Silivri’de dün ne oldu?

  • GİRİŞ05.05.2026 08:51
  • GÜNCELLEME05.05.2026 08:51

Dün, geçtiğimiz haftalarda televizyon programlarında belirttiğim üzere Silivri’de duruşmayı yerinde takip etmeye gittim.

Duruşma saati 11.00 olduğu için öncesinde aynı zamanda Marmara Ceza İnfaz Kurumu’nun sorumluluğunu yürüten Bakırköy Cumhuriyet Başsavcısı Barış Duman ile Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki yeni duruşma salonu hakkında görüşme yaptım.

Toplam 2 bin 295 kişilik kapasiteye sahip salon, bu hafta perşembe ve cuma günü yapılacak denemelerin ardından önümüzdeki hafta devreye girecek.

Bu gelişmeyi X hesabımdan görüntüleriyle zaten paylaşmıştım.

Aslında başıma gelecekleri bilmeden farkında olmadan zamana da bir damgalama yapmışım.

Görüşmenin ardından aynı anda devam eden iki önemli duruşmayı yerinde takip ettim.

İmamoğlu’nun duruşmasından bir saat önce başlayan yeni nesil suç örgütü Casperlar davasının ardından İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü davasını izlemeye koyuldum.

İlk olarak nereden izlediğimi soruyorlar ya? Dilek İmamoğlu ile aynı paralelde sanık yakınlarının yanında, yani salonun içinde izledim. Hatta Dilek İmamoğlu yanımdan geçti.

O esnada İmamoğlu davasında salonda yaşanan gerginlikleri, sanık Ekrem İmamoğlu ile Aykut Erdoğdu’nun avukatlarının mahkeme başkanına yönelik provokatif tutumlarını, hatta sanık Ahmet Güldü’nün bile bu tavırlara tepki gösterdiğini anbean aktardım.

Sanık yakınlarının bana yönelik tacizleri başlayınca ‘basın odası’na geçtim.

Sonrasında da beni basın mensuplarının olduğu bölüme götürmek için görevliler yardımcı oldu.

O esnada ara verildi.

Ara verildiği sırada ise olaylar farklı bir boyuta taşındı.

Avukatlar bu sefer doğrudan şahsıma yönelik tacizlere başladılar.

Basın mensuplarının yanına geçerken tamamen hayal ürünü ‘parmak salladığım’ iddialarıyla salonu karıştırmaya çalıştılar.

Duruşmada olmayan bazı kalemler de hemen devreye girdi.

“Gazetecinin kendisine soru sormasını engelledi” diye paylaşım yaptı.

Oysa ben gazetecilerin sorularına öyle bir zorunluluğum olmasa da baştan sona samimiyetle cevap verdim.

Ara esnasında ise Sözcü Gazetesi’nde çalıştığını söyleyen bir muhabir, iznim olmadan telefon kamerasını burnumun ucuna dayadı.

Konuşmak istemediğimi net bir şekilde belirttiğim halde ısrarla tacizini sürdürdü.

Bu tür davranışlar gazeteciliği değil, provokasyonu gösterir.

Mahkemeyi takip etme hakkı kimsenin tekelinde değildir.

İddianamedeki bilgileri kamuoyuyla paylaşmak gazeteciliğin gereğidir.

Nokta.

Mahkemeyi sadece muhalif medya takip edebilir sanıyorlar.

Sözcü Gazetesi, Halk TV ne kadar izleme ve haber yapma hakkına sahipse, diğer gazeteciler de aynı hakka sahiptir.

Bu basit gerçeği hatırlatmak bile bazılarını rahatsız ediyor.

Oysa benim meselem çok net…

Adaletin işleyişini takip etmek, iddianameyi kamuoyuyla paylaşmak, duruşmalarda yaşananları aktarmak…

Yani temel gazetecilik görevini yapmak.

Aslında farkında olmadan bir hesabı bozmuşum.

Muhalif medyada mahkemede olup biteni istediği şekilde aktarmak isteyen sisteme çomak sokmuşum meğer.

Mahkeme Başkanı’na daha ilk dakikada yapılan provokasyonları yazmam onları nasıl da rahatsız etmiş?

Ekrem İmamoğlu, Perşembe günü “Pazartesi bugünden daha güçlüyüz” demişti.

Dava çıkan olaylar nedeniyle yarım kaldı.

O kadar da güçlü değillermiş galiba…

DAVA KAMUOYUNDA ERİYOR

Bakırköy Başsavcısı Barış Duman ile yaptığım görüşmede duruşmalara katılım rakamlarını da öğrendim.

İlk günkü toplam katılım; avukatlar dahil 1.258 kişiydi.

Geçen haftanın son duruşmasında ise bu sayı avukatlar, milletvekilleri ve sanık yakınları dahil 215’e düşmüş…

Rakamlar yalan söylemez.

CHP kamuoyunun davadan uzaklaştığı, ilginin dramatik şekilde azaldığı ortada.

Dün katıldığım duruşmada “sanık yakınları” bölümünde CHP Milletvekili Salih Uzun’u gördüm.

Medeni bir şekilde selamlaştık.

Onun dışında Turan Taşkın Özer vardı; taciz eden sanık yakınlarını uzaklaştırmaya çalıştı, bu konuda hakkını yemeyeyim.

Ama genel tablo değişmiyor.

Salonlar giderek boşalıyor.

Bu veriler gösteriyor ki dava dar bir çerçevede, kendi içinde seyrediyor.

Muhalefetin ‘büyük dava’ anlatısı gerçeklerle örtüşmüyor.

Kamuoyu gerçekleri görüyor ve ilgisini başka alanlara kaydırıyor.

Bundan sonra da mahkemeleri takip etmeye devam edeceğim.

Yeni salon devreye girdiğinde de, duruşmalar ilerledikçe de…

Çünkü gazetecilik, bir tarafın propagandasına seyirci kalmak değildir.

Ferhat Murat / Haber7

Yorumlar20

  • Tepki 14 dakika önce Şikayet Et
    215 kişi nedir derken,bir duruşmada 1250 kişinin birinin bunca suçtan yargılandığı yerde ne işi var kardeşim.!?
    Cevapla
  • Hüseyin Kunt 49 dakika önce Şikayet Et
    EyvALLAH Ferhat Kardeşim
    Cevapla
  • Tiyo 1 saat önce Şikayet Et
    Avukatlık saatlerce düşünülmesi gereken kavram.
    Cevapla
  • Orhan 1 saat önce Şikayet Et
    Allah senin gibi yürekli gazetecilerin sayısını çoğaltsın. Onların cesareti kadar sağ kesiminde cesaretli olması gerekir. Yoksa algı yaparak haksızlıklarını hukuksuzluklarını örtmeye çalışırlar.
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • AĞACAN 1 saat önce Şikayet Et
    Eyvallah Sayın Hocam, Her yalanın , sahtekarlığın, alçaklığın, düzenbazlığın ortaya gerçekleri ile çıkma gibi bir durumu var , bu olay kim tarafından yapılırsa yapılsın Hakikat değişmiyor. Allah razı olsun.
    Cevapla Toplam 4 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat