Hukuk, hayat, tecavüz

  • GİRİŞ04.11.2011 06:23
  • GÜNCELLEME04.11.2011 06:23

Hukuk eğitimi, dünyanın en sıkıcı eğitimlerinden biri. O kadar kasvetli ve ağırdır ki sizi başka alanlarda derinleşmeye zorlar. Ben bunun bir tür çile doldurmak olduğunu düşünürüm hep. Tekkeye kapanmak gibi. Dünyadan, hayattan o kadar soyutlanırsınız ki bir iç dünya icat etmeniz gerekir.

Ankara Hukuk Fakültesi'nin kasvetini yaşamış biri olarak Franz Kafka'yı az yâd etmedim. Ancak onun kaleminden tasvir edilebilecek boğucu bir atmosfer. Alman mimarisinin künt, koyu görüntüsü Ankara'nın 'kuvva' ruhuyla birleştiğinden midir bilmem hevesle dolu onca öğrencinin ruhunda vakitsiz bir yorgunluk belirmişti.

Daha kayıt sırasında 'neden buradayım' dedirten o hayatsızlığa maruz kalanlar, söylediğimi anlayacaktır. Kapısından adımınızı attığınız an sizi hayattan soğutan o atmosferi bazı hocaların sıcaklığı bile ısıtamamıştı. Belki de o sebeple avukatlık stajını tamamladığım gün, bir daha dönmemek üzere veda ettim.

Hukukun hayatı ne kadar anlattığı, ne kadar hayatın içinde olduğu sanıldığından daha önemli bir soru. Çünkü Türkiye'de yaşanan sorunların kaynağında hukuk alanının bu 'gerçeklikten kopukluğu' yatıyor.

(Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz)


Bejan Matur / Zaman

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat