İsrail için Ekmeleddin

  • GİRİŞ15.07.2014 10:43
  • GÜNCELLEME15.07.2014 10:43

Bu da onun aslında hangi tarafta olduğunu ortaya koymakta.   

Önce şu cumhurbaşkanının tarafsızlığı söylemine bir bakalım. Türkiye’de bazılarına göre bir hükümet, bir de devlet vardır. Hükümeti halk seçer ama devlet her işte hazır ve nazırdır. 
Böyle bir sistemin demokrasiyle uzaktan yakından bir ilgisi olabilir mi? Ülkede seçim yapıldığına göre seçilmek isteyenler programlarını halka açıklayacaklardır. Halk hangisini beğeniyorsa ona oy verecektir. Seçilmiş iktidar halkın tercih ettiği programı uygular.  Hükümet asla tarafsız olamaz ve onun programını uygulamak da devlet erkinin asıl görevidir. Cumhurbaşkanı halkoyuyla seçiliyorsa onun da konumu aynıdır. İşte Türkiye’de oligarşinin ve onun hizmetindeki solun kabul etmediği de budur. 
Oysa eskiden ne güzeldi. Ekonomik konulara IMF bakmaktaydı. Dış politikaya NATO. Güvenlik MGK’dan soruluyordu. Maliye TÜSİAD’dan. İdare Danıştay’ın, yargı Yargıtay’ın elindeydi. Peki hükümet ne iş yapardı? Zaten koalisyonlar vardı, partiler birbirini yerdi, partililer de genel merkezlerinde tavla oynardı. Siyasal konuları oligarşi medyasındaki gazetecilere telefon edip sorarlardı. 
Bugün halkın talebi ve Erdoğan’ın vizyonu Ortadoğu’da ABD vesayetine karşı çıkılmasıdır. Bu nedenle çatı partileri cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, ona  karşı bir cephe kurmuş  bulunuyorlar. Onlar etkin olmayan bir Türkiye istiyorlar. Oysa cumhurbaşkanı küresel kapitalizmin memuru değildir. 
Halkın oylarıyla seçilenler bu iktidarı halktan yana ve diğer iktidarlara karşı kullanmalıdırlar. Oligarşi yanlısı sol,  ülkede iktidardan söz edilince hükümet dışındaki iktidar odaklarını özenle gizler.  Halbuki ekonomik iktidar, bürokratik iktidar, yargı jüristokrasisi, medya baronları ve en önemlisi  ‘paralel devlet’ ülke içindeki başlıca güç odaklarıdır. Bir de dış odak vardır ki en önemlisi de odur. 
İkiyüzlü bir tarafsızlık her zaman halkın iradesini sınırlar. Amerikan sistemindeki ‘check and balance’  usulü, seçilmiş hükümeti kontrol ve dengeleme amacını taşır. Tabii ki bu sınırlama küresel kapitalizmin merkezleri adına yapılır. 
Halkın çıkarlarını savunan siyasi gücünün kısıtlanması otomatik olarak ekonomik gücü elinde bulunduranlara ve dış mihraka yarar.  Mazlumlarla zalimler arasında sözde tarafsızlık işte budur. 
Ekmeleddin Bey CNN Türk’te açıkça   ‘İsrail ile Filistin arasında tarafsız olmak gerek’ dedi ve kayda geçti.  Dün bir, bugün iki, bunu göz göre göre inkâr etti. Halbuki Antıkabir ziyaretinde de deftere  şöyle yazmıştı: ‘Türkiye Cumhuriyeti cepheleşen dünyada huzuru, itibarı ve istikrarıyla ilelebet payidar kalacaktır. Bizlere düşen, ... çatışmadan ve çözümsüzlükten uzak duran ülkemizi aydınlık bir geleceğe taşımaktır.’ 
Ekmeleddin Bey’in ‘cepheleşen dünya’ ifadesiyle kastettiği olgu tabii ki İslam dünyası ile saldırgan emperyal güçler arasındaki cepheleşmedir. Çatı adayı bu konuda tarafsızlık istiyor. Eğer mezhepsel gerginliklerden söz etseydi bunu ‘cepheleşen dünya’ olarak nitelemezdi. 
Küresel kapitalizmin, yani ABD ve İngiltere’nin şu dönemde tek bir amacı vardır: Türkiye’yi Ortadoğu denkleminin dışında tutmak. Bu ikilinin birbirine düşman gibi görünen müttefikleri Paralel Yapı ve Atatürkçü Düşünce Derneği işte bu nedenle  beraberce Ekmel Bey’i destekliyorlar. Emperyalizmin acil ihtiyacı onları maskelerini atmaya mecbur bırakmıştır. 
Hangi safta yer aldığı açığa çıkan İhsanoğlu  ‘Ekmek için Ekmeleddin’ gibi yapmacık sloganlarla fikirlerini gizlemek istedi. Sonra ‘Lavaş için Mansur Yavaş’ gibi espriler yaparak düzeyi iyice düşürdü. Bence onun konumuna uygun olanı  ‘İsrail için Ekmeleddin’ sloganıdır.

Yazının tamamı için tıklayınız

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat