Türkiye'nin en siyasal kimliği başörtülü kadınlardır

  • GİRİŞ29.01.2013 09:25
  • GÜNCELLEME29.01.2013 09:25

Yani bu ülkede başörtüsüyle kamusal alanda olmak isteyip de en çok engellenen, yasaklara ve hakaretlere maruz kalan ve bunun karşısında mücadele vererek varoluşunu ortaya koyan; koyarken de onla birlikte açığa çıkan bir siyasal kimlik kazanan bireydir.

Hiçbir Cumhuriyet eliti kadın, bu ülkede başörtülü eğitimli bir kadın kadar siyasal bir kimlik olamayacaktır herhalde.

Otoriter çağdaşlık ve dar laiklik anlayışının birer miğferi olan bu kadınlar kendi varoluşları için hiçbir siyasal çabaları olmamıştır. Onlar biçilmiş döpiyesi sorgulamadan giymişlerdir.

Batılı seküler modern kadının aksine Türk seküler modern kadını kendi varoluşu için hiçbir çaba göstermemiştir.

Batılı seküler modern kadın, sanayi devrimi sonrasında başlayan ezilmişlikleri, fabrikalarda toplu ölümleri, yok sayılmaları; seçme ve seçilme haklarından yoksunluk karşısında verdikleri mücadelelerin hiç birisi Türk modern kadının tarihinde yoktur. Kendilerine verili kimlikleri sorgulamadan kabul etmişlerdir.

Başörtülü eğitimli kadın ise bu ülkede iki mücadele verir.

Bir: Kamusal alanda varolma mücadelesi

İki: Kendi dini patriarkal cemaatine karşı haklarını alma; eşitliğini ilan etme mücadelesidir.

Otoriter cumhuriyet tarafından biçilmiş döpiyesi reddetmekle birlikte kendisine dini patriarkal cemaat tarafından biçilen elbiseyi de reddeder. Bu anlamda o gerçek bir siyasal kimliktir.

İşin ilginç yanı hâlâ Cumhuriyet eliti merkez medyanın çizerleri bu tabloyu görememekte ve gerçek bir tespit yapamamaktadırlar. Çizdikleri şeye gülmek yerine ironik bir şekilde kendilerine gülmekteyiz. Zira çizdikleri karikatürde yapmaya çalıştıkları ironi, cehaletlerini ya da dar kafalıklarını bizlere göstermektedir.

Modernliği ya da Batılılaşmayı hâlâ 1875 Ahmet Mithat romanının eleştirilen kahramanı Felatun Bey gibi algılamaya devam etmektedirler. Modernleşme ve eğitim maalesef onlarda kof bir gösteriş, gardırobu modernliğidir.

Milliyet Gazetesi karikatüristi Ercan Akyol, artık avukatların başörtüsüyle duruşmalara girmesinin önünü açan yargı kararına göndermede bulunmuş.

Akyol, hukuk fakültesini bitirip avukat olan ve üzerinde avukatlık cübbesi olan başörtülü bir genç kızla, okumamış çarşaflı bir kadının diyalogunu karikatürize edip; okumamış çarşaflı kadını “Benim gibi olmak için senelerce okuyup ta avukat olmaya ne gerek vardı ayol kıız?” diye konuşturtmuş.

Şimdi, dini sadece elbise değiştirmekten ibaret olarak gören; bir takım aynı kendileri gibi dar kafalı olabilme potansiyeli olan dini medyadan da bunun aksi bir karikatürle de karşılaşma imkânımız olabilir.

Not: Hiçbir zaman etnik kimlikle kendimi tanımlamadım tanımlamam da. Benim paradigmamı “Hucurat Suresi 13. ayeti” belirliyor. Bazı yazılarımdan dolayı hem Türklerden hem Kürtlerden hem Arap vatandaşlarımızdan kendilerince tepkiler geliyor. Tüm ırklar insanlık kardeşlerimizdir. Yazılarımda bunun aksini düşünüp tepki koyanlar yanlış anlıyorlar. Benim yaptığım şey kendimizi eleştirmektir. 

Hacer Aydın - Haber 7
aceraydin@hotmail.com
https://twitter.com/hacer_aydn

Yorumlar12

  • anarşist 12 yıl önce Şikayet Et
    sayın seyre. üstad,aklı amuda kaldırarak hayatı inşa ederseniz göze ve nefse hoş gelen bir şekil vücuda getirebilirsiniz ve lakin bu hakikat olmaz..tek dünyalı bir bakış açısıdır bu..çok kesif bir tarihselci bakış açısına sahipsiniz,din yukarıdan aşağı değil aşağıdan yukarıdır diyen bu felfesik,teolojik görüş ALLAH ı yarattığının hakimi değil mahkumu yapar.din beşeri,sosyolojik,evrimsel/gelişimsel ihtiyaclardan doğan ve insan eliyle bir yerde de sosyal darvinizm tarzı bir zorundalıkla oluşan,oluşturulan bir değerler/kültürel manzumedir bu mantık ehlilin indinde.bilmiyorum siz de aristo gibi ALLAH varlığı yarattı ve sonra beğenmedi,ilgilnemedi,kendi haline bıraktı gibi düşünenlerden misiniz? görüşleriniz hüman eksenli gibi duruyor ve bir oranda inancından utanan bir müslümanın görüşlerini batı felsefesine uygulaması/uyarlaması gibi bir işgüzarlık....
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Nasuh BİLEN 12 yıl önce Şikayet Et
    sayın hasan seyre'nin yine batı klasik felsefe senfonileri başladı. "daha sonralarının"başlangıcından yazmış olsaydı herhalde evrimistliğin insanların tüylü tüylü elbiseye gereksizliğini yazacaktı.
    Cevapla
  • Hasan Seyre 12 yıl önce Şikayet Et
    tesettür..kadınların ürettikleri aractır.. yaşadıkları toplum ve doğayla iç içe yaşarken, çevrenin kendilerine olan etkilerini tolere etmek için bu tarzı kabul ettikleri bellidir. onları tesettürlü olmaya iten sebepleri tam bilmedimiz gibi..kadınlara niye ürettiklerini cevabını vermek zorundada değillerdir. ancak sonradan tek tanrılı dinler kadının ve ürettiği tesettürün yanında yer aldıklarını göstermek için bu elbiseye sahip çıkarak. onu kutsallaştırmışlardır. problemde burada başlıyor zaten. kutsallaştırma doğrumuydu. yoksa yanlışmıydı. tesettürlüler dini temsil ediyor. o yüzden çalışmasınlar. dini kimliği çalıştıran bu elbisenin temsil ettiği mana insanların zihninde harcanması diye baskılara maruz kalıyorlar. bence kadınlar tesettürü kendi giyimlerinin bir parçası görüp.çevrenin ahlak eklentisinin.kadınların kabiliyetlerinin gelişmesini engellediği varsayımıyla.kamudada, özeldede tesettürüyle çalışmalıdır.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • turgut1 12 yıl önce Şikayet Et
    illizyon etkisi veya geçici zihinsel bulanma. patriyal (babaerkil) veya matriyal (anaerkil) yani gücün anada veya babada olmasına bağlı ailevi yapıdır..hatırladığım kadarıyla bu ikilem aile yapısında gücün kimde olduğuna bağlı bir yapılanmaydı evlikte ise poligami ve monogami ayrımı ile tek eşlilik ve çok eşlilik kavramları vardı.hindistanda ki ilkel bir kabilede kadınlar çok eşliydi yani bir kadın ve onunla evli 3-4 adam..o kabilenin kadın nüfusu erkek nüfusundan az olduğu için orda öyleydi..ben okuduğumda "esah mı laaa" demiştim..hacer hanım gerçekleştirebilise matriyal yapıyı, namı diğer matriarkili bir düstur olarak benimsesin bizce sakıncası yok..fakat kadınlarada poligami derse işte o zaman esahtan dananın kuyruğu kopar..
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • Nasuh BİLEN 12 yıl önce Şikayet Et
    "meyveli ağaç taşlanır"diyerek halk ne güzel de nezaketle hakkı zikretmiş. başörtülü,namazlı,oruçlu ve kısaca islam ahlakıyla yaşayanlara savaşı siyasal çerçeveye almak baştan yanlış.bir düşmana ne yazık ki binlerce müslüman etkisiz.ye iç bireysel ibadetle ALLAH rızası kazanma hayali.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat