Bozkurt'tan Kılıçdaroğlu'na 'Kürt sorunu' ve tehlikeler

.

  • GİRİŞ24.09.2021 11:17
  • GÜNCELLEME24.09.2021 11:22

“Dost, düşman, hatta dağlar bu hakikati böyle bilsinler; bu memleketin efendisi Türklerdir. Saf Türk ırkından olmayanların Türk vatanında tek bir hakları vardır: Türklere hizmetçi olma, köle olma hakkı.”

Bu sözler 1920-1943 tarihleri arasında CHP milletvekilliği yapmış, iki dönem adalet bakanlığı görevini yürütmüş ve Türkiye’de ırkçı, ayrımcı ve asimilasyoncu hukuk sisteminin oluşmasında en büyük pay sahibi isimlerden biri olan Mahmut Esat Bozkurt’a ait.

Esasen Türkiye’de Kürt sorunun nedeni de, kaynağı da özellikle “milli şef” İsmet İnönü döneminden itibaren hayata geçirilen Mahmut Esat Bozkurt’un bu yaklaşımıdır.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçtiğimiz hafta sarf ettiği ve hali hazırda iç politikanın en önemli gündemi haline gelen “Kürt sorununu HDP ile çözebiliriz” ifadeleriyle Mahmut Esat Bozkurt’un ifadelerini karşılaştırdığımızda aradan geçen 70-80 yıl içinde CHP’nin olumlu yönde ciddi bir değişim geçirdiği varsayılabilir.

Varsayılabilir diyorum çünkü önü arkası incelendiğinde esasen her iki yaklaşımın birbirinden farkının olmadığı aksine her iki yaklaşımın da aynı amaca hizmet ettiği görülecektir.

Şöyle ki…

Dile getirdiğimiz gibi Türkiye’de Kürt sorunun nedeni de kaynağı da Mahmut Esat Bozkurt’un yukarıdaki ifadesiyle CHP tarafından yürürlüğe konan ırkçı ve ayrımcı devlet yaklaşımıdır.

Cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan Kürt isyanlarının ve terör hareketlerinin başka nedenleri de varsa da esasen tümü bu yaklaşıma tepki olarak ortaya çıkmıştır.

Bu açıdan bakıldığında Kürt sorunu ekseninde yaşananlardan sebep olma yönü itibariyle CHP’nin birinci derecede sorumluluğu vardır.

Şimdi CHP ve diğer bir kısım muhalif kesimler, “geçmiş geçmişte kaldı” diyerek Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışını demokratik bir yaklaşım olarak sunma çabasındalar.

Ancak Kılıçdaroğlu ve mevcut CHP yönetiminin, kendi partilerinin sebep olduğu Kürt meselesinin, geçtiğimiz 10-15 yıl içinde AK Parti hükümetleri tarafından çözümüne yönelik atılan adımlarda nasıl engelleyici bir yaklaşım sergiledikleri anımsandığında burada bir dönüşümden ziyade farklı hesapların olduğu görülecektir.

Denilebilir ki, 10-15 yıl önceki CHP ve Kılıçdaroğlu da değişti ve bugün “demokratik bir yaklaşım” içine girerek sorunun çözümü konusunda sorumluluk üstlenen bir çizgiye yöneldiler.

Ancak bu eksende yürütülen siyasi hesaplar ve yaklaşımlar bunun aksini gösteriyor.

Şöyle ki…

Kılıçdaroğlu ve CHP yönetimi “Kürt sorunu” derken “demokratikleşme ve insan hakları” gibi kavramlardan söz etmiyor.

Çünkü Kürt sorununun ana kaynağını oluşturan bu sorunların önemli bir kısmı AK Parti hükümetleri tarafından onlara, onların tüm engelleme çabalarına rağmen çözüldü.

Hali hazırda devam eden sorun büyük ölçüde terör sorunudur.

İşte bugün gelinen aşamada CHP’nin terör sorununu “Kürt sorunu” diye siyasi arenaya taşıması terörizme meşruiyet sağlamaya hizmet edecektir ki bu durum Türkiye’nin bekâsı açısından, CHP’nin müsebbibi olduğu “Kürt sorunu”ndan da hali hazırda devam eden terör sorunundan da çok daha tehlikeli bir durumdur.

Bugün PKK ile masaya oturun ve “ne istiyorsunuz?” diye sorun.

Alacağınız yanıt “Kürtlere statü”dür.

Tabi “Kürtler”e tabirini de “kendilerine” diye okumak lazım.

Zira örneğin Kuzey Irak’taki Kürtlerin bir statüsü vardır, “federasyon”a kavuşmuşlardır ki hali hazırda oradaki Kürt yönetiminin en büyük düşmanı PKK’dır.

Dertleri oradaki Kürt partileri zayıflatarak orada da kendi egemenliklerini hâkim kılmaktır.

 Aynı şekilde Suriye’nin kuzey ve kuzey doğusunda, kendi güdümleri altında olmayan Kürt grupları “kılıçtan geçirdikten” sonra “Kürtlere statü” demeye başlamışlardır ki söz konusu Kürt grupların yönetime dahil olmasına izin vermemekteler.

PKK, Türkiye’ye karşı kullanılmak için Tahran tarafından desteklendiği için bir tek İran’daki Kürtler için “statü”den falan bahsetmiyor.

Yani PKK’nın terör faaliyetlerinin ne hak hukukla ne de Kürtlere herhangi bir statü verilmesiyle falan da alakası yok.

AK Parti hükümetleri döneminde atılan adımlarla ve demokratikleşme aşamaları sayesinde PKK’nın ve HDP’nin halen terör hesaplarına bahane olarak gündemde tuttukları “Kürt sorunu” adı altında talep ettikleri şey açıkça “özerklik”tir.

Bu çerçevede kendileri için bir statü kazanmaktır.

Kuşkusuz ondan sonraki adım da Doğu ve Güneydoğu’nun önemli bir bölümünü Türkiye’den ayırmaktır.

Bugün Doğu ve Güneydoğu ve Türkiye’nin diğer bölgelerinde yaşayan, HDP’ye oy verenler dahil tüm Kürtler arasında herhangi bir araştırma yapılması Kürtlerin kahir ekseriyetinin ne statü, ne özerklik ne de Türkiye’den ayrılma gibi bir taleplerinin olmadığı görülecektir.

HDP, terör örgütünün legal kanadı olarak PKK’nın bu taleplerini “Kürt sorunu” kavramı altında Türkiye’ye kabul ettirme misyonuyla görevlidir ki bu “legal kanat” tabiri daha geçtiğimiz günlerde bizzat terör örgütü elebaşlarından Cemil Bayık ve Duran Kalkan tarafından kullanıldı.

Bu anlamda, CHP’nin PKK’nın legal kanadını “meşru” olarak gösterip aynı şekilde HDP ile iş birliği içinde PKK’nın taleplerini “Kürt sorunu” adı altında siyasi arenaya taşıması vahimdir, tehlikelidir.

O nedenle CHP’nin bir an önce “Kürt sorunu” kavramıyla neyi kast ettiğini, kast ettiği Kürt sorunu dışında PKK ve terör sorunuyla mücadele konusunda ne düşündüğünü açık ve sarih şekilde kamuoyuna izah etmesi şarttır.

Faruk Aktaş / Yeni Birlik Gazetesi

Yorumlar12

  • Vatann sever 1 yıl önce Şikayet Et
    Kürt sorunu yoktur Türkiye’nin ve Türkiye’de yaşayanların beka sorunu mücadelesi vardır Bıçak kemiğe dayanırsaTürk o kemiği keser ve düşman aynı kurtuluş savaşında Akçay Edremit arasında kaçarken kanlı derede olduğu gibi kıtır kıtır doğranır Ey düşman haddini bil içerde ve dışarda ATAMIZIN dediği gibi Senin CANINA OKURUZ EVELALLAH
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Kürşad Tigin 1 yıl önce Şikayet Et
    Bu memlekette herkes tek bir ailedir oda Türk Milleti dir ke dibe Kürt diyerek dislayanlar kendileri bizim için herkes türkdur bunu deyince vize ırkçı diyolar biz vatanına bayrağına devletine milletine saygı duyan sevgi duyan herkesi türk olarak görüyoruz bu ermeni Rum Arap da olsa bu ülkeyi seviyorsa bayrağıbi taşını toprağını seviyorsa biizm için Türkdür. Bizler ne kadar Türk de ülkemin her bir ferdide okadar Türk dür. Laz ne kadar lazsa bizde okadar laziz. Kürt ne kadar Kürtse bizde okadar kürdüz. Ülkemizi bilmeyin oyuna gelmeyin bir olan bir milleti yıkmak zordur ama parçalara ayrılan bir milleti yıkmak çok kolay uzun lafın kısası ya hepbirlikde var olacaz yada hepbirlikde yok olacaz!
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Yavuz Sultan Selim 1 yıl önce Şikayet Et
    Emperyalist haçlı batı artık o kanlı sömürge döneminin eski gösterişli hayatından çok uzak, acaba diye eski günlerin hayaliyle sömürgeciliği yeniden hortlatmak için Müslümanları başsız bırakma gayesiyle Ümmette tesbihin İmamesi hükmünde olan Türkiye'yi sevr günlerine geri döndürmek istiyor, bunu yaparken truva atlarına koçbaşlarına bütün kendi gibi leş kargalarına da mavi boncuk dağıtıyor.
    Cevapla
  • tespit 1 yıl önce Şikayet Et
    kürt sorunu yok kürtleri baskı altına almaya çalışan hdp pkk sorunu var.
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • Karaoğlan 1 yıl önce Şikayet Et
    Eskiden Doğuda jandarma dedin mi milletin aklı giderdi, o zamanlar Kürtlerin varlığı inkar edilirdi, Kürtçe anadilini konuşmak düşünmek, Kürtçe müzik yapmak Dinlemek, çocuklarına Kürt ismi vermek YASAK ta YASAK, o zamanlar bir Kürt davası varıdı derim…. Ama şimdi böyle bir durum yok, Türkiye’de hepimiz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. PKK Kürtleri temsil etmiyor, PKK Faşist ırkçı bir terör guruptur, asla ve asla biz Kürtlerin haklarını almaya çalışıyoruz safsatalarına inanmayın. PKK ABD, İsrail, vs, gibilerine Türkiye’ye karşı uşaklık yapıyor…
    Cevapla Toplam 2 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat