Kongre

  • GİRİŞ28.09.2012 11:13
  • GÜNCELLEME28.09.2012 11:13

Ekranlara çıkarak 2002'den bu yana iktidarda olan partisinin Türkiye'nin bugünü ve geleceğine dönük vizyonunu anlatıyor.

2011 seçimlerinde oylarını yüzde 50'ye çıkartan AKP, Başbakan'ın deyimiyle "ustalık dönemi"nin önünü açmıştı.
Avrupa'daki borç krizinin aksine sürekli büyüyen Türkiye ekonomisi; ucuz para, bol kredi ve borçlanmaya dayalı bir tüketim anlayışıyla topluma "Lale Devri"ne benzer bir yaşam sunmuştu.
Yatırımlar ve istihdam artmış, işsizlik azalmış, konut ve araba alımı gibi orta sınıfa yönelik standartlar artmış, sağlık, eğitim, yerel yönetim hizmetlerinde de kalite yükselmişti.
Türkiye ihracatını arttırdıkça, ithalata dayalı büyümenin yol açtığı cari açık, Batı Avrupa'daki kadar sorun olmuyor, düşük enflasyon ve bütçe disiplini sayesinde makro dengeler korunuyordu. İç talep canlı tutularak, durgunluktan korunuyordu.
2008 krizi o sayede "teğet" geçmişti.
Yunanistan'ı iflasın eşiğine getiren, İtalya, Portekiz ve İspanya'yı kasıp kavuran kriz dalgası gecikerek de olsa Türkiye'yi de etkilemeye başladı.
2012'nin ikinci altı ayında büyüme yüzde 3'lere düştü.
Avrupa'daki daralma otomotiv başta "ihracatçı" sektörlerde yüzde 25-40'lara varan üretim azalmasına yol açtı.
Mali disiplini sağlamak üzere "zamlar" başladı.

Yazının devamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz

Derya Sazak- Milliyet

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat