Erdoğan'ın hastalığı, Ecevit'e 'iş görmez' raporu!
- GİRİŞ11.12.2011 10:34
- GÜNCELLEME11.12.2011 10:34
Kanser uzmanları, ameliyatı yapan Hoca’nın uzmanları, bağırsak uzmanları, hastane uzmanları kim varsa bana “ilk ağızdan duyduğunu” söylediği bir şeyler anlatıyor...
Ben ki kanser konusunda kendimi “bilgili” sanırdım, bunca yorumdan sonra yolumu tamamen şaşırdığımı itiraf etmeliyim...
***
Dün Alman Der Spiegel dergisinin manşetini görünce iyice işkillendim...
Şöyle diyor Der Spiegel dergisi:
“Tayyip Erdoğan’ın hastalığının ciddi olduğu yolunda spekülasyonlar var... Erdoğan olmadan sadece AKP değil, ülke de kaosa sürüklenebilir...”
Gazetecilikte biz böyle haberlere “İltifat yoluyla geçirmece” deriz...
Yani “karşımdakini övüyorum numarasıyla geçirmece...”
Jürgen Gottschlich isimli bir gazeteci yazıyor yazıyı Der Spiegel gibi uluslararası prestijli Alman dergisinde...
Yazıya bakıyorum...
Tayyip Erdoğan’ın hastalığının ciddi olduğuna dair bilmediğim veya atladığım bir ipucu bulabilir miyim diye?..
Öyle ya, haberin başlığını “Tayyip Erdoğan’ın hastalığının ciddi olması halinde Türkiye kaosa sürüklenir” diye koymuşsanız koskoca Der Spiegel’den “hastalığın ciddi olduğuna dair kuvvetli emareler beklerim...”
***
Oysa yazı, bu cüretkar ölçüdeki “iddialı başlığın altına”, manşetteki spekülasyonu hiç desteklemeyen eften püften ipuçları sıralıyor...
“Rutin kontrol için yatmışmış da, ameliyat olup çıkmışmış...
Bir süre sonra ofisine gider denmiş de, iki hafta olmuş daha gitmemiş..”
Bir Başbakan’ın “ameliyat olmaya gidiyorum” diyerek hastaneye gitmesi için, bademcik ameliyatı geçiriyor olması lazım...
Bunu Der Spiegel’in bilmemesi imkansız...
Geçelim...
Ameliyat sonrası evinde Amerikan Başkan Yardımcısı ve Katar Emiri’yle görüşüyor, Dolmabahçe’deki çalışma ofisine gidip birbuçuk saat çalışıyor, şike yasasını da takip edip, Cumhurbaşkanı vetosunu korakor bir mücadeleyle Meclis’ten eski haliyle geçirtiyor...
Bütün bunlara rağmen, yine de bir gazetecinin içini “kurt kemirmesi, kuşkuyu elden bırakmaması, araştırmaya devam etmesi” doğrudur...
Gazetecilik verilenle yetinme mesleği değil çünkü...
Ancak, elde hiçbir fazladan veri olmadan, Der Spiegel’in yaptığı gibi, “Erdoğan ağır hastaysa Türkiye büyük kaosa sürüklenir” demek, “İltifat yoluyla güzel geçirmece” dediğimiz türden, namert bir gazetecilik türüdür...
***
Bu haberin “Sarkozy vefat ederse Fransa kaosa sürüklenir, Merkel ölürse Almanya toz duman olur” demekten ne farkı var?..
Elinde ağır hasta olduğuna dair ciddi bir kanıt varsa, yaz bilelim...
Yoksa eğer neden bu haber?..
Kendince, Erdoğan’ın ne kadar önemli biri olduğunu gösterircesine “O ağır hastaysa Türkiye kaosa sürüklenir” diyecek ve “iltifat ederek, geçirmece” yapacak...
Günlerdir AKP ile Fethullah Gülen cemaati arasındaki ayrılık noktalarını yazıyorum...
Neden?..
Çünkü ben bir gazeteciyim...
Benim yazdıklarıma da bir sürü itiraz geliyor...
Ne ki ben söylenmeyeni söylerim, bilinmek istenmeyeni bilmeye uğraşırım...
Bunları bir gazeteci merakıyla yapmak, yazıyı somut bilgi ve bulgalarıma göre yazmak benim görevim...
Fakat ortada hiçbir yeni bulgu yokken, “Ölürse büyük siyasi kaos olur” gibi haber kıstaslarını aşıp, “başka hesaplar varmış görüntüsü” veren başlıklar atmam...
***
Der Spiegel’in yazısı beni, birkaç yıl önce “iş göremez” denilen Bülent Ecevit’le ilgili rezil haberlere götürdü maalesef...
Ecevit’i çok severdim...
Mantık ölçülerinde değil; duygusal bir sevgiydi benimkisi...
O günleri çok iyi hatırlıyorum...
İki satır olsun iyi bir haber duymak için, yazıların satıraralarına kadar okurdum...
Ne ki en güvendiğim kalemler, sanki Ecevit’in evinin içinden; banyodan bildiriyormuşcasına yazılar kaleme alıyorlardı...
Yazının devamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
Reha Muhtar - Vatan
Yorumlar2