Kendimle çelişen şeyler yazmam; kadınlar da siyasette olabilmeli

  • GİRİŞ29.05.2013 08:53
  • GÜNCELLEME29.05.2013 08:53

Okuru, rahat, özgür bırakmak gerek bazen; öyle değil mi? Ama yorumlar bana dönüp “bak kabul ettin sonunda” gibi bir durumla karşıma çıkarsa düşüncemi tekrar ortaya koyarım. Dünkü yazım da böyle yazılardandı.

 Okur, kadınların devlet yönetemeyeceğini, fıtratlarının zayıf olduğunu, entrikacı ve fitneci olduklarını büyük bir keyifle yazmış.

Devlet yöneten ve yönetmiş kadınlar tarihte ve günümüzde az da olsa vardır. Mesela Viyana'yı Viyana yapan, İngiltere'yi, İngiltere yapan bir kadındır. Viyana'yı 16 çocuklu Maria Terasa yönetmiş, büyütmüş, zenginleştirmiştir. Maria Teresa aynı zamanda“16 çocuk doğurmasaydım, Viyana'ya daha neler neler yapardım” diyen iddialı bir kadınmış. İngiltere'yi ise kraliçe Elizabeth, 30 yıl yöneterek İngiltere'yi büyütmüş, modernleştirmiştir. İslam tarihinde tek tük de olsa yerel anlamda kadınların yönetimleri olmuştur.  Bu gün Almanya, Brezilya, Güney Kore ve pek çok ülkede, kadınlar devlet başkanı olmuştur. İslam ülkelerinde de olmuşlar ve halk tarafından saygınlıkla karşılanmışlardır.

En azından İslam tarihimizde, Hz. Ayşe bile bir ordu kurmuştur. Eğer Hz. Ayşe, savaşı kazansaydı İslam tarihinde kadın yönetici sayısı yarı yarıya olurdu diye düşünüyorum.

Kendi açımdan adil, liyakat sahibi, çoğulcu, demokratik, insana saygılı ve güçlü bir yöneticinin, kadın ya da erkek olmasının hiçbir sakıncası yoktur.

İşine gelmediğinde, kadınların fıtratları zayıf dersen otur çocuk doğur derler sana. Batılı kadın eşitliğini, yaşama katılım özgürlüğünü inanılmaz bir direnişle, mücadeleyle elde etmiştir. Demek ki kadının fıtratı hiç de öyle zayıf değil. Allah herkese bir güç vermiştir. Kiminin ki yumuşak güç, kiminin ki sert, yıkıcı, kiminin ki yapıcı… Kanımca kadın çoğunluk yumuşak güçtür.

Kim neyi istiyor ve güç yetirebiliyorsa, halkın sevgisini kazanıyorsa cinsiyetinin ne önemi var? Güneş balçıkla sıvanmaz üstelik!

Gelelim kadınların entrikacı olduğu meselesine. E tabi demokratik çoğulcu bir fırsat eşitliğinin olmadığı toplumlarda, ailelerde, kurum ve yapılarda entrikanın yoğun olması da normaldir. Erkek çocuğuna verdiğiniz özgürlük ve özerkliği kız çocuğundan esirgerseniz gemisini yürüten kaptandır. Kadını, toplumsal cinsiyete maruz bırakıp tüm edimlerini baskı altına alırsanız amaçlarına entrika ile ulaşırlar.

Keşke Osmanlı çok önceleri, demokratik bir toplum olabilseydi, tarihimizde o zaman devlet adına kardeş katli olmazdı herhalde. Hünkârların malum eşleri ve çocukları çok olmuş. Söz konusu devlet yönetimi ve başkanlığı olduğunda entrika bilmeyenin çocuğu zaten katlediliyor.

Hürrem Sultan, evlatlarını kurtarmak için, zekâsını entrika çevirerek kullanmak zorundaydı. Sonuçta demokrasi ile yönetilmiyorlardı. Çocuklarının yaşamasını isteyen bir annedir o. Maalesef, ya onun çocuğu katledilecektir ya da diğer kadınların… Burada kılıç kuşananın, entrika bilenin oluyormuş yaşam.

Ayrıca Âdem ve Havva'dan erkek kardeşlerimiz, karşınızdaki de sizin gibi bir insandır. Onu, kadın diye inanılmaz derecede ötekileştirip, kendinizden ayrıştırırsanız bu hiç adil olmaz. Üç aşağı beş yukarı aynıyız. Hepimiz bir insanlık onuruyla yaratılmışız. Ona göre adil ol! Ona göre değerlendir. Yok, kadınlar entrikacı, kıskanç, dedikoducu, fitne, geveze dersen bu saydıklarının hepsini iş hayatında, siyasette, günlük hayatında, hem cinslerin olan erkeklerde fazlasıyla görüyorsun zaten. Size, sizi söylememe, anlatmama hiç gerek yok. Valla geveze erkekler de kadınlar da benim kafamı şişiriyor. Düşünmeyen, ezberci gevezeleri ise hiç kafam kaldırmıyor.

Yani…

Geçen hafta yazdığım Süslüman yazısı üzerine aldığım tehditvari twitter sopaları...

Diyor ki mühendis bir adam (bu arada bir mühendisten analitik bir zekâ sakın beklemeyin!) diyor ki: 

“Çok Aydınlatıcı Oldu demek senin içinde bir edepsizlik putu yatıyor. Bunun hesabını öbür tarafta veremezsin… Görüşlerini alenen yayamazsın!”

E tabii böyle bir sallama, tehdit, sopa karşısında insan ancak “hadi ya!” diyebiliyor.

Bende resminden yola çıkarak “Kravatlı, dar pantolonlu, dar ceketli ve imajlı modern adam” diyerek, ona ironik bir eleştiri yapıyorum. Ve mühendis adam, saldırmak yerine kendisini savunmaya başlıyor; istediğim de bu zaten:

 “Modern değilim, Müslüman'ım, sadece heybetli giyiniyorum” diyebiliyor; e tabi bu cevap karşısında bize de “pırt” demek düşüyor nokta.

Hacer Aydın - Haber 7
aceraydin@hotmail.com

https://twitter.com/hacer_aydn

Yorumlar43

  • EYLÜL SONBAHAR 12 yıl önce Şikayet Et
    geçmiş ve gelecek. her ikisi de nötrdür benim için.önemli olan tek zaman dilimi vardır:"bu an".....ve kesinlik arz eden ,apaçık, kuşku götürmeyen kayıtsız şartsız teslimiyet gerektiren, neden-nasıl çizgisinden uzak şeyler de vardır...sırat köprüsü de bunlardan biri...ölüm de....diriliş de...kabir azabı da....ve" bu anlar , kesinlik arzeden bu şeyler için yaşanmakta". var ise sözüm, var ise zamanım özelliği sıralanmış bu anlar içindir.ne geçmiş ne de gelecek için değildir....
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • Nasuh BİLEN 12 yıl önce Şikayet Et
    Sayın MAYIS İLKBAHAR konu içeriğinden değil de şu tutumdan çok kızıyorum;. Geçmiş tarihin günümüze uyarlanarak yorumlanmasını hiç sevmiyorum.Geçmişi belgesel olarak anlatmak ve orada bırakmak-günümüzü de kendince yorumlamak olmalı düşüncesindeyim.Hata ya da doğruluğun sonuçlarının kesin karşılığı sırat köprüsü değil mi
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • siyahnur 12 yıl önce Şikayet Et
    rabian. Bir gün Peygamber Efendimiz Ashâbıyla sohbet ederken, yanında bulunanlardan Hz. Hilâl (ra)'a : "Divitin yanında mı?", diye sormuşlar. Onun hayır demesi üzerine: "Yâ Hilâl, Diviti (kalemi) yanından ayırma, zîrâ kıyâmete kadar hayır divittedir ", buyurmuşlardır.
    Cevapla Toplam 4 beğeni
  • siyahnur 12 yıl önce Şikayet Et
    salisen. Üstad Hz.leri. Mahşerde ulemâ-yı hakîkatin sarfettikleri mürekkeb, şehîdlerin kanıyla muvâzene edilir; o kıymette olur.” “Bid‘aların ve dalâletlerin istîlâsı zamanında, sünnet-i seniyeye ve hakîkat-i Kur’âniyeye temessük edip hizmet eden, yüz şehîd sevabını kazanabilir.” Bu iki hadîsin mecmûu gösterir ki: Böyle bir zamanda hakāik-i îmâniyeye ve esrâr-ı şerîata ve sünnet-i seniyeye hizmet eden mübârek hâlis kalemlerden akan siyahnûr ve âb-ı hayat hükmünde olan mürekkeblerin bir dirhemi, şühedânın yüz dirhem kanı hükmünde yevm-i mahşerde size fâide verebilir. Öyle ise, onu kazanmaya çalışınız." buyurur. Ayrıca Hz. Ali R.A. Ercüze ve Celcelütiye adlı kasidelerinde harf inkilabından haber vermiş. Ve onlara muhalefet edenleri taltif etmiştir. Zira ahirzamanda cihad kılıçla değil kalemle olacaktır.
    Cevapla Toplam 4 beğeni
  • EYLÜL SONBAHAR 12 yıl önce Şikayet Et
    kızılmasın, konu o tarafa bu tarafa çekilmesin.. Tamam Esra Hanım Cumhurbaşkanı,Hacer Hanım Başbakan,yorumcu bayanlardan bakanlar,okurlardan da takviye şöyle Hacer Hanımı sevindirelim.kabul ettim.amenna ve saddakna. da.. bayanların çalışmasından yana olmayan zihniyetler, biz bilmiyor muyuz kadının çalışması gerektiği en güzel yerin evi olduğunu....biz bilmiyor muyuz kadının zafiyet noktalarını?biz bilmiyor muyuz, sabah evimizde olmanın huzurunu, tadını? çok mu hevesliyiz, yönetim işlerinin? başbakanlıkta , cumhurbaşkanlığı da , bakanlıklar da erkeğin olsun...insanca yaşama mekanı açıldı da hayır mı denildi? kaç erkek; eşine ben senin için , islami hayat için, rabbin emri buyruğu için çalışırım diyebiliyor? Rabbin hükümleri karşısında boynumuz kıldan ince, fakat boş keseden atanlara da kılıçtan keskin :))))))))))
    Cevapla Toplam 4 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat