikle giriş kısmında Komagene, Hitit, Likya ve sonrası medeniyetlerin temsilini üstelenen kostümlerin tasarımı bir Hollywood prodüksiyonunu aratmayacak kadar başarılıydı. Festival alanında kurulan kentlerin, camilerin, sarayın ve İstanbul Boğazı'nın Anadolu'yu hiç bilmeyen birine ciddi bir fikir verdiği aşikârdı.
Ama festivalin verdiği fikirden çok yaşattığı duygu önemliydi. Kendinizi sahiden uzak ama zenginliklerle dolu bir medeniyetin kültür harmanı içinde hissediyorsunuz bir an. Tatlarla desteklenen o temsilin çok ciddi bir lobi olduğunu kısa süreli bir gözlemle bile fark ediyorsunuz. İçine kapanmış, dünyadan korkan bir Türkiye'den, dünyaya açılan bir Türkiye'ye.
(Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz)
Bejan Matur / Zaman
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol