Eğitimin temel dinamikleri
- GİRİŞ23.02.2017 07:47
- GÜNCELLEME24.02.2017 08:19
Yeni kanunlar, müfredatlar ve yöntemlerle eğitimde iyileştirmeler denenmiş niceliksel artışların yanında niteliksel başarı tam olarak sağlanamamıştır. Örneğin; okuryazar oranımızdaki artış yıllara göre pozitif eğilim gösterirken okuma alışkanlıklarımızda aynı oranda artış söz konusu değildir. Eğitimle ilgili son dönem tartışmaları belirli eksen üzerinde yürütülmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı Müfredat Programı tartışmalarında özellikle sol ve Kemalist çevrelerin öne çıkardığı hususlar, Kürtlerin ve Alevilerin taleplerinin bu müfredat programında karşılanmadığı, Atatürkçülük ve Laikliğe yeteri kadar yer verilmediği, dini eğitime daha fazla yer ayrıldığı şeklindedir. Bu haliyle müfredat programı, “eşitlikçi, özgürlükçü, adaletli, farklılıkları içinde barındıran bir toplum olmamıza gidecek yolu engelleyecektir.” denilmekte.
Bu ideolojik yaklaşımlı eleştiriler öngörülerden yoksun, geri dönüşümleri olmayan, örneklem ve başarıda kısır, uygulanabilirlik ve sürdürülebilirlik açısından nakıstır. Kırk yıla yakın eğitim hayatımda şunu müşahade ettim; ister örgün, isterse mesleki ve teknik eğitim konusunda bir çok sempozyum ve çalıştay yapıldı. Tavsiye kararları alındı. Gördük ki bunların çok az bir kısmı eğitim programlarına girebildi. Çocuklarımızı ve gençlerimizi hayata, gerçeğe ve geleceğe taşıyacak temel paradigmalar değişmedi. Düşünmenin, akletmenin ve gelişmenin önü hep tıkandı.
Eğitim hayatımızda yaşanan gerçeklerden hareketle, kendimize şu soruyu dürüstçe sormamız lazım… Acaba bugüne dek yaz-boz tahtasına dönen eğitim-öğretim hayatımız; özgür, adaletli, ufuk sahibi, analitik düşünen, araştıran, inceleyen ve öylece geleceğe hazırlanan bir programa izin verdi mi?
Bir defasında İstanbul Erkek Lisesinde matematikçi bir Alman öğretmen arkadaşımız, öğretmenler odasında; “Mehmet Bey, biz matematiği Müslümanlardan öğrendik” dediğinde, arkadaşıma teşekkür ederek, şurada oturan arkadaşlara söyleseniz daha iyi olur. Zira ben söylediğimde inanmıyorlar, belki siz tesirli olursunuz,” dedim. Bu örneği vermemim amacı, medeniyet dinamiklerimizden, kültürümüzden kopuk bir eğitim programının bizi geleceğe taşımadığını ve başarısız olduğumuzu ifade etmek içindir.
Yöntem olarak yeterli buluruz veya bulmayız, ilk defa bu hükümet,”müfredat programını” şeffaf, katılımcı, eleştirel, her düşünceye açık, herkesin ve her kesimin görüşlerine açtı ve herkes düşüncelerini özgür bir şekilde yazılı ya da sözlü ifade etti.
Bu güzel gelişmeyi, ideolojik yaklaşımlarla görmemezlikten gelinip, politik sebeplerle karşı çıkılmamalı. Bu müfredat programı, temenni ederim daha önceleri olduğu gibi ”Red ve İnkar” yoluna gitmeden, toplumumuzun renklerini zenginlik olarak gören farklılıkları bünyesinde taşıyan, her kesimi kucaklayarak, çocuklarımızın ve gençlerimizin yetişmesinde gerekli; medeniyetimizin temel dinamiklerini esas alan, gelişen ve değişen dünyayı analiz ve takip eden bir çerçeveye sahip olacaktır/olmalıdır.
Eğitimin üç temel dinamiği vardır. Bunlardan birinin eksik olması diğerlerini de otomatik olarak etkilemekte ve sonuç alınmasının önünü tıkamaktadır. Eğitim ailede başlar, okulda gelişir, sosyal hayatta uygulama alanı bulur.
Bunlardan birincisi toplumun en küçük yapı taşı olan ve bireyin sosyalleşmesinde birincil öneme haiz aile kurumudur. Ailedeki şiddetli geçimsizlik, boşanmalar, içki ve sigara alışkanlıkları çocukları daha küçük yaşta sıkıntılarla baş başa bırakmakta. Ruhsal, fiziksel ve zihinsel gelişmelerini engellemekte. Esrar, eroin gibi zararlı madde bağımlılığı ve hırsızlık, çocuklarımızın geleceğini yok etmektedir. Yıllar önce bir eğitim programı için gittiğim Sağmalcılar Cezaevi’nde tutuklu bulunan 15-25 yaş arası gençlere “cezaevine düşüş” sebeplerini sordum. Çoğunluğu parçalanmış/ayrılmış ailelerin çocukları idi. Aileyi devre dışı bırakan bir eğitim sisteminin başarılı olması imkânsızdır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Okullar Hayat Olsun Projesi” bu amaçla hayata geçirilmiş ancak beklenen sonuç alınamamıştır.
Eğitimin ikinci dinamiği okullarımızdır. Okullarda eğitim anaokulu/kreşten başlayarak yükseköğretime kadar süren süreci ifade etmektedir. Bunun yanında mesleki eğitim alanında yapılan çalışmalar hayat boyu öğrenme stratejileri de aynı bağlamda değerlendirilebilir. Burada gözden kaçırılan en önemli unsur eğitim ve öğretim kavramlarının birbirlerinin yerine kullanılması öğretimi öncelerken eğitimi, eğitimi öncelerken öğretimi eksik bırakmamızdır. Çocuklarımızın gençlerimizin mesleki alanda gelişimini sağlarken ahlaki manevi değerlerini geliştiremiyorsak, iyi bir doktor iyi bir mühendis, iyi bir kimyacı yetiştirmiş oluruz. Ancak bu “iyi” ifadesi yalnızca mesleki anlamda kalır. Manevi değerlerden yoksun yetiştirdiğimiz bir kimyager mesleğini bomba yapımında, bir doktor organ mafyasında, bir mühendis kaçak yapılanmada kullanabilir. Snelman, “gençliğin ruhunu işlenmeyen bir tarla gibi kendi kendine bırakırsanız orada ısırgan, ağaç ve dikenden başka bir şey bulamazsınız.” diyor.
Eğitimin üçüncü dinamiği aile ve okulu da içine alan daha geniş kapsamlı sosyal çevre kavramıdır. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şevki Sözen, uyuşturucu kullanımının 3-4 kat arttığı ve ilkokul çağına kadar düştüğüne dikkat çekerek “9-10 yaş seviyesinde dahi ölümlerle karşılaşıyoruz. Yaş küçüldüğünde bedeninde bu tip maddelere karşı olan tepkisi çok daha şiddetli olduğundan ölüm oranları çok daha fazla oluyor.” demektedir. Çocuklarımızın ve gençlerimizin en fazla tesiri altında kaldığı sosyal çevre artık sadece somut ilişkilerle adlandırılamaz. Küreselleşmenin etkisi ile teknolojide yaşanan hızlı gelişim iletişim materyallerindeki çeşitlilik ve yaygınlaşma sanal çevreyi ve arkadaşlıkları da de beraberinde getirmekte. Günümüzde iletişim alanındaki teknoloji çocuklarımızın kullandığı birer meta olmaktan çıkmış çocuklarımızı yirmi dört saat kullanan yönlendiren birer aygıta dönüşmüştür.
Geleceğimiz için; yapılacak iş çok, zaman sınırlı, mücadele çetindir… vesselam.
Yorumlar12
-
Metin Demirci
9 yıl önce
Şikayet Et
Türkiye'deki etnik/dini çeşitliliği koruması ve çeşitliği/farklılığı geliştirmek, sürdürmesi için 1923'ten deyimi yerindeyse bir torna tezgahı olan eğitim sisteminin değişmesi elzemdir. Farklılıkları korumak, tek tipleştirici, otoriter eğitimi reddetmek ve tüm dini/etnik kesimleri kapsayan ve kucaklayan gerek anadilde eğitim gerekse dini/seküler eğitim tercihleri sunulan ve ailelerin kendi rızalarıyla çocuklarını güvenle kurumlara teslim ettikleri bir eğitim sistemi hayata geçirilmeli.
Kaleminize sağlık. Adana'dan selamlar.
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Mehmet DOĞAN
9 yıl önce
Şikayet Et
Teşekkür ederim Metin Bey Kardeşim,
ifade ettiğiniz düşüncelerinize kelimesi kelimesine katılıyorum.
Sıkıntı farklılıkları zenginlik kabul edip birbirlerimizi gönülden kucaklamamak.
Allah'a emanet olunuz.
Beğen
-
Nezir Demircan
9 yıl önce
Şikayet Et
Urfada yıllarca önce bir vaiz cemaate şöyle sesleniyordu: "Cenab-ı Hak çocuklarınızı size mühendis,doktor
Veya öğretmen yapın diye vermedi.Onları müslüman mühendis,müslüman doktor veya müslüman öğretmen
yapın diye vermiştir." Bu söze eklenecek bir laf göremiyorum.Vesselam.
Beğen
Cevapla
-
Mehmet DOĞAN
9 yıl önce
Şikayet Et
Üstad, Her kelimeniz benim için bir ilham kaynağı.
Şükranlarımı arz ederim.
Beğen
-
EYÜP D
9 yıl önce
Şikayet Et
Ülkemizin kanayan bir yarası halinde olan ve yaz boz tahtasına dönüşmüş olan eğitim sistemi ile ilgili açıklamalarınıza katılmakla beraber son zamanlardaki Meslek liseleri ile ilgili oluşan olumsuz müfredata katılmıyorum özellikle Sağlık Meslek liselerin önünün kesilmesi istenmektedir.MALATYA
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Adem
9 yıl önce
Şikayet Et
Mehmet bey yazılarınızı samimi ve içten bulmakla beraber sorunları
kısa ,öz ve etkileyici vurgulamışsınız.
Bir eğitimci olarak bu düşüncelerinize katılıyor bir sonraki yazınızı bekliyorum.
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Kadir ÇORUMLU
9 yıl önce
Şikayet Et
Gelişmeye ve büyümeye istekli çok dinamik bir İSLAM toplumu olarak kendi değerler sistemimizin üzerinden yeniden tanımlanarak özgün, köklü ve evrensel EĞİTİM müfredat programları hazırlanması ve uygulanması devletimiz ve hükümetimizin temel görevidir. Birikimlerinizi ve tekliflerinizi burada paylaşmaya devam ediniz , kaleminize sağlık Mehmet Bey….
Beğen
Cevapla
-
Mehmet DOĞAN
9 yıl önce
Şikayet Et
Kadir Bey,
Aynen dediklerinize evet diyorum.
Şükranlarımı arz ederim.
Beğen
Daha fazla yorum görüntüle