Şener Paşa'nın konuşması ve medya patronlarının tavrı
- GİRİŞ15.02.2009 09:38
- GÜNCELLEME15.02.2009 09:38
ŞENER PAŞA’NIN KONUŞMASI VE MEDYA PATRONLARININ TAVRI...
Halen tutuklu ve cevap veremeyecek durumda olanlar olduğu için, bu konuya biraz dikkatli girmek gerekiyor...
Eski Jandarma Kuvvet Komutanı Şener Eruygur Paşa adına medya patronuyla yapılan görüşme, doğruysa “Elbette içinde birçok ifşaatı barındıran çok önemli bir belge...”
Ama dolduruşa gelmeden olaya akl-ı selimle de yanaşmak boynumuzun borcu...
Gazeteciliğin ve empatinin gereği...
Dinleme minleme suç olan durumları bilmem, ama biliyorum ki güç sahibi olan herkes medyadan birşey ister...
Hem de isterken ısrarla ister...
Başbakan da ister, Kuvvet Komutanı ya da Genelkurmay Başkanı da ister, Kulüp Başkanı da ister, büyük reklam veren işadamı da ister, çok ünlü ve medyaya hakim bir sanatçı da medyadan, yayın yönetmeninden ya da patrondan birşeyler ister...
***
“İsteyenin bir yüzü kara vermeyen zenci” demişler, medya patronları ve yönetcileri böyle durumlarda talepleri taca atmanın yollarını ararlar...
Bu düzeydeki görüşmelerde kimse bazı demokrat arkadaşların talep ettiği şekilde örneğin şöyle demez:
“Sen kim oluyorsun kardeşim, benimle nasıl böyle konuşuyorsun?.. Ben bir medya patronuyum haddini bil bakayım öyle...” gibi hırt bir tutum benimsemez...
Onun yerine “Tabii baktırırım, arkadaşlarla konuşurum...” gibi oyalama ve topu auta atma taktikleri benimsenir...
Medya patronunun da yöneticisinin de tecrübelisi kavga çıkarmadan, istekleri bağımsızlığına zarar vermeden çözebilen kişidir...
***
Medya patronlarına, yöneticilerine gelen her talebi ve “söyleniş biçimini” bugün deşifre etmeye kalksak, ortaya demokrasi tarihi değil, “hizaya çekme” tarihi çıkar...
Demokrasiye karşı olan hizaya çekme anlayışı ve bu anlayışa “eyvallah” diyen bakıştır...
Örneğin ben çok duydum “kardeşim bu iş böyle olmayacak...” diye bağıran güç sahiplerini...
Hiçbir zaman dediklerini yapmadım ama muhatabıma “hayır kardeşim böyle olacak” diye bağırdığım da görülmedi...
Sonunda işi yapacak olan bendim, demokrasi dışı bu hareketlere de alışıktım...
***
İçimdekini dışarı attığım bir durum oldu...
SHOW Haber’i yönetirken, eski bir okul arkadaşımı işe almıştım...
Duyuyordum ki, arkadaşım bir siyasi parti lideriyle çok sıkı fıkıdır...
O siyasi parti lideri Başbakanlık, Başbakan Yardımcılıkları da yapmaktadır...
Kötü olan şuydu ki, arkadaşım haber merkezinin çalışma temposunun çok uzağında kalmıştı...
İşleri rölantide tutuyor, soranlara da cevap verme gereği bile duymuyordu...
Etraftan beni doldurdular da mı söylediler bilmem, ama kulağıma şu fısıldandı...
Siyasi parti liderine güveniyormuş...
Öyle mi dedim, bir ana haber sonrası “Arkadaş gelmesin bir daha” diye bağırdım...
“Çok istiyorsa beyefendiye gitsin, benim de böyle söylediğimi söylesin...”
Söyledi sanırım...
Çünkü bu sefer de kendisiyle kavgalı olmadığım o beyefendi, benim haber merkezime el attı...
Olur bunlar...
Mesele şudur...
Medya patronunun ya da yöneticisinin iyisi, fazla çıngar çıkarmadan bildiğini okuyandır...
Bu demokrasiye de uygundur...
İnsan ilişkilerine de...
Yorumlar5