Şart mıdır inanmak

  • GİRİŞ11.06.2009 08:59
  • GÜNCELLEME11.06.2009 08:59

Baş yazarımız Güngör Mengi iki gün önceki yazısında şöyle bir cümle yazdı: “İzmir’in çağdaş düşünceli insanların kenti olması, onların dini inançlarındaki zayıflığa işaret etmez. Tersine, inançlarının bilinçli bir derinliğe sahip olduğunu gösterir.”

İyi niyetli bir cümle olduğundan şüphem yok ama bu yaklaşımı tehlikeli buluyorum. Mesele din eksenli bir hükümet, din eksenli bir toplum eleştirisi ise işte o zaman çok daha “steril” bir duruş gerekir. İnançtan söz ediyor, birinin veya bir toplumun inancına kefil oluyorsak din eksenli partilerin, tarikatların, örgütlerin tuzağına tam da o zaman düşmüş oluruz. “Biz de inançlıyız ama bunlar da yani” diyerek başladığımız her cümle bizi batağın içine biraz daha sokar.

“Anneannem de başı bağlı bir insandı, beş vakit namaz kılardı” dediğimiz her sefer, karşı olduğumuz görüşe hizmet etmiş oluruz. Gerçekten de daha inançlı olabiliriz. Gerçekten de daha derin bir itikadımız olabilir. Anneannemiz rol modelimiz de olabilir. Elbette mümkün. Ama az olsun çok olsun, hafif olsun derin olsun, inancımızı ortaya koyarak, kendimizin veya başkasının inancını referans alarak tartışmaya başlıyorsak kaybetmeye mahkumuzdur. “Dinsiz bu” demekle “inançlı biridir aslında” demek arasında felsefi olarak bir fark yok. Dini temel alıyoruz demektir. Onun temelinde tartışıyoruz, onun zemininde kazanmaya çalışıyoruz demektir. Halbuki tam da tersi, onun “zeminini” tartışmıyor muyuz zaten?

“Bu zemin zemin değil, demokratik değil, çağdaş değil, hukuki değil, geleceği yok!” demiyor muyuz?

Eleştirdiğimiz bir zeminde, üstelik de o zeminin referanslarıyla tartıştığımız anda biz onun zeminini “meşru” kabul etmiş sayılırız. Başka zeminleri yok saymış oluruz. Suriye vize başvuru formunda şöyle yazar: “İşgal altındaki Filistin topraklarını hiç ziyaret ettiniz mi?” Sormak istediği İsrail’e gidip gitmediğindir. Gittiysen vize vermeyecektir. Ama İsrail’e gittin mi dese ülkeyi tanıyor gibi görünecek. Halbuki tanımıyor. O yüzden “işgal altındaki Filistin” diyor. “Biz de inançlıyız ama.. Babaannem de kapalıydı ama.. İzmirli de inançlıdır ama” demek tam da Suriye’nin İsrail kelimesini kullanması gibidir. Böyle bir devlet yoktur diyorsanız adını bile anmayacaksınız.

İzmirlinin, Beşiktaşlının, Kadıköylünün inancı, derindir sığdır mevzubahis bile olmamalı. Bir çok nedenden dolayı AKP’ye oy vermemiştir ki bu nedenlerin içinde dine külliyen karşı olmak da olabilir, çok dindar olduğu halde tarzını sevmemek de olabilir. Nokta.

Onlar dinlerini çok daha başka, çok daha derinden yaşarlar dediğimiz anda, bu önerme doğru dahi olsa, meseleyi yine “inanç” zemininde tartışmış oluruz. Sanki inançlı olmak bu ülkede mecburmuş gibi olur. O zaman savunduğumuza ters düşmüş olursunuz. Çünkü zaten karşı olduğumuz giderek din bazlı, din eksenli bir ülkeye dönüşmemiz değil mi?

“İngilizce konuşmaya bile değmez, çok çirkin bir dildir” konusunu İngilizce’nin bütün inceliklerini, bütün lügatini kullanarak tartışmak değil midir bu?

Cehennemin yolları iyi niyet taşlarıyla örülüdür.

Mutlu Tönbekici - Vatan
mutlu.tonbekici@gmail.com 

Yorumlar18

  • İRFAN GÜLLÜ 16 yıl önce Şikayet Et
    dürüstün nesli tükendi sanmıştım. dürüstün nesli tükendi sanmıştım. dürüstler olmadıkça fikirlerin izi kaynağına, sahibine kadar sürülemiyordu. kim ne söyledi niçin söyledi muamma. malum izler birbirine karışıyor. bu da manipülasyonculara göre bir habitat tabii ki, bulanık su avcılarına göre... tebrikler hanfendiye yerimi beğenirler mi beğenmezler mi demeden yerini belli edebilen, dürüst, ayakları yere basan bir şahsiyet. sözün sonunu cehennem bahsi ile bitirmese daha tutarlı olurdu ya neyse. ne de olsa cehennem de dini bir kavram. :)
    Cevapla
  • AHMET POLAT 16 yıl önce Şikayet Et
    kadın ilmihalini oku önce. Türkiyede yaşıyosun fransada değil. Hala müslüman bir ülkede inancı olumsuz gören zihniyet, hangi mantık gereksinim kendi vatandaşının inancını şehadetini kabullenemez. Eğer kimliğinde T.C vatandaşı yazıyorsa, bu vatan için şehit olmuş müslüman kardeşlerimizin inancını eleştirmeyeceksin. Akıllı olun milletin tahamüllü kalmadı size.
    Cevapla
  • abdulkadir 16 yıl önce Şikayet Et
    inanmamak zorlaşıyor herhalde tönbekiçi. bu kadının kendini de yazılarınıda pek önemsemem ama başlık inançla ilgili olunca bir bakim dedim ve baktım ne gördüm biliyormusunuz bu kadın harbi korkuyor inananların sayısının artmasından insanların inanca yönelmesinden inançsızlığın popülaritesinin azalmasından vs. vs.yazık. alın size ne olmamalıyız nasıl olamamalıyız sorusuna bir cevap daha
    Cevapla
  • serkan tekin 16 yıl önce Şikayet Et
    BAŞA GELECEK EN KÖTÜ ŞEY:CAHİLLİK. Tarikat bu ülkenin gerçeği mi değil mi? Kim kimi zorla bir tarikate girmeye zorlayabilir veya tamtersi!
    Cevapla
  • Murat emanet 16 yıl önce Şikayet Et
    Neye inandığını kavramışmı bu bayan. Eğer gerçek manada inanmanın yanından bile geçebilmiş olsaydın bu konuyu ağzına bile alırken çokçana düşünmen gerekirdi. İnanman şart değil o senin sorunun ama sapık itikatınızı doğru gibi göstermeye çalışmak bizim görüşümüz doğru demek cüretini sen nereden buldun. Tamam devlet yönetim biçimi olarak laik olabilir ama kişiler niye illede laik olsun. Bıktık salakça kalıplara bizleri birilerinin sokmaya çalışmasından.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat