Anayasa m.14 ışığında milletvekili dokunulmazlığı

  • GİRİŞ25.10.2012 09:19
  • GÜNCELLEME25.10.2012 09:19

Bir diğeri ise, milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece geçerli olan geçici dokunulmazlıktır. Bunun iki sınırı vardır; ilki, ağır cezayı gerektiren suçüstü hali, diğeri de seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasa m.14 kapsamına giren durumlardır. Öncelikle Anayasa m.83/2'de geçen, “seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak” sözünden ne anlaşılması gerektiğine kısaca değinmek gerekir.

Hükümde “soruşturma” kavramı kullanıldığından, her ne kadar bundan “kamu davasının açılması veya savcılık aşamasının bitmesi anlaşılmalı” denilmekte ise de, hem eski Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve hem de yeni Ceza Muhakemesi Kanunu “soruşturma” kavramı konusunda net olup, savcı tarafından bir suçun işlendiği izlenimi veren hal sonucunda ceza soruşturmasına başlanılması anlaşılmalıdır. Savcılığın seçimden önce soruşturmayı başlatmış olması, dokunulmazlık istisnasının bu şartının yerine gelmesi için yeterlidir.

Bir diğer husus da şudur ki; milletvekilinin isminin, savcılığın başlattığı soruşturmaya seçimden önce girip girmediği, yani konu itibariyle ceza soruşturması başlamış olmakla birlikte, kişi isimlendirmesinin ne zaman yapıldığının önemine bakmak gerekir. Bir düşünceye göre, seçimden önce başlatılan soruşturmaya milletvekili seçilen kişinin isminin, bu kişi milletvekili seçilmeden önce dahil edilmesi gerekir. Bir diğer düşünceye göre ise, milletvekili seçilen şüphelinin isminin soruşturmaya ne zaman girdiği değil, soruşturmanın seçimden önce başlaması yeterlidir. Bu sebepledir ki, Anayasa m.83/2'de “soruşturulması” veya “milletvekili hakkında soruşturmanın başlatılması” ibaresine yer verilmeyip, “seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasa 14. maddesindeki durumlar” ibaresi tercih edilmiştir.

İkinci mesele, Anayasa m.14'ün kapsamının ne olduğudur. 2001 yılı öncesinde Anayasa m.14; Devletin, Ülkesi ve Milleti ile bölünmez bütünlüğü, Türk Devleti'nin ve Cumhuriyetin, temel hak ve hürriyetlerin özünü, eşitliği, egemenliği ve devlet düzeninin korunmasını esas almıştır. Bu kapsam 2001 yılında daraltılmış, Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğü, demokratik ve laik cumhuriyetin korunması ile sınırlandırılmıştır. Ancak 14. maddenin yeni düzenlemesinin ikinci fıkrası, “Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.” hükmüne yer vermiştir.

Yasama dokunulmazlığının bu şekilde sınırlandırılmasının doğru olup olmadığı tartışmasını bir kenara bırakırsak, bu hükmün Türk Ceza Kanunu'ndaki karşılığının,  Devletin birliğini ve Ülke bütünlüğünü bozmak suçunu düzenleyen 302, düşman ile işbirliği yapmak suçunu düzenleyen 303, devlete karşı savaşa tahrik suçunu düzenleyen 304, temel milli yararlara karşı hareket suçunu düzenleyen 305, yabancı devlet aleyhine asker toplamak suçunu düzenleyen 306, Anayasayı ihlal suçunu düzenleyen 309 ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne karşı silahlı isyan suçunu düzenleyen 313. madde olduğu konusunda tartışma bulunmamaktadır.

 

Gerek Anayasa m.14 ve gerekse Anayasa m.83/2'nin, somut olarak sınırlama kapsamına giren suçların neler olduğunu göstermediği dikkate alındığında, bu soyut hükümlerin hangi suçları kapsadığı açıkça belirtilmediğinden, daraltılan 14. maddenin, Türk Ceza Kanunu m.311 ve 312'yi kapsayıp kapsamayacağını tartışmak gerekir. 

Soyut bir hüküm olan Anayasa m.14'ün eski ve 2001 yılında değiştirilmiş yeni hali, maalesef herhangi bir suçu yasama dokunulmazlığı kapsamına sokmaya hala elverişlidir. Burada ya 14. madde kaldırılmalı ya da maddenin, hangi somut suçları kapsamına aldığı açıkça gösterilmelidir. Maddenin yürürlükten kaldırılması görüşü, özgürlükçü anlayışı; suçların somutlaştırılarak maddenin yürürlüğüne devam edilmesi ise, temkinli özgürlüğü, yani “Özgürlük olmalı, ancak demokratik toplumda duyulan zorunluluklar ile başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması amacıyla somut sınırlamalara tabi tutulmalıdır.” anlayışını temsil eder. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. madde var iken, 14. maddeye hala neden ihtiyaç duyulduğu da, cevabı aranacak ayrı bir sorudur.

Bu vesile ile Kurban ve Cumhuriyet Bayramlarınızı kutlar, barış, sağlık ve esenlik dolu günler dilerim.

 

Prof. Dr. Ersan Şen - Haber 7

ersansen@hotmail.com

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat