Bahçeli illüzyonu

  • GİRİŞ25.06.2008 10:17
  • GÜNCELLEME25.06.2008 10:17

Yani bu iki karar, müesses nizamı yol ayrımına getirdi ve iktidar partisinin tasfiyesine ilişkin projenin önü açıldı. Başka bir ifadeyle AK Parti, 22 Temmuz sonrası bu iki kritik kararın kefaretini ödüyor.

Bu görüşe katılmayanlar olabilir, ‘kim ne düşünürse düşünsün milletin dediği olmuştur, iyi de olmuştur’ diyenler seslerini yükseltebilir, ‘keşke olmasaydı’ diye hayıflananlar çıkabilir. Kişisel yaklaşımımız ne olursa olsun, önemli olan bu davanın toplumda genel olarak nasıl algılandığıdır.

Nitekim, kapatma davası iddianamesine baktığımızda benzer bir yaklaşımın ayak izlerini görürüz. Cumhurbaşkanı anayasa sınırları zorlanarak davaya sokuldu, anayasa değişikliği laiklik karşıtı eylemlerin ilk sırasına yerleştirildi.

Hakkında kapatma davası açılan AK Parti, demokrasinin gelişimi, milli iradenin tecellisi, temel hak ve özgürlüklerin tesisi bakımından kararlarından pişmanlık duymuyorsa, daha yaşanabilir bir Türkiye özlemi için gerekirse bedel ödemeye hazırsa, sözkonusu algılama biçiminin AK Parti açısından siyasal karşılığı yoktur.

Anlaşılıyor ki, MHP, aynı düşüncede değil. Devlet Bahçeli’nin dünkü meclis grup konuşmasına bakarsak, Türkiye ciddi bir rejim bunalımına doğru sürükleniyor. Üretilen mucizevi formül ise Başbakan Erdoğan’ın siyasete veda etmesi, bağımsız adaylık yoluyla bile olsa asla vekil olmamasıdır.

Bu formüle ‘krizden çıkış anahtarı’ adını veren Bahçeli, şöyle diyor: ‘Bugünkü tehlikeli sürükleniş karşısında, Türkiye’nin ihtiyacı olan, Başbakan’ın oyun planı değil, demokrasinin kurtuluş planıdır... Burada herkes çok dikkatli olmak ve rejimi tehlikeye atmamak için büyük bir sorumluluk anlayışıyla hareket etmek durumundadır.’

MHP suç ortağı

Bir an için Bahçeli’nin haklı olduğunu, bu çerçevede Türkiye’nin tehlikeli bir yola sürüklendiği ve rejim tehlikesi yaşandığını kabul edelim. Şimdi yazının başına dönüp Bahçeli’ye soralım: Abdullah Gül, MHP’nin desteği olmasa cumhurbaşkanı seçilebilir miydi? O anayasa değişikliği meclisten geçebilir miydi?

Dün parti grubunda ‘Herkes çok dikkatli olmak ve rejimi tehlikeye atmamak için büyük bir sorumluluk anlayışıyla hareket etmek durumundadır’ diyen Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı seçiminde ve anayasa oylamasında bu sözüne neden uymadı?

MHP’nin penceresinden baktığımızda eğer ortada bir suç varsa, demokratik rejim tehlikeli bir yolculuğa sürükleniyorsa AK Parti kadar en az MHP de suçludur, bu sürecin müsebbiplerindendir. Halk ağzıyla ‘hem suçlu hem güçlü’ olamazsınız.

O zaman insanın aklına (Deniz Bölükbaşı’nın kulakları çınlasın) AK Parti’ye MHP’nin tuzak kurduğu iddiası geliyor. Hem tuzak kuracaksanız hem kurt kapanının başında ağıt dökeceksiniz, böyle bir siyaset anlayışı olmaz.

Kurt kapanı anahtarı

Daha da vahimi, bir parti liderinin siyaset yasağını ‘anahtar’ olarak önermesidir. Yüreğinde ve zihninde zerre kadar demokrasi inancı olan kişilerin dahi telaffuz etmekten çekineceği ayıplı bir öneridir bu. Parlamentoyu vesayet altına alma girişimlerine karşı direnmek yerine çareyi siyaset yasağında aramak, genel başkan unvanı taşıyan milletvekili için ömür boyu taşıyacağı kamburdur.

Hele bu öneriyi ‘yoksa AK Parti parçalanır’ ambalajına sarıp sarmalamak, Tolga Çevik’in sunduğu Komedi Dükkanı’nda bile sergilenecek seviyede değildir. Senin işin AK Parti’nin ikbali değil ki. Bırakın, parçalanırsa parçalansın. Ama temel kaygı, bu değil. Hepimiz biliyoruz. Erken seçim korkusu, dağları sardı.

Korkuyu yenmek için mezarlık yanında ıslak çalanlar gibi iki kurt kapanından sonra Erdoğan’a bir bilen olarak ‘kenara çekil’ diyeceksiniz, sonra ‘kalan milletvekilleriyle yeni hükümeti kur yola devam et’ önerisinde bulunacaksınız, ikna için ‘parçalanmanıza yüreğim dayanmaz’ timsah gözyaşını kullanacaksınız, sonra bu şark kurnazlığına ‘çıkış anahtarı’ adını vereceksiniz, pes doğrusu. Fatih Terim’e imrenip çekirgenin birden fazla zıplayacağını düşünüyorlarsa, yanılıyorlar.

Deniz yolculuğu

22 Temmuz’dan önce Kızılelma senaryosuna dahil olan MHP yönetiminin sandıklar açıldıktan sonra yanlıştan dönüp milletin gönlüne doğru sefere başladığını düşünüyorduk, yanılmışız. Meğer Deniz Bölükbaşı’nın açtığı yolda, gösterdiği ufukta ilerliyorlarmış. Cumhurbaşkanlığı seçimi de anayasa oylamaları da birer illüzyonmuş.

Ne diyelim; Sap döner keser döner yanlış hesap sandıktan döner. Korkunun da ecele faydası yoktur.

stayyar@stargazete.com

Yorumlar25

  • ismail hakkı kocamemil 17 yıl önce Şikayet Et
    ha gayret şamil efendi. az kaldı şamil efendi. yakında sende atv veya trt2de bir program sunmaya başlarsın. mhp'nin kimseden korkusu yok. meclis dışında kalsak nolcak. ama akapelilerin korkusu var. dokunulmazlıkları bir giderse yolsuzluk davalarından nasıl yırtacaklar. akapeliler yahudi kuruluşundan üstün cesaret madalyası alan bir lidere sahip olmak nasıl? sıradan bir madalya değil. üstün cesaret. Allah devlet bahçeli'ye müslümanlardan üstün cesaret madalyası almayı nasip etsin. herkes dinini-imanını iyi bilsin
    Cevapla
  • buket akalın 17 yıl önce Şikayet Et
    kutlarım S.Şamil Tayyar. Hakikten o kadar beğeni ile okudum ki,Alıp okusunlar.Şu sandıkda bir an evvel gelsinler görelim bakalım.
    Cevapla
  • buket akalın 17 yıl önce Şikayet Et
    Şu Konuşana Bakın. Utanma ve haya.Bu insanı insan yapan unsur.Partisini %18 lerden %8 lere düşürüp siyaseti bırakacağım diye Deniz Baykal gibi daha çok koltuğa sarılan Bahçelimi ERdoğanı tasfiye edecek.insan da birazcık utanma olması lazım.Halk getirdi halk da götürür ama halk götürmeyecek.%47 lik oyu sn erdoğan aldı.Halk kimlerin tasfiye edileceğini gayet iyi biliyor.
    Cevapla
  • milletin ferdi 17 yıl önce Şikayet Et
    İsmail Karamürselli, Araba ne zaman kaza yapmıştır biliyor musun? Üçlü koalisyon sırasında, hepsi direksiyonun bir tarafından çekiştirdiği için kaza yapmıştır.. Kaza yapanlar da milletin muhakemesinde yargılanmış ve direksiyondan uzaklaştırılmıştır. Bahçeli de bunlardan biridir. Siyaseti bırakacağını söylemiş ama dönmüştür. Şimdiki şoför yola kazılan onca tuzağa, yola konulan onca bariyere rağmen ustalıkla görevini yapmaktadır. Yukarıdaki tespit doğrudur. Şoföre atfedilen suçlar eğer suçsa Bahçeli de suçlanmalıdır. Şoförün kaza yapması için her çeşit hileyi yapanlara, Memleketin ayağına pranga vurmaya çalışanlara destek olmakla vatana hizmet değil, ihanet edilir.
    Cevapla
  • ata türk 17 yıl önce Şikayet Et
    mhp=chp demek. ne zamanki mhp ye oy verdik oda gidip iktidarı ecevite teslim etti işte o zamandan sonra mhp milliyetçi bir parti olamadı hep chp söylemlerini savundular küba gezisi yaptılar düne kadar küfrettikleri şaire sahip çıktılar.darbeleri savunur oldular milliyetçiliği bırakıp ulusalcı oldular yani kominist söyleme sahiplendiler.şehit asker üzerinden siyaset yaptılar vatandaşın diniyle dalga geçenlere sessiz kaldılar.işte mhp=chp oldular
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat