Gülen’in günah-sevap anonim şirketi

  • GİRİŞ07.02.2015 12:17
  • GÜNCELLEME07.02.2015 12:17

Bu harekette insanların hayatı, malı, canı, bilinç ve kişiliği yok edilerek ‘her şey örgüt için’ ilkesi benimsenmiş,  adeta bir ‘günah-sevap anonim  şirketi’  kurulmuştur.   
Fethullah Gülen aynen şöyle diyor: "İslamî cemaatlerden herhangi birine dahil olan her fert, manevî bir şirketin üyesi de sayılır. Dolayısıyla onun her ameli Hakk nezdinde, böyle bir şirkete üye olmanın bütün avantajlarını hâizdir. Yani fert, bu konumuyla, cemaate ait bütün sevaplara iştirak etmiş olur..."  (Gülen, Fasıldan  Fasıla-1, s.174) 
Böyle inanılmaz bir vaade kapılarak topluluğa giren insanlardan artık kendi kişiliklerini unutmaları ve kendilerini tam anlamıyla kolektiviteye teslim etmeleri istenir. O andan itibaren günah-sevap terazisinde tartılacak olan insanların tek tek eylemleri değil bütünün  kolektif  eylemidir. 

“Cemaat olma, kolektif şuura ulaşmakla elde edilir. Kolektif şuur, ferdi kendi yapısı içinde eritir ve onu çok buudlarından bir buudu haline getirir ve artık ortada mutlak fert yoktur, cemaat vardır. Fert cemaatleşmiş, cemaat da adeta tek bir fert olmuştur. (...) Böyle bir atmosferde yapılan ibadetler bütünüyle aynı havuza akmaktadır.  (...) Cemaatin şahs-ı manevîsi hızla manevî mertebelere ve zirvelere yükselir. (...) Cemaat özünü, keyfiyet planında koruduğu sürece de hep yükselir. Öyle ki bazen bir cemaat, gavsiyet ve kutbiyeti bile temsil eder. (...) Bir cemaat, kutbiyet ve gaysiyeti temsil makamına yükselince, şefaat dairesi de o seviyede genişler ve bazen bütün cemaat fertlerini içine alır..." ( aynı yerde, s.171-172) 

Görüldüğü gibi Gülen kendi topluluğuna çok yüksek bir makam, bir kutsallık atfetmektedir, nitekim “Velayetin 'şahs-ı manevî' ile temsil edilmesi, hem en kestirme hem de en garantili bir yoldur” ( aynı yerde, s.172) diyerek kuruluşunun manevî kişiliğine  ve  dolaylı olarak da bizzat kendisine ‘veleyat makamı’nı  uygun görmektedir. Ayrıca ‘şefaat dairesi’ sözleriyle Ortaçağ’da  sevap belgeleri satan papazları anımsatmaktadır. Bu sözcükleri okumak ve duymak irkilticidir. 

Bu anlayışlar  İslam geleneğinde yoktur. Tasavvufta  bu yaklaşıma benzer söylemlere belli belirsiz  rastlansa da, gavsiyet ve kutbiyet gibi  ifadeler  tüm yaşamlarını ibadetle geçirmiş dünya işleriyle, ticaretle, siyasetle asla ilgilenmemiş kişilerle ilgilidir. Bugün paralel yapıyı dışarıdan destekleyen ve  daha çok seküler Batı değerlerine sahip olan insanlar konunun inanç boyutundaki aykırılığını  haydi anlamadılar diyelim ancak böyle bir zihniyetin demokratik ve açık bir toplumda banka, okul, şirket, medya sahibi olmasını nasıl  olağan bulabilirler?  

Kimileri Gülen hareketini  sadece günlük politika açısından ele alıyor ve muhalefet cephesinin bir parçası sayıyorlar.  Bu tutum aymazlıktır. İradesini tamamıyla Pensilvanya’ya teslim etmiş olanların anayasa ve yasalara bağlı kalmayacakları yargı  pratiğinde  görülmüştür. Zihinleri bir tür köle ideolojisiyle felce uğramış olanlara değil yetki, herhangi bir konuda bilgi dahi vermek yanlıştır.  Hangi aklı başında  işadamı bu tür bir örgüte mensup olan  bir  muhasebeciye şirket bilgilerini teslim eder? 

Yazının tamamı için tıklayın...

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat