Tarım ve Sanayide Vergi Yükü Yarıya Düşüyor
- GİRİŞ18.05.2026 08:54
- GÜNCELLEME18.05.2026 08:54
Değerli Okurlarım!
Meclis gündemindeki yeni kanun teklifi, vergi sistemimiz açısından dikkat çekici düzenlemeler içeriyor. Hatta bazı başlıklar için “devrim niteliğinde” demek abartı olmaz.
Önceki yazılarımda, yabancı sermayenin Türkiye’yi tercih etmesini kolaylaştıracak düzenlemelerden bahsetmiştim. Bu yazıda ise tarım ve sanayi sektörlerini yakından ilgilendiren çok önemli bir vergi indirimine değinmek istiyorum.
Biliyorsunuz, bugün Türkiye’de genel kurumlar vergisi oranı %25. Finans sektöründe ise bu oran %30 olarak uygulanıyor. Mevcut sistemde ihracat kazançları için oran %20’ye, imalat kazançları için ise %24’e düşüyor.
Yeni dönemde ise tarım ve sanayi şirketleri için çok daha güçlü bir vergi indirimi gündemde.
2027 YILINDA VERGİ YÜKÜ %12,5’E DÜŞECEK
Kanun teklifinin ilk halinde ihracatçılar için kurumlar vergisi oranının %14’e, imal ettikleri malları ihraç eden imalatçı ihracatçılar için ise %9’a indirilmesi öngörülüyordu.
Ancak bu haliyle düzenleme daha çok ihracatı merkeze alıyor; yalnızca üretim yapıp yurt içine satış yapan sanayici ile zirai üretim yapan kurumlar bu güçlü indirimin dışında kalıyordu.
Neyse ki meclis görüşmeleri sırasında bu eksiklik giderildi. Yapılan düzenlemeyle, sanayi sicil belgesine sahip olup fiilen üretim yapan kurumların üretim kazançları ile zirai üretim faaliyetinden elde edilen kazançlar için kurumlar vergisi oranının %12,5 olarak uygulanması öngörüldü.
Böylece genel oranın %25 olduğu bir sistemde, tarım ve sanayi üretiminden elde edilen kazançlarda vergi yükü yarıya düşmüş olacak.
MİLLİ EKONOMİDE TARIM VE SANAYİNİN YERİ
Rakamlar, meselenin önemini açıkça ortaya koyuyor.
TÜİK verilerine göre Türkiye ekonomisi 2025 yılında %3,6 büyüdü, milli gelir 1,6 trilyon dolar seviyesine ulaştı. Kişi başına milli gelir ise 18.040 dolar olarak açıklandı.
Yani Türkiye ekonomisi büyüyor. Ölçek genişliyor. Milli gelir artıyor.
Ancak büyümenin hangi alanlardan geldiğine baktığımızda tablo biraz daha dikkatli okunmalı.
2025 yılı verilerine baktığımızda; inşaat sektörünün %10,8 ile en yüksek artışı kaydettiğini, hizmetler tarafında da büyümenin devam ettiğini görüyoruz. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri %4,6; diğer hizmet faaliyetleri %4,3; mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri %4,0 büyüdü.
Buna karşılık sanayi sektörü %2,9 ile daha sınırlı büyürken, tarım sektörü %8,8 daraldı!
İşte bu tablo, tarım ve sanayinin neden ayrıca desteklenmesi gerektiğini gösteriyor.
Çünkü tarım daraldığında gıda arzı, fiyat istikrarı ve vatandaşın sofrası doğrudan etkileniyor. Bugün enflasyonla mücadele konuşuluyorsa, tarımsal üretimin gücü de bu mücadelenin ayrılmaz bir parçası olarak görülmeli.
Sanayi zayıfladığında ise yan sanayi, tedarik zinciri, ihracat kapasitesi ve nitelikli istihdam da baskı altına giriyor.
İşte bu nedenlerle tarım ve sanayi kazançlarında kurumlar vergisi oranının %12,5’e indirilmesi, sadece “vergi oranı düştü” diye okunamaz.
Bu adım, Türkiye’nin büyümeyi üretimle daha kalıcı hale getirme arayışının güçlü bir göstergesi.
%12,5 ORANI NASIL UYGULANACAK?
Öngörülen düzenlemeye göre %12,5 oranı iki ana kazanç grubu için uygulanacak:
Birincisi, sanayi sicil belgesine sahip olan ve fiilen üretim faaliyeti yürüten kurumların üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar.
İkincisi, zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların bu üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar.
Burada özellikle iki husus önemli:
Gerçekten üretim yapılması ve indirimli oranın yalnızca üretimden doğan kazanca uygulanması.
Çünkü her şirketin geliri tek bir faaliyetten oluşmayabilir. Bir şirket üretim yaparken aynı zamanda ticari faaliyet yürütebilir, finansman geliri elde edebilir, gayrimenkul geliri sağlayabilir veya farklı hizmet gelirleri oluşturabilir. Aynı durum zirai faaliyet yapan kurumlar için de geçerlidir.
Bu nedenle %12,5 oranının hangi kazanca uygulanacağı dikkatle belirlenecek, kazançlar ayrıca hesaplanacak.
Burada sanayi şirketleri açısından bir noktanın özellikle altını çizmek gerekiyor:
İmalat faaliyeti yürütülse bile sanayi sicil belgesine sahip olunmadığı sürece bu indirimden yararlanmak mümkün olmayacak. Bu nedenle sanayi sicil belgesi artık sadece idari bir belge değil, doğrudan vergi avantajına erişim bakımından da kritik hale geliyor.
Tarım tarafında ise temel kriter, zirai üretim faaliyetinden kazanç elde edilmesi olacak.
Bir diğer önemli husus da yürürlük tarihi. Hâlihazırda 2026 mali yılının içerisindeyiz ve önümüzde iki geçici vergi dönemi daha var.
Ancak, meclis genel kurulunda herhangi bir değişiklik olmazsa, %12,5’lik indirimli oran 2027 yılından itibaren uygulanacak.
SON SÖZLERİM: VERGİ İNDİRİMİ ÖNEMLİ, AMA TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL
Değerli okurlarım, biliyorsunuz enflasyon Türkiye ekonomisinin en önemli sorunlarından biri. Ancak bu sorunu doğru anlamak için üretim tarafındaki maliyet baskılarını da görmek gerekiyor.
Bakınız, bugün sanayi ve tarımda üreticiler aynı anda birçok yükle karşı karşıya.
Finansman, enerji, işçilik, lojistik, hammadde, gübre, yem ve mazot maliyetleri üreticiyi ciddi şekilde zorluyor.
Bu şartlarda üretmek kolay değil. Kâr etmek daha da zor. Kâr edilse bile bu kârı yeni yatırıma yönlendirmek her zaman mümkün olmuyor.
İşte kurumlar vergisi indirimi bu noktada anlam kazanıyor.
Vergi, her zaman ekonomik aktiviteyi takip eder.
Önce üretim olur. Sonra satış olur. Sonra kâr olur. Vergi ise en son gündeme gelir.
Yani, vergi indirimi üretim maliyetlerini tek başına düşürmez.
Elektrik faturasını azaltmaz. Kredi faizini kendiliğinden aşağı çekmez. Verimlilik sorununu tek başına çözmez.
Ama kâr oluştuktan sonra şirketin elinde daha fazla kaynak kalmasını sağlar. Nakit akışını rahatlatır.
Yeni yatırım, makine, teknoloji, kapasite artışı ve istihdam için alan açar.
Bu nedenle tarım ve sanayi kazançlarında kurumlar vergisi oranının %12,5’e indirilmesi çok kıymetli bir adımdır.
Ancak tek başına yeterli değildir.
Üretimi gerçekten güçlendirmek istiyorsak, vergi politikasını kredi politikasıyla, yatırım teşvikleriyle, enerji politikasıyla, nitelikli işgücüyle, teknoloji yatırımlarıyla ve lojistik altyapıyla birlikte düşünmek zorundayız.
Vergi yükünü azaltıp, aynı zamanda maliyetleri kontrol edemezsek, bu indirimin etkisi sınırlı kalır.
Bu nedenle Meclis gündemindeki düzenleme doğru yönde atılmış güçlü bir adımdır.
Amma ve lâkin bu adım, tarımı ve sanayiyi merkeze alan daha kapsamlı bir üretim politikasının parçası haline getirilmelidir. Bu nedenle vergi politikasını tamamlayacak ilave adımlar da mutlaka atılmalıdır.
İsmail Vefa AK / Haber7
X: @Ismail_Vefa_AK
Yorumlar1