CHP-PKK birlikteliğinin mazisi
- GİRİŞ18.10.2014 11:58
- GÜNCELLEME18.10.2014 11:58
7 Ocak 1961’de gazetemiz AKŞAM’ın manşeti ‘İkinci Cumhuriyet’in temeli atıldı’ şeklindeydi.
Darbeci Milli Birlik Komitesi’nde iki kanat vardı. Atatürk’ün ülkeden kovduğu 150’liklerden Osman’ın oğlu Cemal Madanoğlu ‘solcu’ grubun lideriydi. İnönü’nün Nazi taraftarlığı nedeniyle hapse attırmış olduğu Alpaslan Türkeş de ‘sağcı’ grubun lideriydi.
Bu grupların düşünceleri kısaca şöyleydi: Sol grup Atatürk devrimlerinin devam ettirilemediği düşüncesindeydi. ‘Gericilerle’ mücadele edilmeliydi, ezanın Türkçe okunması gibi önlemler alınmalı, ‘dine taviz vermeyen’ bir rejim için laik eğitim vurgulanmalıydı. Sağ grup asıl olarak komünizm tehlikesi üzerinde durmakta ve bu tehlikeye karşı milliyetçiliğe daha çok sarılmanın önemini belirtmekteydi.
İki grup arasında ABD konusunda bir fark yoktu. Zaten bunun için darbe ‘Nato’ya, Cento’ya bağlıyız’ anonslarıyla başlamıştı. İki grup da Kürtlere düşmandı. Güneydoğu’nun ileri gelenleri sürülmüş ve Sivas’ta bir toplama kampı açılmıştı. Aralarında İslam konusunda da ilkesel bir farklılık yoktu, antikomünist mücadeleye daha çok önem veren ‘sağ’ grup onu bir kalkan olarak kullanmaktan yanaydı, o kadar.
27 Mayısçı sağ grup sonraki yıllarda ayrıştı. Darbeciler tarafından ekarte edilen merhum Türkeş sivil siyaseti tercih etti, İslam’a karşı olan tavrını değiştirdi. Darbeci sağ kanat, askeri kesimde kontrgerilla, ülkücüler içinde derin yapılanma ve Komünizmle Mücadele Dernekleri ‘ndeki ajanlarla varlığını sürdürdü. Bunlardan asker-sivil çete ve ülkücü mafya 1990’larda dünyada komünist blokun çöküşüyle tasfiye oldu. Ana akım vesayetçi sağ ise poliste, medyada, yargıda ve eğitimde F-tipi paralel devlet yapılanması olarak devam etti.
Sol cunta sivil yönetime dönülen 1962’den itibaren yeni darbe planlarına başlamıştı. Toplumdaki sosyal tepkileri istismar etti, kendine ‘sosyalist’ süsü verdi. Melez bir Kemalist-sol ideoloji oluşturdu, gençleri sokağa saldı. Kendine 68’li diyen, Marx’tan, Lenin’den söz eden gençlik ve örgüt liderlerinin çoğu gerçekte sol cuntanın elemanlarıydı. Bugün hâlâ kullanılan ‘askerleriyiz’ sloganı gerçekçidir. 1968’de Batı’da öğrenciler otoriteye ve anne-babalarının değerlerine karşı ayaklanırken. Türkiye’dekiler babalarının yapamadığı darbeyi ‘devrim’le yapmak ve otorite özlemiyle ayaklandılar.
Kemalist solcular 1970’lerin sonlarında devrimci gençlik çevresinden çıkamamışlardı. Şiddet eylemleri yapmakta ve buna tepki olarak gelen polisiye önlemlerin devrimcilere karşı bir sempati yaratacağını hesaplamaktaydılar. Buna ‘suni dengeyi bozmak’ diyorlardı. Demokrasiye ve geleneğine bağlı olan halkımız bu oyuna gelmedi. Bu nedenle solcu-Kemalist gençlerden bir bölümü devrimi gerçekleştirmek için değişik bir halk desteği aradı. 50 yıldır inkar ve asimilasyondan bunalan Kürt halkına yönelik ajitasyona girişti. Denge ve istikrarı bozmak için girişilen terör eylemleri Güneydoğu’da meyvesini verdi. Abdullah Öcalan’ın Serxwebun Yayınlar’ından çıkan ‘Devrimin Dili Ve Eylemi’ kitabında (1996) bu gelişmeler çok iyi anlatılır. Ankara Demokratik Yüksek Öğrenim Derneği (ADYÖD) adlı sol –Kemalist kuruluşta temelleri atılıp bugüne ulaşan bir süreç.
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol