Fethullah Gülen ve Cemil Meriç

  • GİRİŞ26.06.2008 07:57
  • GÜNCELLEME26.06.2008 07:57
Bu konuda bir bilgim yok, ancak Zaman Gazetesi Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı dünkü yazısında ‘tabii ki dönecek’ dediğine göre bu konuda fikrimi soracak olsalar ben de ‘Dönecektir, neden dönmesin ki?’ derim.

Gülen’in dönmesini istemeyenlerin yaydığı bir şehir efsanesi dolaşıyor etrafta. Bunların dediklerine göre güya milyonlarca kişi karşılayacakmış Gülen’i. Güya büyük gövde gösterisi yapılacakmış.

Bu lafları yayanlar, Humeyni’nin dönüşü ile Gülen’in dönüşü arasında bir benzerlik kurdurarak beyinlerde Türkiye’de rejim değişikliği korkusunu derinleştirmeye uğraşıyorlar. İsteseler tabii ki toplarlar milyonlarca insanı da isteyeceklerini de sanmıyorum. Çünkü Dumanlı’nın dün yazısında dediği gibi Gülen’in Türkiye’de huzurun daha da bozulmasını, istikrarsızlığı isteyeceğini hiç sanmıyorum.

Dediğim gibi bir bilgiye dayanmıyor bu dediklerim. Tanımıyorum bu insanları. Düşünce sistematiklerini de tam anladığım söylenemez ama bildiğim tek şey var; onların da huzurlu bir yaşam aradıklarını görüyorum, duyuyorum.

Fethullah Gülen, büyük gösteriler yaparak dönmek yerine, sadece çok yakın adamlarına haber salıp sonra sessiz sedasız gelecektir Türkiye’ye sanıyorum. Hatta birkaç arkadaşa şakayla karışık ‘Tahmin ediyorum ki final oynandığı günün ertesi gün gelir. Şampiyonluk heyecanı yaşandığı gün sessiz sedasız geleceğini sanıyorum’ dedim. Çünkü bakın Gülen’in beraat ettiği haberi bile gazetelerde maç heyecanı yüzünden küçük verildi. Maç olmasaydı manşetten bile verilebilirdi.

Şimdi bırakalım ‘dönecek mi?’ tartışmalarını... Davayı kazanmış, beraat etmiş bir vatandaş ne isterse, ne zaman isterse yapar bunu. Herkes kabul etsin artık. Yoksa adalete güven sarsılır. Bizlere düşen bunu tartışmak değil, Gülen’e düşünsel olarak kendimizi hazırlamaktır.

Burada bizler derken tabii ki tarikattan olmayanları, hatta dindar bile olmayanları kastediyorum. Ülkemizde büyük bir diyaloğa ihtiyaç var. Özgürlükçü sol gelenekten gelenler hayli zaman önce sosyalistlerle dindarlar arasında özgün bir düşünce alışverişi olmasını ve yeni bir düşünce çerçevesi oluşturulmasını savunmuşlardı.

Ancak bu uğraş dindarların isteksizliği nedeniyle yarım kalmıştı.

Önemli de değil, çünkü hepimiz bir şeyi unutuyorduk. Bu ülkede dindarlıkla- sol düşünce sentezini düşünmüş olan bir büyük düşünür zaten vardı. Şimdi özellikle bugün Cemil Meriç’in eserlerini tekrar okuyup tartışmanın zamanı.

Arkadaşım Soner Yalçın geçen pazar günkü yazısında Cemil Meriç’in yaşamını ve düşüncesini çok güzel anlattı. (Yazıyı internette www.odatv.com’da bulabilirsiniz).

Türkiye’nin düşünen insanları bir türlü halkın ihtiyaçlarını, düşünce biçimini anlamayı başaramadılar ve halk ile entelejansiya arası daima kopuk kaldı. ‘Halktan kopukluk’ söylemi başladı.

Cemil Meriç halktan kopuk aydını dönüştürmeye adadı hayatını. Kendi dönüşürken başkalarını da dönüştürdü. İslam’ı anladı ama hep sosyalist kaldı.

Kitapları her yerde satılıyor, mutlaka alıp okuyun. Özellikle özgürlükçü sol gelenekten gelenler sosyalistler ve gerçek liberaller bir an önce yapmalılar bunu. Çünkü yeni Türkiye’nin koşullarında sentezci düşüncelere, özgün yaklaşımlara ihtiyaç var.

Yorumlar1

  • farkinlim 17 yıl önce Şikayet Et
    hukukmu ?. türkiyede hukuk siz kendinizdemisiniz sayın yazar türkçede öyle bir kelime var ama türkiyede bir çok kişi bu kelimenin ne anlama geldiğini bile bilmiyor. bizi yöneten ve kendini türkiyenin entelektüel kesimi gören insanların yaptığı çoğu davranışa bakıyorumda türkiyede ne hukukun ve demokrasinin olmadığını anlıyorum sizcede değilmiçünkü o azönce bahsettiğim kesim türkiyenin % 90 nın istediği bir şeyin önüne taş koyamıyormu istediği zaman %90 değil %100 olsa bizim istediğimiz dışında hiçberşey olmaz denmi
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat