Politize edilen deprem
- GİRİŞ26.10.2011 06:51
- GÜNCELLEME26.10.2011 06:51
Türkiye'nin demokrasi yarışında bu kadar geride kalmasını II. Dünya Savaşı'nı yaşamayışıyla açıklayanlar var. İçine kapanmış, dünyadan korkan bir cumhuriyetin, insanına dar gelen kalıplarının 99 depreminde kırıldığını iddia edenler de.
Hatırlayın, Gölcük depremi yaşandığında çaresiz kalan Türkiye, düşman bildiği Yunanistan'dan gelen yardım teklifine nasıl minnettar kalmıştı. Büyük felaketler bazen insan olmaya yüklediğimiz anlamı yeniden yorumlamamıza vesile olur. Dar kimliklere hapsettiğimiz insanlığımızı daha yüce değerlerin etrafında birleştirir.
Van depremi, Hakkari'deki saldırının üzerine geldi. Toplumda fazlasıyla hissedilen bir kutuplaşmanın, acının, öfkenin üzerine daha büyük bir acı olarak eklendi. Art arda yaşanan bu felaketlerin nasıl bir ruhsal dalgalanmaya yol açtığını sosyal medyaya bakarak bile fark etmek mümkün. Önyargılarla başlayıp, merhametle devam eden karmakarışık bir duygu yelpazesi içinde toplum şu an. Irkçı ve önyargılı ifadelere karşı başlatılan kınama kampanyaları ise dalgalanmanın diğer boyutuna işaret ediyor.
Bütün bunlardan çıkan bir Türkiye fotoğrafı elbette var. Bu fotoğrafı doğru yorumlamak ise her zamankinden önemli. Eskiden olsa hiç sorulmayacak soruları, sitemleri beraberinde getiren bir felaketle karşı karşıya Türkiye şu an.
Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
Bejan Matur - Zaman
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol